Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
4 Şubat 2001

Berlin'de iki Türk

Film festivalleri birbirini izliyor. Sundance'in ardından ticari kaygılardan, görkemli gösterilerden uzak kalmayı bilen heyecan verici bir festival de kuzeyde yapıldı. Rotterdam Film Festivali'ne gidemedim ama (Alin'in dediğine göre) tam bana göreymiş. Deneysel filmlerin, genç sinema örneklerinin çok olduğu, yönetmenlerle adam gibi oturup konuşabildiğiniz, sahte bir şaşaanın yolları tıkamadığı bir festival. Rotterdam, yıllardır en umutlu olduğum festivallerden biri olmuştur zaten. Gitsek de gitmesek de,
böyle festivallerin varlığı insanın içini ısıtıyor. "Orda bir festival var uzakta!" misali.
Rotterdam Film Festivali bu yıllık sona erdi ama olsun, o bittiyse Berlin başlıyor.
7 Şubat Çarşamba günü start verecek olan Uluslararası Berlin Film Festivali, Jean-Jacques Annaud'nun büyük bütçeli filmi 'Düşman Kapıda' (Enemy at the Gates) ile açılacak. 18 Şubat'a kadar sürecek olan festivalde yüzlerce yeni film gösterilecek. Buna karşılık, Altın ve Gümüş Ayı'yı almak için yarışacak filmlerin sayısı sadece 24. Bu filmlerin arasında, İtalya'da yaşayan bir Türk yönetmenin, Ferzan Özpetek'in İtalyan yapımı filmi 'Le Fate Ignoranti' de var. Özpetek, yarışmaya Altın Küre adayı 'Malena' ile katılan Giuseppe Tornatore ile birlikte, italya'yı Berlin'de temsil eden iki yönetmenden biri olacak. Almanya'da yaşayıp çalışan bir başka yönetmen, Fatih Akın da Berlin jürisinde yer alıyor. Başkanlığını Fox'un sabık başkanı Bill Mechanic'in yaptığı jürinin diğer üyeleri ise şunlar olacak: Yönetmenler faslından Dario Argento, Xie Fei, Hector Babenco; oyuncu olarak Jacqueline Bisset ile Dominique Blanc; eleştirmen Diego Galan ve film tarihçisi Kyoko Hirano.
Ferzan Özpetek, 'Hamam' ve 'Harem' gibi çok temiz iki film çıkarmış, ama Türkiye'de çalışması hep baltalanmış bir yönetmen. Hele 'Harem'de devlet yardımı beklerken (ülke
dışında çalışanların bazen böyle saflıkları olabiliyor) öyle engellemelerle karşılaştı ki bir daha burada çalışmaya yedi ceddine tövbe etti. En azından şimdilik durum bu merkezde. Sanıyorum Türkiye'de film yapsa bile çok masraflı dönem filmleri yerine modern, sade, küçük hikâyeleri tercih edecek. Çünkü sonuçta Ferzan, herkesin sandığı gibi para içinde yüzen biri değil, kendi imkânlarıyla bir şeyler kotarmaya çalışan bir sinemacı.
Fatih Akın'a gelince, onu ilk kez Ankara Film Festivali'nde tanıdık. Kısa filmleri çok dikkat çekiciydi. Birkaç yıl önce, kendisi de Festival'e konuk olduğunda, niye uzun metraj çekmediğini, ne zaman çekeceğini sormuştuk, "Yakında" demişti. Hikâyeleri kavrayışı, parçaları bir araya getirişindeki ustalık,
hikâye anlatma yetisi, sınırsız enerjisi ve temposuyla bu işi hakkıyla başaracakmış gibi görünüyordu çünkü. Öyle de oldu. Şu anda Fatih, Almanya'nın en umut veren genç yönetmenlerinden biri. Evet, Berlin Film Festivali'nde iyi iki sinemacımız var. Kimi temsilen katıldıkları o kadar önemli değil. Başarıları bizi mutlu ediyor.
vinny@turk.net


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.