![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Maruzatımdır efendim! hdevrim@hurriyet.com.trBelki "manzur-ı âlileri" olur ümidiyle, Cumhurbaşkanı Ahmet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit'e sesleniyorum. Yarın gene pazartesi. "Makûs" 19 Şubat 2001 pazartesiden bu yana bir hafta geçmiş olacak. Biz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için kötü bir haftaydı bu. Beklemediğimiz bir anda işimizden, servetimizden olmuş, sanki yeni bir deprem felaketine uğramış gibiydik. Tarifi güç toplumsal bir duyguydu: inancımızı, ümidimizi kaybettik, adeta kaderimize küstük. Kahır çekmiş bir halktır bizimki. Gene de "Bu kadarını da hak etmedik biz" duygusunun, bu kadar yoğun ve yaygın hal aldığını hatırlamıyorum. Makamlarınızda bu bedbinliği, milletle yeterince paylaşamamış olmanızdan endişe ederim. Bunun için yazıyorum. Bülent Beyefendi, siz bizim iyi tanıdığımız, itibar ettiğimiz birisiniz. Örnek nezaket zarfı içinde "mazruf"un zaman zaman öfkeye kapıldığını (Meclis kürsüsündeki mikrofon), gözü kara harekete geçebildiğini ("Barış" Harekâtı), akıl almaz hayaller kurduğunu (toprak ile suyun aidiyeti bahsi), icabında kendini panzehir yerine koymakta sakınca görmediğini (11 transferli hükûmet macerası) ve dediğim dedikçi mizacını biliriz. Kin bağlama huyunuzdan son aylarda haberdar olduğumuzu eklememe de izin isteyeceğim. Ahmet Beyefendi, yeni tanıştık, ama biz sizi çok sevdik. Birdenbire güvendik size, umutlar bağladık. Siz buna layıktınız, evet ama bizim de özlemini çektiğimiz hasletlere sahiptiniz. Kişiliğinize dört elle sarılırken, zaaf noktaları da var mı diye gözlemekten geri durmadık. Kusura bakmayın, bu konuda ağzımız yanıktır. Çankaya'da, Clinton'a verilen yemekte sofrayı terk edişinizi yadırgamıştık. Siyasetçilerle alışverişte küskünlüğe yer olmadığını bilemeyişinizi yeniliğinize verdik. İçin için öfkelenmenize hayıflandık. (O gün orada, sol yanınızda askerler yokmuş gibi konuşmanızı doğrusu pek anlayamadık.) Yarın gene bir pazartesi. Beyefendiler, darılmayın ama sizinle uğraşacak vaktimiz ve mecalimiz yok. Lütfen, ilave güçlükler çıkarmaktan vazgeçerek, ekonomi teknisyenlerinin işini kolaylaştırınız. Bu amaçla ne mümkünse yapınız. Çünkü geç kalmış sayılırsınız. Dil Yâresi Gazetecinin işsizliği Pazar yazısı yazacak hafta değildi. Aklım otobüslerle Ankara'ya giden arkadaşlarda. Binden fazla işsiz gazeteci var, oraya seslerini duyurmak, daha doğrusu varlıklarını hatırlatmak için gittiler. Ümitlenmek kolay değil. Okul kitaplarından bir cümle kalmış aklımda: "Sürgün her yerde yalnızdır" diye. İşsiz de öyle değil mi? Gençler sorduğunda "Gazetecilik meslek değil ki..." deyişimin sebeplerinden biri de bu işte.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||