'Esnafı zor tutuyoruz' fozkan@radikal.com.tr Türkiye'nin en zengin işadamlarından Sakıp Sabancı, servetinin yüzde 40'ını kaybettiğinden yakınıyor. Vatandaş ne yapsın? Geçen hafta bir gecede yüzde 40 daha fakirleşti.
Biri 350 bin, diğeri 170 bin üyesiyle Türkiye'nin en büyük iki odasının başkanı Sinan Aygün (Ankara Ticaret Odası) ve Mehmet Yıldırım (İstanbul Ticaret Odası) aynı şeyleri söylüyor:
"Esnaf sokağa inmek istiyor. Kepenk indirelim, yürüyelim diyorlar. Zor tutuyoruz".
Sinan Aygün de, Mehmet Yıldırım da iş dünyasının iki aykırı ismi. Aylardır "Duvara tosladık" diyorlardı.
14 ay önce hükümet, vatandaşıyla bir sözleşme imzaladı. Gün gün dövizin, lira karşılığı belirlenmişti. Ve şimdi hükümete güvenmenin cezasını vatandaş bir kez daha çekiyor. Hafta başından beri inşaat, lastik, plastik, otomotiv sektörleri durdu. Kimse kimseye mal satmıyor, para alamıyor.
Rakamlar ortada:
Son 10 yılda iç ve dış borç faizi 160 milyar dolar ödemişiz.
Yolsuzluk ekonomisine giden 110 milyar dolar.
Batak bankalara 12 milyar dolar.
Görev zararı diye kamu bankalarına 30 milyar dolar.
Ülkenin kaynakları var, ama... Türkiye'nin en zengini Sakıp Sabancı dahil hepimiz fakirleşiyoruz.
Kaynakları 'doğru' yönetecek birilerini bekliyoruz. Beklerken de biliyoruz ki, kriz bir günde gelmediği gibi bir günde de gitmeyecek. Sinan Aygün'ün dediği gibi: "ABD
Başkanı Bush, Başbakan Ecevit'e telefon edeceğine 100 milyar doları Türkiye'ye havale etseydi..." Mesajlar, tepkiler Günlerdir elektronik postama yağmur gibi mesaj, mektup yağıyor. Piyasalarda yaşanan yangına rağmen hâlâ kimileri MGK'daki haklı ve haksızı ayırt etmeye çalışıyor. Şu ana kadar Başbakan Ecevit'i destekleyen tek bir mesajın gelmemiş olmasını vurgulamak isterim. Bu mesajlardan birini (kendisinin de iznini alarak) sizlerle paylaşıyorum.
Mesaj sahibi işadamı Osman Çarmıklı. Yakından tanımam, sadece 17 Ağustos depreminin sabahında seferber olan bir grup işadamından biri olduğunu biliyorum. Osman beyin mesajına iki gündür genç işadamları başta olmak üzere değişik kesimlerden insanlar imzasını atıyor. Sayın Osman Çarmıklı şöyle diyor:
"Avrupa Birliği'ne girmeyi hayal eden bir ülkede, sindirilmiş, korkutulmuş, normal vatandaş olarak hiçbir işini yaptıramayan, diğer tarafta son 10 yılda sadece 3 kamu bankasından hortumlanan milyar dolarların sadece birkaç yüz kişinin paylaştıklarını düşündüğümüzde, bunların hesabının verilmesi için birilerinin rahatsız olacakları elbette kesindir...
Daha birkaç ay önce büyük bir yara almış olan ve büyük rehabilite dönemindeki ekonomimize bir 'Başbakan Yardımcısı'nın Türkiye'nin zirvesi MGK toplantısında her ne olursa olsun ülkenin 'Cumhurbaşkanı'na yakışıksız davranışı ve Başbakan'ın da toplantıyı terk etmesiyle bu milletin ve bu güzel ülkemizin ekonomisini bir kez daha komaya sokmaya hakları olmadığı görüşünü her kesimi temsil eden susturulmuş, vefakâr, fedakâr Türk halkı hak etmemektedir." MGK krizi bir senaryo mu? İstanbul Ticaret Odası Başkanı Mehmet Yıldırım diyor ki, "Devalüasyonu halka yaptırmış oldular" ve ekliyor:
"Ekonomi duvara çoktandır çarpmıştı. Bir haftadır yaşadıklarımız da senaryonun birer parçası. Sadece Cumhurbaşkanı Sezer, krize alet edildi."
Yine elektronik postama düşen bir mesaj. Bir senaryoyu anlatıyor:
"Ecevit ile Sezer kapıştı. Ecevit yıllardan beri devlet yönetiminde olan bir kişi. Süleyman Demirel ile olan kavgalarından bahsediyor. Ecevit neden yıllar sonra bir kavgayı böylesine dramatik bir şekilde kamuoyunun önüne taşıdı?
Esnek kur politikasına 2002 yılı sonunda geçilmesi planlanırken, IMF neden ısrarla öne çekilmesini istiyordu?
Hükümetin açıkladığı enflasyon rakamları düşüş seyri gösterirken, reel piyasalar yüzde 60 civarında gerçek enflasyondan bahsediyordu.
Ticari işletmeler kapanıyor, istihdam hızla azalıyor, işsizlik artıyorken, hangi ekonomik gerçeğe göre ekonomi iyiye gidiyordu?
1999 depreminin yarattığı ekonomik şoku enflasyon rakamlarında gerçekten
hissetmiş miydik?
Ekonomik istikrar progaramına müdahale kaçınılmazdı. Bu karar halka hükümet tarafından verilen bir karar olarak yansıması, olası bir erken seçimde üç partiyi inanılmaz yaralayacaktı.
Bu işe bir ortak bulunmalıydı.Ve bulundu. Yüzde 100 yenilgi yerine, hiç olmazsa bir kısmı başka birine yamanmış, galibi ve mağlubu olmayan, en basitinden halka hesap verme durumunda kendilerine hareket imkânı yaratabilecekleri açıklanabilir bir durum."
Mektup sahibi gibi gelişmelerin bir senaryo olduğunu düşünmüyorum. Mart sonu, nisan başında olması beklenen kriz, kavgayla öne çekilmiş oldu.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|