![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
İlaç hastalığı ağırlaştırırsa... Ekonominin içinde bulunduğu durgunluktan çıkış yolları aranıyor. Bu çerçevede bazı sektörlere 'kolaylıklar' düşünüldüğü haberleri geliyor. Bunların bazıları son derece riskli. Durgunluğun temel nedenini doğru saptamak gerekiyor. Eğer düşünülen bu 'kolaylıklar' bu temel nedene çare olacaklarsa bir sorun yok. Ama, öyle değil. Çünkü durgunluğun temel nedeni, kasım krizi ile birlikte yükselen faiz hadleri. Faiz hadlerinin düşmesi gerekiyor. Durgunluktan çıkışın temel ilacı bu. Peki, nasıl düşecek faiz haddi? Faiz haddinin düşmesi için programın başlangıcındaki olumlu havanın tekrar yakalanması gerekiyor. Şu anda kimse önünü göremiyor. Bu belirsizliğin azaltılması şart. Olumlu bir hava oluşturabilmek için en az iki koşul sağlanmalı: Birincisi, Ankara'dan çelişkili sinyaller vermemek gerekiyor. 'Enflasyonu hallettik, sıra reel sektörde' gibi demeçler son derece irkiltici demeçler. 'Acaba, programdan sapma mı olacak?' sorularını beraberinde getiriyor. Keza, hükümetin bazı kuruluş temsilcileriyle yaptığı bir dizi toplantı da soru işaretlerinin çoğalmasına yol açtı. Sonuçta, o düşürmeye çalıştığımız faiz hadlerinde 7-8 puanlık yükseliş yaşandı. Tabii ki sorunlara çare aranacak, çeşitli kuruluşlarla da görüşülecek. Ancak, kimse ne yapılmak istendiğini doğru dürüst anlatmadığından, kötü ihtimaller akla geliyor. Sanırım ne yapılmak istendiği çok açık değil, onun için anlatılamıyor. Bu daha da kötü. Olumlu havanın sağlanması için ikinci koşul, bazı yapısal önlemlerin devreye sokulması. Ama, bunu yaparken Türkiye ekonomisinin koşulları mutlaka göz önüne alınmalı. Özellikle de bankacılık reformunda. Kasım krizine giden yolda, bazı bankalara ilişkin getirilen düzenlemelerin etkisi unutulmamalı. Sağlıklı bir ekonominin yolu sağlıklı bir mali sektörden geçiyor. Çürük elmalar ayıklanacak, sağlamların da bilançoları düzeltilecek. Kriz çıkma olasılığının en aza indirilmesi için gerekli tüm bunlar. Ancak, bunlar yapılırken Türkiye ekonomisinin koşullarını mutlaka dikate almak gerekiyor. Birincisi, çok kısa sürede bilançolara çekidüzen verilmesini istemek doğru değil. İkincisi, getirilecek bazı düzenlemelerin reel sektöre açılacak kredi miktarını olumsuz etkileyebileceğini unutmamak gerekiyor. Oysa, biz durgunluktan yakınıyoruz. Bankalara ilişkin yapılacak düzenlemelerin zamanlaması ve tarzı da önemli. Geçtiğimiz aylarda yapıldığı gibi sansasyonel kısmı ön plana çıkarsa, tüm sektör huzursuz oluyor. Ayrıca, 'Sürat felakettir' özdeyişini de unutmamak gerekiyor. Bu konularda göstereceğimiz özen belirsizliği azaltacak, artan risk nedeniyle yükselen faiz hadlerini daha makul düzeylere çekecek. Burada bir noktanın altını özenle çizmekte yarar var. Faiz hadlerinin düşmesi için yabancı sermaye girişine bel bağlamamamız gerekiyor. Önce, biz üzerimize düşeni yapalım. Belirsizliği azaltalım, güven ortamını yeniden sağlayalım. Arkası, kendiliğinden gelecektir. Sonuç şu: Durgunluğu aşmak için düşünüldüğü rivayetleri dolaşan bazı önlemler, durgunluğun temel nedenini daha da kuvvetlendirici önlemler. Çare bulalım derken, sorunları daha da ağırlaştırmanın bir anlamı yok. Aman, dikkat.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||