Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
25 Şubat 2001

Hükümet buraya kadar

Söylemek istediğimi en başta iki cümle ile ifade edeyim. Türkiye'nin yaşamakta olduğu ekonomik bunalımı atlatabilmesi için bu hükümetin artık gitmesi zamanı gelmiştir. İş başında kalmaya çalışması sorunları daha da ağırlaştıracak ve çözümü güçleştirecektir.
Bugünkü koalisyonu şimdiye kadar ayakta tutan en güçlü faktör 'alternatifi olmadığı' düşüncesi olmuştur. Ancak, bu mazeretin de bir sınırı olması gerekir. Eğer üst üste bu kadar yanlış yapan hükümetlerin alternatifi bulunamayacaksa, demokrasimizin işlerliği konusunda nasıl iyimser olabiliriz?
Ne kadar karamsar olmamaya çalışırsanız çalışın, bugün ülke ekonomisinin yangın yerine döndüğünü görmezlikten gelemezsiniz.
Ekonomide ortaya çıkan kriz birçoklarının görmek veya göstermek istediğinden daha
büyük boyutlardadır. Sanayicisi de, tüccarı da, esnafı da, çiftçisi de yaşanan olumsuzluktan payını alacaktır. Ancak, en büyük fatura bir kere daha sabit ve dargelirli kesime çıkmıştır.
Aylardan beri satın alma gücünün gün gün eridiğini gören bu kesim, bir gecede reel gelirinin önemli bir kısmının buharlaşıp gittiğini görmüştür. Hiç kimse hesaplarını bu insanların tahammüllerinin sınırsız olduğu varsayımına dayanarak yapmamalıdır.
Vatandaşın artık bu hükümete güven duyması beklenmemelidir. Hükümetler insanları devamlı olarak yanıltamaz. Herkes hesabını yetkililerin sözlerine güvenerek yapmıştır. Kendilerinden özveri istenenler, kısa bir süre sonra her şeyin yoluna gireceği vaadine
ister istemez inanmışlardır. Bütün bu olanlardan sonra, şimdi aynı hükümet, vatandaşın her şeyin yakında yoluna gireceğine inanmasını istiyor.
Kimileri hükümette yapılacak bazı değişikliklerle işlerin rayına oturacağını
sanıyor. Belki de son bunalıma kadar bu yolla sonuç alınabilirdi. Oysa, şimdi o aşamayı geçmiş bulunuyoruz.
Hükümetin geçmişteki uygulaması bir yana, bugünkü tutumu da güven vermekten çok
uzak. Son güne kadar ısrarla savunulan programdan bir gecede vazgeçilmek zorunda kalınmış, yerine döviz kurunun dalgalanmaya bırakılmasından başka hiçbir tedbir konulamamıştır. Bunalımdan nasıl çıkılacağı konusunda hükümetin henüz bir 'yol
haritası' yoktur. Yakın bir gelecekte de olacağı şüphelidir.
Bu bunalımdan IMF de dersini almalıdır. Türkiye'nin siyasal koşulları dikkate
alınmaksızın, uygulanması zor bir program modeli hükümete kabul ettirilmiştir. Böyle bir modelin başarısı çok güçlü ve titiz uygulamaları gerektirir. Özellikle, finans kesiminin bu kadar sorunlu olduğu ve sermaye giriş çıkışlarının serbestçe yapılabildiği bir ortamda böyle bir program uygulamasının riskleri yeterince değerlendirilmemiştir. Daha da ilginci, aksaklıkların açıkça görülmesine rağmen, her aşamada programın çok iyi işlediği, gelişmelerin fevkalade olumlu olduğu mesajı verilmeye devam edilmiştir. Bunalımın patlak vermesinden birkaç gün önce bile, IMF yetkilileri aynı iyimser havayı devam ettirmeye çalışmıştır.
Ancak, alınan sonucun politikacısı ve bürokratı ile hükümetin eseri olduğu gerçeği saptırılamaz. Yetkililer karşılaşılan durumun neredeyse bir doğa olayı olduğuna bizi inandıracaklar. Her şey yolunda giderken kasım ve şubat aylarında çıkan krizlerin bu durumu yarattığını söylüyorlar. Gerçekte, 19 Şubat'ta yaşanan siyasal kriz, bunalımı erkene almış ve boyutlarını artırmış olabilir. Hepsi o kadar! Kaldı ki, o siyasal bunalımın yaratılmasında da hükümetin kendisi başrolü oynamıştır.
Bugünkü hükümet istikrar programını ve onun gereklerini hiçbir zaman yeterince anlamadı. Gereken siyasal ağırlığı programın arkasına koyamadı. Dikkati hep başka yerlere kaydı. Sonuçta yalnız zaman kaybedilmekle kalınmadı, aynı zamanda ekonomi durgunluğa girdi, dar ve sabit gelirli kesimin sıkıntıları dayanılmaz dereceye vardı. Eğer bütün bunların sonunda enflasyonla mücadelede hedeflere ulaşmış olsak ve ileriye daha bir iyimser bakabilseydik, yapılan özveriye değebilirdi. O da gerçekleşmedi!
Şimdi hükümet sanki hiçbir şey olmamış gibi kendisine güvenmemizi istiyor. Ben ikna olmakta büyük güçlük çekiyorum. Bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz?


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.