![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Yanlışları yanlışla düzeltmek! Hükümetin hafta içinde reel kesim yetkilileri ile yaptığı toplantı IMF programına ilişkin belirsizliği artırdı. Yanlışı yanlış yaparak düzeltmek şeklinde algılanan genel yaklaşım gerek yerli gerekse yabancı yatırımcıları tedirgin etti.2000 yılı başında uygulamaya konan programın yapısı gereği hükümetin ekonomiyi canlandırma gayreti içinde olmaması, işçi-işveren ilişkilerine müdahale etmemesi gerekiyordu. Öncelikle mali disiplinin kalıcı olarak tesisi amacıyla yapısal reformalar üzerinde yoğunlaşması lazımdı. Fakat öyle olmadı toplumun tüm kesimlerine programın yapısı ile ilgili olmayan pek çok mesaj verildi ve dile getirilen yönde eylem sergilendi. 17 Ağustos depremi ekonomiyi durgunlaştırmış, yapısal çözümler için uygun bir ortam sunmuştu. Bir yandan yapılacakların topluma çok iyi anlatılması, iş dünyasına da başınızın çaresine bakın yeni yapıya uygun ve istikrarlı bir şekilde faaliyet göstermek üzere organize olun denmesi ihtiyacı vardı. Ancak böyle olmadı, ekonominin canlanması için programın başarı şansını azaltacak pek çok şey yapıldı: Yapısal reformlar konusunda pek bir şey yapılmazken, cari açıktaki kontrolsüz büyümeye seyirci kalındı. İşçi-işveren ilişkilerine işçiler lehine müdahale edildi; niyet mektubu ile verilen sözleri hatırlatan IMF'ye, 'Siz tavsiye edersiniz son kararı biz veririz, dendi; işçi sendikalarını yanına alan hükümet iş güvencesi konusunu gündeme getirerek hem iş dünyasını karşısına alarak reel kesimdeki sorunların çözümünü yokuşa sürdü, hem de özelleştirme konusundaki çabaları sabote etti. Sonra ne mi oldu? Ekonomik açıdan 17 Ağustos 1999'dakinden çok daha yıkıcı bir deprem yaratıldı. Gerek hükümete gerekse programa yönelik güven sarsıldı; programın başarı şansı iyice azaltıldı. IMF yine devreye girerek durumu düzeltmeye çalıştı, hükümet yeni sözler verdi. Fakat daha verdiği sözleri tutmadan bu kez zor duruma düşürdüğü işveren kesimine yaklaşarak durumu düzeltme işveren kesimi lehine müdahale etme eğilimine girdi. Tüm bunlar iyi niyetle yapılmış olsa da hükümetin programı farklı nedenlerle sabote ettiği gerçeğini değiştirmiyor. Gerek işçi, gerekse işveren kesiminin geleceği açısından en olumsuz tavır sergilenmiş oluyor. Bu kadar yanlışa ve yanlışı yeni yanlışlarla düzeltme ısrarına rağmen bu programın başarılı olma şansından bahsedilebilir mi? Bana göre gerek işçi sendikaları ve hükümet, gerekse Ankara'dan yardım dilenen işverenler sorunlarımızın nasıl çözüleceği konusunu hiç anlamamışlar ve böyle geldiği gibi gitmesi için her türlü çabayı sergilemeye devam ediyorlar. Ancak büyük bir gaflet içinde olduklarını, bindikleri dalı kestiklerini söylemek zorundayız; zira artık hiçbir şeyin eskiden olageldiği gibi devam etmesi mümkün değil. Dünya değişiyor, onlar da er geç değişmek zorunda olduklarını fark edecekler ve onlar bu gerçeği anlayana kadar sıkıntılarımız artmaya devam edecek.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||