Önce hapis, sonra delilProf. Dönmezer ile Prof. Yenisey araştırdı: Sadece polisin aldığı ifadeyle iddianame yazılıyor. Delilsiz karar veriliyor. Soruşturmalar da davalar da çok uzuyor DEMET BİLGE
KEVSER DEVECİOĞLU
İSTANBUL - Geciken adalet, birçok kişinin suçsuz yere yıllarını cezaevinde geçirmesine neden oluyor. Ceza hukukçusu Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer ile Prof. Dr. Feridun Yenisey'in 'Ceza Adalet Sisteminin Etkinliği' adlı kitabı, Türkiye'de çok sayıda kişinin 'adalet mağduru' olduğunu ortaya koyuyor.
Türk yargı sisteminin en önemli sorununun 'gecikme' olduğu vurgulanan kitaptaki bilgilere göre, hazırlık soruşturmalarının yetersiz yapılması, davaların polis ifadeleri esas alınarak açılması ve mahkemelerin delil toplamaktaki yetersizliği sonucu sanıklar, kimi zaman gereğinden fazla tutuklu kalıyor ve hatta suçsuz yere cezaevinde yatıyor. Türkiye'de davaların sadece yüzde 20'si beraatle sonuçlanırken, bu oran Avrupa ülkelerinde ise yüzde 53. Ord. Prof. Dr. Dönmezer ve Prof. Dr. Yenisey, kitaplarında yargı sistemindeki gecikmenin nedenlerini ve kendi kurbanlarını yaratan adaletin daha etkili ve hızlı işlemesi için önerilerini şöyle formüle ediyor:Polisin görevi farklı "Polisçe alınan ifadeler, savcının iddianamesinin esasını oluşturuyor. Batı ülkelerinde polis, kanunların verdiği yetkilerle kapsayıcı bir araştırma yaparken, Türkiye'de polis, faili yakaladıktan sonra ifadesini alıp, savcılığa sevk ediyor. Türkiye'de savcılar, polisten gelen dosya üzerinde yüzeysel bir inceleme yaptıktan sonra, iddianame hazırlayarak, mahkemeye sevk ediyor. Oysa savcının yetkilerini kullanarak, polisi harekete geçirip, kesin delillere ulaştıktan sonra davayı açması gerekiyor. İncelenen 1117 dosyadan sadece 206'sında savcı delilleri tek tek açıklarken, 850 iddianamede delillerin neler olduğu belirtilmedi. Duruşmalar erteleniyor Dosya eksik soruşturmayla mahkemeye geliyor. Ağır iş yükü altında ezilen mahkeme önüne gelen dosyayı yeterince inceleyemiyor. Duruşmalar genellikle, eksik evrak nedeniyle erteleniyor. Türkiye'de uzman mahkemeler olmadığı için, hemen her dava bilirkişiye gidiyor ve dosyanın geri dönmesi yaklaşık bir yılı buluyor. Delil durumunda bir değişiklik olmadığı için sanık yeniden cezaevine gönderiliyor. Uzadıkça uzuyor Hazırlık soruşturmasının kısa sürmesine karşılık, yargılama ve hüküm verme aşaması oldukça uzun. Suçun işlendiği tarihten yaklaşık 75 gün sonra kamu davası açılıyor, 76 gün sonra ilk duruşma görülüyor. İlk celse ve son celse arası 165 gün, Yargıtay'da hükmün kesinleşmesi ise 195 gün sürüyor. Delil durumu değişmediği sürece sanık tutuklu kalıyor. Beraat oranı az Avrupa'da davalar sanığın beraat edeceği ihtimali üzerinden açılıyor. Türkiye'de ise eksik delillerle açılan davaların çoğu cezayla sonuçlanıyor. Avrupa ülkelerinde beraat oranı yüzde 53 iken, bu oran Türkiye'de sadece yüzde 20." Adli hata manzaraları Sulhi Dönmezer ve Feridun Yenisey'in kitabına konu olan sıkıntıların somut örnekleri Türkiye'de sıkça yaşanıyor. İşte bazı ünlü ve sorunlu davalar: Beş yıl sonra beraat Yasadışı örgüt üyesi oldukları iddiasıyla küçük yaşta gözaltına alınan Manisalı gençler, beş yıl cezaevinde kaldı. Her duruşmada 'suçsuz' olduklarını söyleyen 15 genç, işkence altında alınan polis ifadelerini reddetti. Davanın beşinci yılında gelen beraatin gerekçeli kararında, "Sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediğine dair, hukuka aykırı alındığı kesinleşen ikrarlarından başkaca mahkûmiyetlerini gerektirir kesin ve
inandırıcı deliller elde edilemediğinden, tüm sanıkların beraatine karar verildi" denildi. 2.5 yılı gitti Mısır Çarşısı'nda iki yıl önce meydana gelen patlamanın ardından polisin yaptığı ilk incelemede 'Bomba patladı' demesi üzerine, sosyolog Pınar Selek gözaltına alındı. Mahkeme, defalarca bilirkişi incelemesi istedi. Raporların mahkemeye ulaşması aylar sürdü. Selek ise duruşmalarda sürekli masum olduğunu söyledi. 'Patlayan tüpgazdı' şeklindeki son bilirkişi raporu, Selek'e özgürlük getirdi. 2.5 yıl cezaevinde kalan Selek, devletten davacı olacağını söyledi. Cezaevinde beş yıl Trabzon'da öldürülen İbrahim Sarı'nın katili olduğu iddiasıyla komşusu Adil Taş tutuklandı. Taş beş yıl cezaevinde yattı. Son duruşmada, polisin olay yerindeki parmak izlerini, Taş'ınkilerle karşılaştırmadığı ortaya çıktı. Parmak izleri
uyuşmayınca Taş, 300 milyon lira kefaletle serbest bırakıldı. 20 yıla 4 milyar lira Halit Güleç, 27 Kasım 1980 'de Diyarbakır'da Neytullah Özgen'i öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı. Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi'nde ömür boyu hapisle cezalandırıldı. Yargıtay delili yeterli bulmadı, kararı bozdu. Güleç, Sıkıyönetim Mahkemeleri kaldırılınca, 1990'da Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada serbest bırakıldı, 8 yıl da tutuksuz yargılandı. 22 yaşında yargılanmaya başlayan Güleç, 40 yaşına geldiğinde 'delil yetersizliğinden' beraat etti. 18 yılın sonunda devlete tazminat davası açan Güleç'e 4 milyar lira ödenmesi karara bağlandı. Geç gelen itiraf Nevzat Pak, bir gasp olayına karıştığı iddiasıyla tutuklandı, 24 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Olaydan dokuz yıl sonra yakalanan bir kişi, gasp olayını itiraf etti. Pak serbest bırakıldı, ancak beraat kararının verilmesi de dokuz yıl aldı. 18 yılına karşılık dava açan Pak, 745 bin lira maddi, 5 milyar lira manevi tazminat kazandı. 6 yıl sonra DNA testi Orhan Dinç, 1995'te Edirne'de Trakya Üniversitesi Araştırma Görevlisi Nagihan Polat'a tecavüz edip öldürdüğü iddiasıyla ömür boyu hapse mahkûm oldu. Yargılama süresince DNA testi yapılmasını isteyen Dinç, mahkûm olduktan sonra da bu talebini sürdürdü. Yapılan DNA testinin sonunda Polat'tan alınan spermlerin Dinç'e ait olmadığı ortaya çıktı. Dinç, tahliye edildi.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|