Olmadı Sir Den Sir Den'in, Ankaragücü maçında Türkiye Süperstar Futbolcular Derneği (TSFD) Başkanı Enver Baliç'i oyundan almasını kınıyorum. Fener, Baliç'siz bir adım bile atamaz. Dolayısıyla Baliç'in oyundan alınmasının bir taktikle ilgisi olamaz. İngiliz ekolünden gelen bir teknik direktör eğer oyuncusunu pardon yıldızını muhtemel ciddi bir sakatlıktan korumak pahasına saha kenarına almayı uygun görmüşse, bunun bir üslubu vardır elbet. Mesela devre arasında pekâlâ sahanın ortasına gelerek bunu anons edebilirdi. 'Sayın sporseverler, sakatlanırsa mazallah ne yaparız? 54. dakikada Baliç'i değiştirmeyi düşünüyorum. Kendisinden özür dilerim' diyebilirdi.
İşte bunu yapmadı Sir Den. Kabahati çok büyük.TSFD Başkanı'nın oyundan çıkarken el-kol hareketleri yapması, yere tükürmesi doğal. Yine de sinirlerine iyi hâkim olmuş. Başka süperstar olsa inatla sahada kalır ya da evine döndüğünde gardrobundaki bütün Trussardi'leri yakardı.
Kolay mı.. Ekran başında milyonlarca Türk kızı yeni look'u ile ona sadece 54 dakika doyabildi. Lefteris-Ajda dostluğu Tarihler 1991'i gösterdiğinde, Turgut Özal ile Andreas Papandreu'nun başlattıkları ömrü kısa 'Davos ruhu' can çekişiyordu. Dönemin buralardaki en ünlü organizatörü Mihalis Lefakis, Nebahat Çehre'yi Atina'ya davet etmiş, bu ziyaret ses getirmediğinde Ajda Pekkan'da karar kılmıştı.
Süperstar, Intercontinental Oteli'nde ağırlanıyordu. Rahmetli hocam Ahmet Uran Baran, o güleç yüzü ve babacan sıcak sesiyle "Abicim Ajda Pekkan ile konuşmaya gidiyorsunuz" dedi. O dönemde kendisine 'kukle mu' diye laf atan Yunanlı kızlara bakıp geçen, ancak sonradan 'bebeğim' dediklerini öğrendiğinde kahrolacak kadar Yunanca bilen NTV'nin Ankara Temsilcisi Murat Akgün ile birlikte Anadolu Ajansı'nın iki acar muhabiri olarak 'Sarıkız'ıma yani 50 cc'lik motosikletime binerek otelin yolunu tuttuk.
Odaya çıktığımızda Ajda Pekkan ve Lefakis'den başka bir misafir daha vardı. Lefteris Pandazis. Şöhretin daha ilk basamaklarını tırmanıyordu. Bir şeyler kazandıracağı düşüncesiyle Süperstar'a gereğinden fazla romantik bakıyordu. Hareketleri ise Osmanlı kültürü ile büyümüş bizlere ne yalan söyliyeyim biraz tuhaf geliyordu. Sohbet ederken kasetinin 20-30 bin sattığını söyledi Lefteris. Vedalaşırken de bize birer kasetini hediye etmek istedi. Otomobilinin bagajını açtığında en az 500 kasetle karşılaştık. Yani kasetleri biraz da öyle 'satan' bir sanatçıydı.
Ama zamanlar değiştiğinde melodiler de değişiyor. Ailesi 25 yıl önce eski SSCB'den Yunanistan'a göçen Karadeniz kökenli Lefteris zirveye tırmandı. Kasetleri gerçekten on binler sattı. Tam yıldızı inişe geçerken Tarkan'ın 'Yakalarsam mach-much'u
ile yine doruğa çıktı.
İşte iki eski dost, Ajda Pekkan ile Lefteris Pandazis 10 yıl sonra Atina'da yine buluştu.
Pandazis, Türkiye'deki Yunan şarkılarına olan hayranlık modasından payını almak istiyor. Bu da doğal. Ancak, ne hikmetse hep Yunanlı sanatçılar Türkiye'de çok tutuluyor. Hani bir Türk ses sanatçısı da buradaki listeleri altüst etse olmaz mı? Pek sanmıyorum. Neden derseniz, şimdi yakınlaşma dönemi. En iyisi tatlı yiyip tatlı konuşmak.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|