![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Neler demişiz? mahfie@garanti.com.trKasım krizi sırasında ve sonrasında Radikal'deki yazılarımızda neler demişiz onları toparladık bugün. Bu dediklerimiz şubat krizini engellemeye yaramadı. Belki bir sonrakini engelleyebilir diye tekrarlıyoruz. "Türkiye'nin uyguladığı program başarıyla sürüyor. Bu başarının sonuca ulaşması için en çok dikkat edilmesi gereken iki nokta, cari açığın denetlenebilmesi ve içeride kırılgan bir mali yapı yaratacak ortam doğmasına yol açılmaması. İlk konu, dış gelişmelerin izin verdiği ölçüde kamu kesiminin, ikinci konu ise birbirini yıpratmaya dönük açıklamalardan kaçınması gereken özel kesimin sorumluluğunda. Brezilya uygulamasından alınacak en önemli ders budur." (19.11.2000) "Uzun yıllarda yaratılmış bir çerçevenin şok sürelerde değil, deyim yerindeyse, tedaviye yönelerek değiştirilmesi gerekli. Bu, iyimser senaryonun bir seçeneği değil. Tam tersine kriz yaratmadan programın baştan sona uygulanabilmesi için bir seçenek. Çünkü kriz yaratmış programlardan sonra yeniden benzer programlar uygulamak çok daha zor oluyor." (30.11.2000) "Dünya değişti ama IMF bu değişime ayak uyduramadı. IMF'ye yönelik en büyük eleştiriler de buradan kaynaklanıyor zaten. Finansal piyasaların bu denli gelişip bütünleştiği bir ortama henüz yabancı IMF. O nedenle de gelişmeleri net göremiyor ve etkili çözümler üretemiyor. Bizim likidite krizinde olduğu gibi aşırı su birikimi nedeniyle baraj kapaklarını açmak gerektiğini söyleyecek esnekliğe sahip olamıyor. Tam tersine kapakları daha sıkı kapatmaya yöneltiyor yetkilileri. Kapaklar basınç nedeniyle kırılınca, yeni kapaklar getiriyor. Kapak değiştirmek belki kolay ama selin çevreye verdiği zararı gidermek o kadar kolay değil." (12.12.2000) "Biz yapısal reformlar konusunda ya da başka alanlarda üzerimize düşeni yapmakta gecikmiş olabiliriz. Bu hatadır. Buna karşılık IMF, bütün dünyada mali kesimde yarattığı krizlerden ders almamış ve mali kesime yaklaşımda bizi aceleye getirerek yanlışa itmiştir. Vahim olan budur. Çok yakında 'Türkiye: Krizden Çıkarılacak Dersler' başlıklı bir makale yayımlayıp da hatayı bizim üzerimize yıkarlarsa şaşırmayın. Eminim o makalede tam zamanında müdahale edip krizin büyümesini nasıl önlediklerini de anlatacaklardır. Kim ne derse desin, uluslararası kuralları koymakla birlikte geçiş için yeterli süreleri tanımamız ve tedaviye ağırlık vermemiz gerekir. Bunları yapmazsak korkarım Nilüfer'in eski bir şarkısındaki nakaratı mırıldanır buluruz kendimizi: Demek yine bana hüsran/Bana yine hasret var." (21.12.2000) "Benim tahminim Türk bankacılık kesiminin AB standartlarına, yeni bir kriz yaratmadan, beş yıldan önce geçemeyeceğidir. Önerim ise beş yıllık geçiş süresi için ara hedeflerin belirlenmesi ve bu hedeflerin tutturulup tutturulmadığının her bir banka için ayrı ayrı ve sürekli olarak denetlenmesidir. Ilımlı bir geçiş, sorunları ve yeni kriz olasılıklarını asgariye düşürecektir." (16.01.2001) "Bu geçişleri ihmal edip de bir ekonomiyi, uzun geçmişe dayalı alışkanlıklarını kısa sürede değiştirmek için zorlarsanız kriz yaratırsınız. Bu kriz, sonuçta yabancı iktisatçılar açısından, başka ülkelere yönelik tavsiyeleri için baz oluşturan birer makale konusu olabilir. Ama biz krizin çıktığı ülkede yaşıyoruz. Bu kriz bizim için bir makale konusu olmaktan öte bir şeydir. Kriz yaratan hatada ısrar etmek başka krizler doğurur." (18.01.2001)
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||