Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
4 Şubat 2001

Dert yalnız 'cep'te değil

Cep telefonu yer istasyonlarının ve diğer elektromanyetik kirlilik yaratan aygıtların kuruluş ve kullanılışlarına dair hukuki boşluk en kısa sürede, evrensel ilkeler dikkate alınarak doldurulmalı
Haber ResmiProf. Dr. NÜKHET TURGUT
Hukuki boşluktan kaosa: Elektromanyetik kirlilik sorunu ülkemizde cep telefonu yer (baz) istasyonları ile gündeme gelmiş ve konuyu doğrudan ilgilendiren hukuki düzenleme olmadığı gerçeği ortaya çıkmıştır. GSM operatörlerinin istasyonları kural tanımaksızın hemen her yere kurmaları nedeniyle baş gösteren mağduriyetler yaygınlaşınca Çevre Bakanlığı bir genelge yayımladı. Genelgenin en önemli hükümleri; istasyonların yerleşim alanları dışında kurulmalarının kabulü, bu konuda valilikler ile Mahalli Çevre Kurulları'na yetki verilmesi ve getirilen 'sınır değerler'e (insanların maruz kalabileceği maksimum radyasyon ölçütleri) uyulup uyulmadığına ilşikin ölçümlerin TÜBİTAK ile teknik donanıma sahip üniversiteler tarafından yapılacağıdır.
Bu olumlu hükümler, Ulaştırma Bakanlığı'nın yönetmeliği ile yok edilmiştir. Böylelikle hukuki boşluğun giderilmesi bir yana, önceki durumu aratacak ölçüde bir karmaşa yaratılmıştır. Her iki hukuki metin için açılan iptal davaları bitince karmaşanın hangi boyuta geleceğini zaman gösterecek.

Yeni yönetmelik zorunlu
Şu aşamada yapılması gereken, yeni yönetmeliğin Çevre Bakanlığı'nca hazırlanmasıdır. Çünkü sorunun esası elektromanyetik kirliliktir ve bu da diğer kirlilik türlerinde olduğu gibi Çevre Yasası'nın genel esas ve yaptırımlarına bağlı kılınmalıdır. Yeni yönetmelik yalnız yer istasyonlarının değil, radyo ve televizyon vericilerinin yarattığı elektromanyetik kirliliği de kapsamalı. Kuşkusuz bu hazırlanma sürecinde Ulaştırma Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile diğer ilgili birimlerin de görüşlerinin alınması gereklidir. Sorun, İsviçre, Almanya ve İtalya'da böyle bir çerçevede çözüme kavuşturulmuştur.
Çıkarılacak yeni yönetmelikte öncelikle vurgulanacak nokta, insan ve çevre sağlığının radyasyonun etkilerinden korunması hedefinin, Ulaştırma Bakanlığı'nın çıkardığı yönetmelikte yapılanın aksine, yönetmeliğin amacında açıkça vurgulanması ve kuşkusuz başlığına ve içeriğine de yansıtılmasıdır.

'İhtiyat' ilkesi ve risk
Böyle bir yönetmelikte, birçok ülkedeki gibi çevre hukukukunun 'ihtiyat ilkesi' hareket noktası olmalıdır. İlkenin özü her şeyden önce insan sağlığının düşünülmesi, bilimsel veriler kesin bir 'neden-sonuç' bağı çerçevesinde belirgin bir zarar ortaya koymasa bile 'risk' olasılığı düşünülerek önlemler alınmasıdır. Böylece risk ile ihtiyat arasındaki seçimde bu ikincisinden yana tavır takınılmakta, riskten kaçınılmaktadır. İhtiyat ilkesinin benimsenmesinin sonucu olarak dikkate alınması gereken esaslara geçelim.


   * Sıkı ölçütler getirme zorunluluğu: Gerek Çevre Bakanlığı'nın genelgesinin, gerek 'Baz' Yönetmeliği'nin getirdiği 'sınır değerler' (ölçütler) İyonlaştırıcı Olmayan Radyasyondan Korunma Uluslararası Komisyonu'nun benimsediği değerlerdir. Bunlar yüksek (esnek) oldukları ve tehlikenin önlenmesi bakımından yeterli güvenci sağlayamadıklarından birçok ülke, çok düşük, yani daha sıkı ölçütler beminsedi. Örneğin, ülkemizde de esas alınan 41 ve 58 şeklindeki yüksek değerler 6 ve 4 gibi rakamlara düşürüldü.
Rakamsal büyüklüğün dışında, bu değeri yeterli güvenceyi sağlamaktan uzak kılan diğer faktör, belirlenmesinde yalnız 'kısır vadenin' ve 'vücut ısısının iyonlaştırıcı olmayan radyasyon nedeniyle artmasından kaynaklanan' olumsuz etkilerin dikkate alınmasıdır. Yani adı geçen ölçütlerin belirlenmesinde insan ve çevre sağlığında uzun vadede görülecek olumsuz etkilerle 'vücut ısısının artmasının dışında kalan' olumsuz biyolojik etkiler hesaba katılmamıştır. Bu nedenle birçok ülke çok daha sıkı standartlar kabul etti ve başka önlemler alma zorunluluğu duydu. Ülkemizde de bu şekilde sıkı sınır değerler kabul edilmeli. Halkımızın, yakında piyasaya girecek üçüncü GSM operatörlüğünü üstlenen bankanın ortağının İtalyan olduğu gerçeği de göz önüne alınırsa, İtalyan halkı için kabul edilen çok daha düşük rakamları içeren ölçütlerin çok çok üstünde radyasyon değerlerine maruz bırakılmasının nedenini ve hesabını kuşkusuz sorması gerekir.
Sınır değerler bakımından düşünülmesi gereken bir konu da, belli bir alan içinde birden çok yer istasyonunun kurulabilme olasılığı dikkate alınarak, o yöredeki izin verilebilir maksimum sınır değerini bunların hepsinin birlikte, toplam olarak karşılama zorunluluğu getirilmesi, yani her birine tek tek o sınır değere kadar radyasyon yayma olanağının verilmemesidir. Aksi durumda sınır değeri belirlemenin, bu belirleme sıkı şekilde yapılsa bile, hiçbir anlamı kalmayacaktır.

   * Ölçütlerle birlikte başka kurallar da getirme: İhtiyat ilkesi bakımından, sıkı ölçütlerin yanı sıra başka önlemlere ilişkin kurallar da belirlenmeli. Öncelikle istasyonların kurulacağı yerler bakımından kural getirilmesi zorunlu. Bir kere yerleşim alanlarındaki binaların duvarlarına ve insanların toplu kullanabileceği park, okul gibi alanlara istasyon yerleştirilmesi yasak olmalı. Yerleşim alanlarında gökdelen tipi binaların tepesine, asgari yükseklik belirlenmesi, izolasyon, yakınlarda aynı hizada ya da daha yüksek binaların bulunmaması gibi koşulların birlikte karşılanması şartıyla izin verilmelidir.
Boş arazilere yerleştirme, ancak bu yerlerin kimsenin kullanmayacağı alanlar olmaları ve aynı zamanda yakınlardaki binalar ile en az 200, 250 metre gibi mesafeler bırakılması koşullarıyla söz konusu olabilmelidir.

   * Etkilenebilecek kişilerin görüşlerini alma: Yer istasyonlarının kurulacağı yörede yaşayanlara, istasyonların riskini öğrenme ve kabul edip etmeme olanağı tanınmalı. Görüş alma, ÇED süreci uygulanması zorunlu tutulacak istasyonlar bakımından, bu sürecin içerisinde gerçekleştirilecektir. ÇED'e tabi kılınmayacak istasyonlar bakımından, diğer koşullar çerçevesinde yerleştirilecekleri yerlerdeki kişilerin görüşlerinin alınmasına, en azından onlara gerekli izin verilmeden önce belli süre içinde itiraz hakkının tanınmasına (Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği'ndeki gibi) ilişkin bir kural kabul edilmelidir.

   * Çevresel etki değerlendirme (ÇED) sürecine uyulması: Yer istasyonlarına izin verilirken ÇED yapılması en azından bazı koşul ve durumlarda zorunlu olmalı. Mevzuatımızda var olan Ön ÇED sürecinin en azından 'kuleler' şeklinde arazilere kurulan istasyonlar bakımından işletilmesi gerekli. Bu bağlamda ABD'deki sulak alanlar, yabanıl yaşam, tarihsel sitler, nesli tehlikede olan türler gibi çevresel varlıkların korunması amacıyla, buralarda ÇED yapılacağına ilişkin hukuki düzenleme ve bu yöndeki uygulama göz önüne alınmalı. Bunun dışında ise, izin verilmeden önce, kurulacak yerin elektromanyetik alan bakımından incelenmesinin ÇED sürecine tabi tutulmamış olan yer istasyonu türleri açısından da yapılması gerekir. Bu noktaya ilişkin Çevre Bakanlığı'nın genelgesindeki olumlu hükümlere yeni yönetmelikte de yer verilmeli.
Halen yürürlükte olan ÇED yönetmeliğinin ilgili hükmü (Ek.I I 12 numaralı bend) çerçevesinde yapılacak girişim ve uygulamalar yukarıda belirtilen türden ÇED sürecine ilişkin yeni bir düzenlemenin yapılmasına da gerek bırakmaz. Çünkü bu bendde ÇED ön araştırması uygulanacak faaliyetler arasında 'elektronik ve elektromekanik tesisler' de sayılmıştır ki yer istasyonları da bunların arasında kabul edilmelidir. Esasen bu bendin, idari ya da yargısal başvuru yolları harekete geçirilmek suretiyle uygulanması ve özellikle Çevre Bakanlığı'nın yetkisini gerektiği şekilde kullanmaya zorlanması yolu halihazırda da kullanılabilir.

   * Ölçütlerin denetimi: Kabul edilecek sınır değerlere yalnızca başlangıçta değil, adı geçen tesislerin tüm çalışma süreleri boyunca uyulması şart. Bu konudaki denetim büyük önem taşır. Denetime ilişkin ölçüt saptamalarının ilgili firmaların dışındaki bağımsız ve uzman kuruluşlar tarafından periyodik olarak yaptırılması zorunlu kılınmalıdır. Çevre Bakanlığı'nın genelgesinde getirilen hüküm olumludur. Oysa 'Baz Yönetmeliği'nde GSM operatörlerine yetki verildiği gibi, esasen yetkisi operatörlerin iletişim hizmetini vermesiyle sınırlı olması gereken Ulaştırma Bakanlığı ölçümleri yapacak kuruluşları tespit etmede de yetkili kılınmıştır.

   * En iyi, en temiz teknoloji kuralının benimsenmesi: Bu kural sayesinde insan sağlığı açısından risk yaratmayan yeni sistemlerin zaman içinde geliştirilmesi ve ilgili firmaların bunları kullanması sağlanabilecektir. Bu bağlamda dünyada yeni bir ileri teknoloji geliştirilmesi durumunda bunun kurulu sistemlerde ilgili firmalar tarafından hemen uygulanması zorunluluğu getirilmelidir.
Baz istasyonlarına ilişkin tüm bu kurallardan beklenen işlevselliğin gerçek anlamda sağlanması getirilecek düzenlemelerin cep telefonu kullanımı konusundaki kurallarla tamamlanması halinde mümkündür. Bu bağlamda, aynen sigara içme yasağında olduğu gibi, cep telefonlarının insanların toplu olarak bulundukları yerlerde açık şekilde bulundurulmaları ve belli yaşın altındakilerin bu telefonları kullanmaları gibi konularda sınırlama ve yasaklar da kaçınılmazdır.

   * Yetkili birim: Kuruluş yerleri için gerekli izinleri vermenin, birçok ülkede yapıldığı şekilde, yerel birimlerin yetkisinde olması gerekir. Asıl yetkili birim olarak, Çevre Bakanlığı'nın genelgesinde belirtildiği gibi, Mahalli Çevre Kurulları düşünülmelidir. Bu kurullarda olayın içinde bulunması gereken belediyeler de yer alır.
Nihayet göz önüne alınması gereken bir nokta da, uluslararası bilimsel toplantıların çoğunda işaret edildiği üzere, cep telefonlarının insan yaşamında ne ölçüde bir zorunluluk olduğunun sorgulanmasıdır. Şimdilik görünen şu ki, bu telefonlar insan yaşamının 'onsuz olmaz' derecedeki zorunlu -temel- gereksinimi değildir. Bu gerçeğin, gerek telefonların, gerek yer istasyonlarının yarattığı olumsuz etkileri yok edecek teknolojiler geliştirilmediği sürece, bilinçli her tüketici tarafından dikkate alınması çok önemlidir.
Prof. Dr. Nükhet Turgut: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Çevre Hukuku Anabilim Dalı Başkanı


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.