Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
12 Şubat 2001

Omar'ın adaleti

Sanırım 94-95 yıllarıydı... Pascal Nouma, Paris Saint Germain yedek kulübesinin müdavimiyken, takımın savunmasında o hattı organize eden bir adam vardı. Onu dün Rize'de seyretmenin keyfini yaşadım. Omar Dieng, PSG, Auxerre ve galiba bir süre de İtalya'da oynadı, iyi performansını Türkiye'de zirveye çıkardı. Dün sadece savunmaya değil, orta sahaya, hatta Tetteh'e ve Saffet'e, nereye gitmeleri gerektiğini sürekli o söylüyordu. Maçın görünmeyen kahramanıydı Omar Dieng... Eli, ağzı ve tabii ki ayakları bir dakika durmadı. Harikulade organize ettiği Çaykur Rize'nin, neden ligin Galatasaray'dan sonra en az gol yiyen takımı olduğunu anlamak hiç de zor değil. Dieng, bu organizatörlüğünün yanı sıra dünkü performansıyla ligimizin en iyi kesicisi olduğunu da kanıtladı. Seyircinin onun önemini çok iyi kavradığını da belirtmek gerek. Maçtan bir saat önce, iki amigo Dieng'i kolundan tutup bütün tribünleri gezdirdi. Alkış, tezahürat, kıyamet...
Gelelim Beşiktaş cephesine... Perşembe gecesi kupada seyrettiğim Siyah-Beyazlı takım elenmesine karşın, sezonun en iyi oyunlarından birini oynamıştı. İlk kez hem savunma hem de hücumu aynı ölçüde düşünüp uygulamışlardı. Ama Rize'de Nouma dışında aynı kadroyla mücadele eden Beşiktaş, üst üste dört pas yapamadı. Dört günde bu kadar değişebilen bir kadroya nasıl takım denebilir? Barcelona'yı 3-0 yenip, Leeds'ten 6 gol yiyen Beşiktaş bu... Kuşkusuz Çaykur Rize'nin orta sahada Nicholas ve Devran'la uyguladığı katı pres, iki kanat oyuncusu Serkan ve Kazım'ın korkunç süratli ve baskılı oyunları Kartal'ı zorladı. Tabii sahanın, özellikle ilk 25 dakikadaki en iyisi Ümit Ozan'ın, 'Üç Büyükler'e yakışır oyun kurculuğunu da eklemeli. Fakat bunlar, Beşiktaş'ı bu kadar bozmaya yetmemeliydi. O kadar bunaldılar ki, ilk akın girişimlerini 22. dakikada yapabildiler. İlk gollük şutu 38. dakikada atabildiler. İlk ve ender beşten fazla paslı akınları ise 49. dakikada Ayhan'ın şutuyla son buldu. Fazlı'nın amatörlüğü ve Ahmet Dursun'un halı zihniyeti, fena halde sırıttı.
İlk devrede Rize, bütün güzel yönlerine rağmen penaltı dışında hiç gol kaçırmadı. İkinci yarı ise çıkan ama oynayamayan Beşiktaş'ı, uzun toplarla darmadağın ettiler. Beşinci golü atan Ümit Ozan yorulmamış olsa, iki takımın tarihleri bile değişebilirdi belki... Siyah - Beyazlılar da bunu anlamış olacak ki, dördüncü golden sonra savunmaya çekildi.
Bütün bunlar bir yana, şöyle bir tablo çıktı ortaya: Rize ligin en az gol atan dördüncü takımı. Bu maç öncesinde Beşiktaş'tan altı gol az yemiş, ama onların yarısından bir fazla atabilmişlerdi. Maç başına gol ortalaması 1.15 olan Karadeniz ekibi, Beşiktaş filelerini tam beş kez ziyaret etti. Bu sadece farklı bir yenilgi değil. Sanırım, Beşiktaş'ta çok şey değişecek.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.