![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Sizin ekonomi gurunuz kimm? Midemize ekonominin o ağır yumruğunu yemiş, başlar önde iki büklüm dolaşıyor; ekonomiye HAk ettiği/ya da hak ETMEDİĞİ önemi veren kanallara çakılı, neyi nerden sıyırtabiliriz acaba diye bezgin bir inatla, ekranlara bakıyoruz. Gerçek bir DEPREM hali. Depremde nasıl depremcilere bel bağlamıştık, aralarında sevdiklerimiz ve sevmediklerimiz vardı, birimiz birini, diğerimiz diğerini güvenilir ve sempatik, antipatik ama kayda değer, medyatik ve fuzuli: renkler ve zevkler meselesi işte, buluyorduk. Ama anlaşılan oydu ki: DEPREM geliyorum demiyordu. Bu ekonomik depremse, 'Geliyorum! Huhuuuu! Böyle başa böyle tıraş' diye uzun zamandır bağırmıştı. Bağırmamıştı da, söylemişti. Söylememişti de, fısıldamıştı.Ama anlaşılan Türk Malı bu ekonomik deprem de, aynen doğal bir afet gibi gelmişti. Yapacak hiçbir şeyin kalmamış olması, bunun pozitif bir bilimin hesaplı kitaplı efektlerinden ziyade, 'Doğal Afetler' kategorisine sokmamızı icap ettiriyordu. Zamanında (hem uzun uzun) Dünya Bankası 2. Başkanlığı'nı yürüten Atilla Karaosmanoğlu, CNN Türk'te Yavuz Baydar'ın 'Soru Cevap'ında aynen şöyle demişti: "Ben 50 yıldır mesleğim gereği pek çok kriz gördüm. Bazılarına da konumum nedeniyle müdahale etme durumunda kaldım. Ama şunu itiraf etmeliyim ki, hayatımda BÖYLE bir krizle HİÇ KARŞILAŞMADIM." Ben Atilla beyi izlerken yalnızca değerli bir iktisatçımızı tanıma (ekrandan) şerefine nail olmadım. Yıllarca diyar diyar dolaşarak aradığım GURUMU DA BULDUM. Evet. Ben ekranlarda, meydanlarda, sinemalarda, kapaklarda ve manşetlerde; sükûnet, dirayet ve Bic Mac'lere en muhtaç olduğumuz şu günlerde yalnız ve yalnızca bu beyefendiyi görmek istiyorum. Bir kere diş yapısı sebebiyle de, daima gülümsüyor, ya da öyle görünüyor. Öylesine dingin, huzurlu ve efendi ki... Yırtış yırtış, hiçbir şey sergilemiyor. Kendini pazarlamıyor. Özgüvenden çatlamasına ramak kalmış insanların, 'Ay patlar da üstüme sıçrar mı' gerilimini ASLA yaratmıyor. Tibetli Budist bir rahip kadar tamamlanmış ve özendirici. Evet, dünya yüzünde eşi menendi bulunmayan bir kriz yaratmış olduğumuzu; o tatlı, o beyefendi, o yumuşacık stiliyle söylüyor. Ama itip kakmıyor bizi. 'Hepimiz aynı gemideyiz' sinyallerini öylesine asude bir ruhaniyetle çakıyor ki, ben onun gemisinde olmak istiyorum. Benim ekonomistgurum eğer olması şartsa, o olsun, bana dualarını, pardon ekonomiyi, o öğretsin istiyorum. Bu arada Serdar Turgut yazardı yazardı da, inanmazdım. Daha doğrusu, içime fenalıklar getirdikleri için, onun 'Televoleci Ekonomistler' lakabını taktığı 'Bu Üçlüye Dikkat'e 30-35 saniyelik sürelerden uzun bakmamıştım. Geçenlerde üçü Galatasaray İktisat öğrencilerinin konuğuydular. Hele o Asaf Savaş Akat. Hele o Asaf Savaş Akat! Allahım insana; ekranın içine dalıp, onların bulunduğu platforma zıplayamayacağımıza göre, üstümüzü başımızı parçalama arzusu veriyor. Öyle bir ölçüsüz, izansız, insafsız kendine güven. O ne rezonanslı, o ne tok, o ne hiç kısılmayan, kapanmayan, dur durak bilmeden harcıâlemi hadis buyurmuşcasına tekrarlayan SES öyle! Adeta bir Yaşayan Yankılı Vadi olayı. Mahfi Eğilmez de ona uymuş, o sinir illeti pantolon askılarından takmış (başlı başına bir psikanaliz mevzuu); ama o dahi, arada darallara esir düşüp 'Şimdi öğrencilerin sorularına geçelim,' yapmakta. Malumun kendi rezonanslı sesinden ilanına meftun olmuş görünen Sn. Akat tonkluyor bu defa: "Şurda İKİ LAF edemeyecek miyiz yani? Nininini." İnanın, Türk ekonomisinin en ümitkâr, en pozitif, en hep hoplayalım, zıplayalım şahsiyeti Deniz Gökçe dahi Karadeniz'de gemileri batmış vaziyette (oysa Akdeniz, Marmara ve Ege'de de battı); korsan bandajlarını bağlamış, sus pus oturmaktaydı. Cümle âlem taksi şoförlerinin bilip, ha bire anlattığı gerçekleri, anlat anlat (Bu ne keyif mirim: Çarşamba sabahı DOLAR'a mı geçtiniz?) anlatmalara -hakikaten kendi sesine âşık olma vakası- doyamadı Asaf olsun Savaş olsun Akat.. Bu kara günlerimizde, HİÇ kimsenin, hepimizin sular seller gibi bildiği oluşumları sarkıtları ve dikitleri bu mağarada, topaçlayarak bizleri daraltmaya hakkı yok. Hayır! Nasıl bazı deprem uzmanlarımızdan ağır kıl kapmışsak, bazı ekonomikdeprem uzmanlarımızdan da öyle. Benim yalnızca Atilla beye tahammülüm var: Hakiki bir tevazu ve yalınlığa. Budistçe bir asudelik ve pozitif titreşimlere. Şebnem İyinam'ın mülakatında döktürmüş yine K. İnanır. 'Fanatikleri' afişleri parçalayabilirmiş, uyarmış filmcileri. Meral Akşener de Çiller fanatiklerine karşı uyarmıştı, anımsar mısınız? İnternette o malum elbise 1 milyar 'açılış' fiyatıyla satışa çıkıyormuş. N'olur onu alan şahsiyetle de mülakat yapılsın: Kim bu insan? Boş vakitlerinde hangi ekonomisti izliyor?..
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||