Kanun deyip geçme!'Hayvanları Koruma Yasası' Meclis'ten çıkmak üzere; hayvanlar kulis, protesto ya da görüş bildirme gibi işlerden uzak durunca, 'etin lezzeti'ne ayarlı bir ayrımcılıkla karşı karşıya kaldı SUNAY DEMİRCAN
Duyduk, duymadık demeyin! 'Hayvanları Koruma Yasası' komisyonları aşıp, nihayet Meclis Genel Kurulu'na ulaştı. Yani üç vakte kalmadan bizim hayvanların da şen şakrak bir yasaları olacak. Yasanın şenliği ve şakraklığı, içindeki dört dörtlük alaturka vodvil metni tarzındaki maddelerden kaynaklanıyor.
Kanun amacını şöyle açıklıyor:
"Gıda amacı ile üretimi yapılan hayvanlar hariç, başta evcil hayvanlar olmak üzere tüm hayvanların, insan ve doğa kaynaklı mağduriyetlerinin önlenmesini, gözetilmelerini, bakımlarını, kötü muameleden uzak tutulmalarını, üremelerini, canlarının ve sağlıklarının korunmasını sağlamaktır."'Tüm hayvanlar eşit doğar' Madde-4 ile tanımlanan kanunun temel ilkesi ise, "Bütün hayvanlar eşit doğar ve bu kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahiptir. Ancak, kanuni istisnalar ve insan gıdası olarak yararlanılan hayvanların bu hükmün dışında tutulması esastır" şeklinde.
Anladınız mı? Hayvanlar arası 'yasal' ırk ayrımı başlıyor. Haydi bakalım kolay gele! Bu defa ırkçılık deri rengine göre değil de etin lezzetine göre olacak! Yani, (her ne kadar kanun "Tüm hayvanlar eşit doğar" dese de) eti yenilenler, avlananlar bu kanuna göre artık hayvan değil. İnekler, keçiler, koyunlar, tavuklar ve avcılar tarafından avlanan bilumum kurtlar, kuşlar, tavşanlar, domuzlar... yasalarla hayvanlıktan çıkartılıyorlar.
Olacağı buydu zaten. Ne örgütlendiler, ne de araya aracı, tanıdık filan koydular. Öyle inek inek bakıp, kuzu kuzu melemenin sonu budur işte! Neyi merak ediyorum biliyor musunuz? Bu memleketteki Çinliler bir gün köpek yerken tutuklanırlarsa ve mahkemede "Vallahi hâkim bey kanun insan gıdası için eti yenilen hayvanları kapsam dışı bırakmış" derlerse, hâkim ne cevap verecek? Köpeklerin hali nice olacak?
Aramızda kalsın ama, kanunun bu maddesi başlangıçta tüm hayvanları kapsıyordu. Sonra Tarım Bakanlığı bir baktı ki hayvancılık elden gidiyor. Millet ne balık tutabilecek ne de tavukçuluk yapabilecek. Dolayısıyla maddede küçük bir delik açtılar. Artık gerisi bildik hikâye... Delik cep yama tutmazmış hesabı, gele gele bu hale geldi kanun. Koli basiline özgürlük! Bence kanun tasarısındaki en vahim hata, eti yenilenleri ve özel kanun kapsamındakileri (av hayvanları filan) ayırdıktan sonra, kalanlar için 'tüm hayvanlar' demekle yapılmış. Yani, şimdilik etlerini yiyemediğimiz mikroskobik hayvanlar olan protozooları, tüm omurgasızları, salyangozları, kurbağaları, güveleri, çekirgeler ve solucanları kanunla koruma altına alıyoruz. Sizin anlayacağınız insanoğlunun iştahı kabarıp, etini yediği hayvan türleri arttıkça kanun boşalacak.
Kanun içindeki ilginç maddelerden biri de 26. madde. "Bir hayvana kasıtlı olarak çarpan ve ona zarar veren sürücü, hayvana verdiği zararı gidermek üzere onu en yakın veteriner hekim ya da tedavi ünitesine götürmek ve tedavi giderlerini üstlenmek zorundadır."
Haydi bakalım buyurun kanun maddesine! Kim hayvana kasıtlı çarpar?
Haydi diyelim çıktı böyle ruh hastaları. Kasten çarpıyorsa neden bunca zahmete katlansın? Ya da o sırada polis kazayı gördü "Vallahi memur bey kasten çarpmadım" diyecek. Suçsuz mu? Ya da, kedi köpek yerine gidip koyunlara, tavuklara, karideslere çarptınız (olur a!.. Böyle kanuna böyle kaza!). Ne olacak şimdi? Onlar kanuna göre hayvan değiller. Haydi bakalım çık işin içinden?
Kanunun 29. maddesi de ilginç. Diyor ki madde: "Hayvanların doğal olarak yaşadığı ve çoğaldığı ortamlar ile yaşamlarının güvenceye alınması için toplandığı alanlar ve yapılmış tesislerin bulunduğu alanların çevresinde göçe zorlayıcı, bu alan ve tesislere zarar verici faaliyetler ve tesisler yapılamaz. 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu mahfuzdur. Çevre Bakanlığı'nca bu amaçla koruma alanları ilan edilir veya bu tür hayvanlar koruma altına alınabilir".
Maddeye göre, hayvanların yaşam alanları üzerine tehdit oluşturabilecek ne kent kurulabilir, ne ciğerci, ne de berber salonu. Karınca eti yenilmiyor ya! Örneğin karınca yuvası üzerine araba park ettiniz. Suç işte bal gibi. Hatta Çevre Bakanlığı o alanı koruma altına alabilir. Sadece alanı mı? Alanla birlikte 'tüm ülkenin karıncaları bundan sonra koruma altındadır' dese, der vallahi. Kimsenin gıkı çıkamaz. O ki karıncanın eti bu memlekette yenmiyor!
Kanun maddelerinin bir bölümü ise gerçekten esaslı olmuş. Örneğin madde 5'in bir cümlesi der ki: "Sağlık nedenleriyle gerekli olmadıkça bir hayvana zor kullanarak yem yedirmek, acı, ıstırap ya da zarar veren yiyecekler ile alkollü içki, sigara, uyuşturucu ve bunun gibi bağımlılık yapan yiyecekler veya içecekler vermek yasaktır".
Kaz ciğeri ezmesine hayır!
İşin uyuşturucu bölümü bir yana, zor kullanarak yem yedirmek kısmı çok esaslı olmuş. Bu ne demek? Kaz ciğeri ezmesi üretimine hayır!
Bu maddeyi ekleyenlere özellikle teşekkür ederim (ciddiyim). Biliyor musunuz kaz ciğeri nasıl hazırlanıyor? Evcil kazların ağızlarına huniyi sokarlar. Boğazlarından aşağı mısır tanelerını boca ederler. Fazla gelen mısırı kaz kursağında öğütemez, derken ciğerinde ödem olur... Ciğeri yağlanıp büyüyen kaz kesilir ve ciğeri çıkartılır,
ezilir ve konservelerde satılır. Bu Fransızların baş lezzetlerinden ve en büyük hayvan işkencelerinden biridir.
Bildiğim kadarıyla bu işlem Fransa'da yasaklandı, bu işlerden milyonlarca dolar kazanan şirketler de, kaz ciğeri endüstrilerini Afrika ülkelerine kaydırmışlardı. Bu madde de acaba son Fransız boykotları sayesinde, "aman aman bir de kaz ciğeri çiftlikleri çıkmasın başımıza" denilerek mi eklendi?
Peki 'Kanun nasıl düzenlenmeli' diye soracak olursanız; bir kere, bilinen şey o ki bu kanunu hazırlamaktaki amaç evcil hayvanları (özellikle sokak köpeklerini) korumaktı. Ama tanımlar yeterince net olmayınca iş aldı başını gitti elbet.
Kanunun başında evcil hayvan, yaban hayvanı, tarımsal amaçlı üretimi yapılan hayvanlar ve diğer amaçlara göre üretimi yapılanlar net olarak belirtilmeliydi. ABD'lilerin düşünemediği Yani 'tüm hayvanlar' sözü işi bozmuş. Bu karambol içinde ipek böcekleri de kendilerini kurtarmışlar. Şimdi kimse ipek böceğini kaynar suda haşlayarak öldüremeyecek. Ee ne olacak ipekçilerin hali?
ABD'nin yasalarına baktım. Onlar, korumak istedikleri hayvanlar için teker teker düzenlemeler çıkarmışlar. Asya fili için bir yasa, Pasifik somonu için ayrı bir yasa, foklar için ayrı, balık ve deniz ürünleri için ayrı, tarım hayvanları için ayrı.... Her halde akıllarına gelmemiş işi böyle toptan halletmek! Ne diyelim? Bundan sonra bu kanunla uğraşacak olan hukukçulara kolay gelsin.
Sunay Demircan: Çevre danışmanı
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|