![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Derviş'in fikri ve zikri Herkes Türk ekonomisini içine yuvarlandığı krizden kurtarması beklenen Kemal Derviş'i merak ediyor. Uzun yıllardır Dünya Bankası'nda çalışan Derviş'in yaptığı konuşmalar ve basın toplantıları yeni gözlerle okunuyor. Daha önce söylediklerinden yola çıkarak, burada yapabilecekleri konusunda tahminler yapılıyor. Derviş'in önemli bir konuşması da benim elime geçti. 1997 yılında bir bankacılık ödül töreninde istanbul'da yaptığı bir konuşma bu. Başlığı iddialı: 'Küreselleşme ve Bölgeselleşme: Uluslararası ve Türkiye perspektifi.' 'İddialı' kelimesinin altını çiziniz. Bu konuşmadan anlıyoruz ki, Derviş kuru bir ekonomi uzmanı değil, tarihe ve fikir akımlarına da ilgi duyan, büyük yönelimleri çözümlemeye çalışan biri. Fikirlerini açıkca, dobra dobra söylemekten çekinmeyen bir kişi. Derviş bu konuşmasında Samuel Huntington'ın ünlü 'Uygarlıklar Çatışması' tezine karşı çıkıyor. Dünyanın dinsel inanç gruplarına göre yeniden bölgeselleştiği savına net ve açık bir yanıt veriyor. Derviş'e göre Huntington hem genel tezinde, hem de özellikle Türkiye hakkında söylediklerinde yanılmaktadır. Çağımıza damgasını vuran akım bölgeselleşme değil, küreselleşme olacaktır. Derviş'in tanımıyla, gelişmekte olan ülkelerin dünya uygarlığına katılmaları çabasını simgeleyen Kemalizm, Huntington'ın sandığının tersine, yenilgiye uğramamıştır. Bu noktada ilginç bir paradoksla karşılaşıyoruz: Derviş, Kemalizm'i küreselleşmeye karşıt bir görüş olarak değil, tam tersine, Türkiye'nin 'çağdaş uygarlık düzeyi'ne yükselmesini önerdiği için küreselleşmeyi içeren bir görüş olarak değerlendiriyor. Oysa, Türkiye'de son dönemlerde Kemalizm daha çok ulus-devletçi ve anti-küreselleşmeci bir ideoloji olarak savunuluyor. Bu paradoks, eğer Türkiye'de çalışmayı kabul ederse, Derviş'i zorlayacaktır. Çünkü Ankara'da birçok çevrenin, bu arada Bülent Ecevit ve Devlet Bahçeli'nin kafaları bu konuda netliğe ulaşmış değildir. Bu türden kişi ve çevreler işlerine geldiği zaman bir yanda, istemedikleri zaman öte yanda durabiliyorlar. Bu konuşmada söylediklerinden Derviş'in kültürel anlamda sentezci bir görüşe sahip olduğunu anlıyoruz. İktisadi açıdan küreselleşmeyi çok güçlü bir biçimde savunuyor ama, konu kültüre gelince bunun kayıtsız şartsız bir Batılılaşma anlamına gelmediğini vurgulamak ihtiyacını hissediyor. Derviş'e göre, nasıl Atatürk'ün amacı Batılılaşma değil, 'çağdaşlaşma' idiyse, bizim amacımız da öyle olmalı. Biz Türkler kendi geçmişimizi inkâr etmeden çağdaşlaşmaya çalışmalıyız. Kendi çağdaşlık sentezimizi oluşturmalıyız. Ancak Derviş, bu görüşün nasıl istismar edilebileceğini bildiğinden şunu da eklemeyi unutmamış: Batı uygarlığının bazı temel taşları bu sentezin mutlaka içinde olmalı: İnsan aklına tanınan özgürlük, inanç alanıyla bilim alanının birbirinden ayrılması, ilerlemenin itici gücünün bireysel girişim ve yaratıcılığa bırakılması gibi... Derviş, Atatürk devrimini betimlerken Türkiye'nin bugün ne yapması gerektiğini de öneriyor gibi: Çağdaş dünya karşısında yetersiz kalan eski yapıyı kaldırıp yerine modern yapılar kurmak... Uzun yıllardır Washington'da yaşayan Derviş bu yeni dünyada ABD'nin ağırlığının Avrupa'dan çok daha fazla olacağını da açıkca söylüyor. İşte fikri ve zikri böyle olan Derviş şimdi Ankara'da. Bakalım ne olacak? Onu aşan sorular söz konusu: Bu bitkin hükümeti oluşturanlar onun 'çağdaş dünya karşısında yetersiz kalmış eski yapıyı kaldırmasına' izin verirler mi? Sezer'den ağızları yandığına göre, yeni bir ismin politika semalarında yükselmesine razı olurlar mı?
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||