Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
19 Şubat 2001

Fuzuliyle iştigal

mine.saulnier@free.fr
Her gün yüzlerce küçük beyin, körpe mide ve boş bağırsakların doğup, aç ağız ve aç gözleriyle dünyadan bir şeyler emmeye çalıştığı bu ülkede, bir zamanlar ve uzun yıllar, sizin benim gibi düşünen üç buçuk aydın haykırıp durdu: Türkiye'nin en büyük sorunu kültür sorunudur, diye. Kültürden anladığımız bilgi ve bilgiyle gelen insanlık bilinciydi. Beslenemeyecek bir nüfus artışını önlemek, toplumun geleceğini uzun erekli düşünmek, sosyal dengenin ekonomik denge demek olduğunu öngörmek, akıllı ve mantıklı politikalar üretmek, ancak bilgiyle, birikimle, kültürle mümkündü. Ama işte, yoktan yaratılmıyordu kültür. Ve bizlerle alay ettiler. Kültüre önem veren herkese, züppe muamelesi yapıldı. Kara kalabalıkların kendilerine benzeyen temsilcileri meclisleri doldurdu; devlet, popülist politikacıların, güdük teknisyenlerin, sığlık ve hırtlık 'önderleri'nin eline geçti.
Eğer bugün, dört yanı denizle çevrili bir İstanbul'da su yolu kullanılmıyor ve karayolları her gün saatlerce tıkanıyorsa, sorumlusu kültürsüzlüktür. Ülke karayollarında binlerce kişi telef olurken, demiryolları çürütülüyorsa ve deniz taşımacılığı yoksa, suçlusu bilgisiz, birikimsiz, dolayısıyla mantıksız politikacılar ve onların cebini doldurmaktan başka işe çalışmayan güdük kafalarıdır.
Eğer bugün, hırsızlar, katiller kol geziyor, terör örgütlerinin biri kurutulup diğeri yeşeriyorsa; üç tişört çalan çocuğa 70 küsur yıl hapis cezası verip trilyonları hortumlayan resmi hırsızları hangi maddeden mahkûm edeceğini öngöremeyen yasaları değiştirmek yerine, hapishaneler dolunca Af Yasası çıkaran kafalardır suçlu olan.
Bu kafaların biri gitti, biri geldi iktidara Türkiye'de. Çehreler değişti, ama hepsi, her zaman yarı cahil kurnazlığıyla, özenle geriletmeye, indirmeye çalıştılar toplumun kültür düzeyini. Ulusal bütçeden eğitime, adalete, sağlığa, kısacası toplumu kafa ve beden refahına kavuşturacak en önemli üç altyapı kurumuna ayrılan paya bakınız, ne demek istediğimi anlarsınız. Yalnız ekonomi ve ticarete önem verdi bu yarım kafalar. Oysa bilgisiz, kültürsüz ve birikimsiz; ne sanayi ne de ticaret yapılabilirdi. Güdük beyinlerin ekonomi yönetimi, işte, gördüğünüz sonucu verdi: Tarım ve hayvancılık ülkesi Türkiye, et ve buğday ithal ediyor. Tekstil tekstil dediler, Avrupa'nın en düşük asgari ücretini (150 dolar) veren ülkenin tekstil ürünleri, nasıl oluyorsa, birisi bunu bana izah etmeli, örneğin asgari ücretin bin dolar olduğu Fransa'nın fiyatlarına mal ediliyor ve üstelik, daha pahalıya satılıyor! Daha üç yıl önceye kadar Türkiye'nin medarı iftiharı, tekstil ihracatı da ayvayı yedi mi sizce?
Bu kaçıncı IMF, bu kaçıncı dar boğaz, bu kaçıncı iflas? Ve kimsenin, sorumlu sorumsuz kimsenin aklına, üstelik 'küreselleşen dünya' sözünü dilinden düşürmeyen, saat başı 'global ekonomi' nutukları atanların belleksiz hatırına, 'global' sözcüğünün her alanı kapsadığı; ekonominin kültürden ayrı düşünülemeyeceği ve ekonomik dengenin, sosyal ve kültürel dengesizlik üstüne inşa edilemeyeceği gelmiyor!
Her gün binlerce aç, cahil ve işşiz imal eden Türkiye'de, her aç, cahil ve işsizin aslında birer serseri kurşun, üstüne basılmayı bekleyen mayın olduğunu görmek; bu kurşunlara karşı ve mayınların üstünde huzurlu bir varsıllığın da duramayacağını akıl etmek için müneccim olmak gerekmiyor. Biraz kültür yeterli. Günlük politikalar, anı kurtarma çabaları ve gerisi, fuzuliyle iştigalden ibaret.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.