![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Bilecek ve hükmedebilecek hdevrim@hurriyet.com.trKollarımızı kavuşturup bir kurtarıcı beklemek eski huyumuzdur, diyenler olur diye baktım gazetelere. Amerika'dan alelacele çağrılan Kemal Derviş olumlu karşılandı. Onu tanıyanlar, çok beğenenler, nasıl oldu da akıl ettiler diye memnuniyetini belirtenler, kısası olumlu karşılayan köşe yazarları birkaç kişiden ibaret değil. Hayra işarettir! Kemal Derviş hakkında söylenenlerden asıl ilgimi çeken, Serdar Turgut'un şu satırları oldu: "Derviş, Merkez Bankacılığından anlamaz. (Oraya) Başkan olsaydı işler daha da karışırdı. Kemal Derviş'in uzmanlık alanı gelir dağılımıdır. Sosyal politikalardır. Fakirliğin nasıl yenileceği konusundaki programlardır" (Hürriyet, 1 mart). Ne âlâ! Türkiye'nin temel meselesi de bu değil mi: gelir dağılımındaki "katlanılmaz" adaletsizlik ve fakirlik? Hocam Şükrü Baban, 1933 üniversite reformu ertesi dönemin, bu arada 1950-1960 Türkiyesi'nin de en tanınmış iktisat hocalarındandı. Başbakan Adnan Menderes'in ona, iki defa Maliye Bakanlığı teklif ettiğini anlatmıştı bir gün. İlerleyen yaşını, artık İstanbul'dan ayrılmak istemediğini öne sürerek özür beyan etmiş. - Anlamadığım bir şey var, diyordu. Benim uzmanlık alanım para, maliye değil. On yıl boyunca parayla çok işleri oldu; Türkiye nice dar boğazlardan geçti, krizler yaşadı... Bana iki kere Maliye Bakanlığı teklif etmiş olanların aklına, benim para ameliyeleriyle ilgili fikrimi sormak hiç gelmedi. En çok şaştığım budur, diye gülüyordu. Serdar Turgut uyarısıyla bana Şükrü Baban'ın bu sözlerini hatırlattı. Benim siyaset bilgesi de işin peşini bırakmıyor. Dün gene aradı. - Doğrudur yazdıkların, ama ısrar et, diyor. Kemal Derviş adını ben de çok işittim. Nitelikli bir iktisatçıdır. İnsana güven ve huzur veren bir kişiliği vardır, diyorlar. Ne var ki Merkez Bankası'nın başına geçerse kısa sürede onu da yerler. Bir an durup, tane tane söylemeye başladı. Bu, dediğimi hiç değiştirmeden yaz, araya başka laf katacaksan yazma demektir. Aynen not ettim: - Bu duruma ekonomimiz sahipsiz kaldığı için geldik. Ekonomiyi bilen ve hükmedebilen birine hayatî ihtiyacımız var. TELAYNAK
- Abıhayat, "Kaynağının nerede olduğu bilinmeyen ve efsaneye göre, içenleri ölümsüz kılan su"dur. Arapça'da ab, "su" demek, hayat da "hayat". Not. "Birinci ağızdan" yerine "sizden"; "alabilir miyim?" yerine de "öğrenebilir miyim?" demenizi tercih ederim.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||