![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Dikkat kandırılıyorsunuz! mine.saulnier@free.frBir genç adam düşünün. 1969 yılında hasbelkader Türkiye'de doğmuş, hatta düpedüz Türk olsun. ODTÜ Psikoloji Bölümü'nden mezun ve felsefe 'master'ının yanı sıra, dereden tepeden geçerken nereye bastığını bilsin diye arkeoloji de okumuş bulunsun. Halen 'bilim felsefesi' üstüne kafa yorsun. İngilizce ve İspanyolcayı sular seller gibi, birkaç dili de çiseleyerek konuşsun. Buenos Aires, Sydney, Londra gibi yerlerde uluslararası şirketlerin üst düzey yöneticilerine 'Yaratıcı düşünce ve algı psikolojisi' üzerine periyodik dersler versin. Hatta Shell şirketi genç adamın Londra'da verdiği derslerden çok hoşnut kalıp, kendisine: "Gel kardeş seninle bir anlaşma imzalayalım, yalnız bizim şirketin kurmaylarına sakla şu parlak fikirlerini!" desin. Ama genç adam önerilen astronomik ücreti, "Kusura bakmayın, ben özgürlüğüm uğruna çok fedakârlık ettim, hiçbir kuruma bağlanamam. Zaman zaman gelir, ihtiyacım olan parayı kazanıp giderim!" diye elinin tersiyle itsin. Böyle bir genç adamdan Türkiye'de ne yapması beklenir sizce? Örneğin Türkiye'deki herhangi bir siyasal ve ekonomik kurumun, yaratıcı düşünce ve algı psikolojisi konusunda bir şeyler öğrenmeye ihtiyacı var mıdır ondan? Elbette ki, hayır! Zaten genç adamın kendisi de doğduğu topraklarda felsefe ve psikoloji yapmaya hiç kalkışmamıştır. KUBİLAY TUNÇER, Türkiye'de kendisine en yakışan ve zaten ülkenin en ihtiyacı olan mesleği icra etmektedir: Sihirbazlık! Kubilay'ın asıl ve gönül işi, illüzyonistlik. Onun da öğrenimini görmüş. 1986'da burslu gittiği ABD'de merak sarmış sihirbazlığa. Sekiz yıl sonra bir de bakmışlar ki, bizim Kubilay San Francisco'da, Los Angeles'ta gözbağcılığı yapıyor, testereyle adam kesiyor, kart karıyor, banknotlar uçuruyor, cüzdan kaybedip buluyor. Ülkemizdeki hocası, anlı şanlı illüzyonizm ustası Prof. Metin And'dan başkası değil. El ele vermişler ve evrensel sihirbazlık üstüne çalışıyorlar. Kurban Bayramı dolayısıyla ara verdi, ama Kubilay Tunçer her salı akşamı İstanbul Şişli'deki Tiyatro Kare'de mevsim sonuna kadar sahne alıyor. Şaşırtıcı bir gösteri sergiliyor bizim sihirbaz. Oyunun adı: 'Dikkat kandırılıyorsunuz!' Oysa perde açılır açılmaz, Kubilay'ın köşeye koyduğu tabelada, 'Sihirbazlar insanları kandırmaz,' yazıyor. Tüm gösteri boyunca, beceriksiz ve sakar bir sihirbazı oynayan Kubilay seyircilere, bir yandan sihirbazların ne kadar yalansız dolansız kişiler olduğunu anlatıyor, bir yandan gözlerinin içine baka baka kandırıyor. Beceremeyeceğim diye başladığı numarada, inanılmazı gerçekleştiriyor. Basit derken, olağünüstü güç bir numara sergiliyor. Yani ne derse tersini yapıyor, her an tuttuğunu düşürecekmiş, ayağı takılıp yere serilecekmiş duygusuyla seyrettiğiniz beceriksiz sihirbaz, iki saat sonra gerçek bir büyücü gibi ayrılıyor sahneden. Gösteriden, üstlerine serpilmiş sihir tozuna inanarak çıkıyor seyirciler. Devalüasyon arifesine denk gelen İstanbul'daki son gecemi, Kubilay'ı seyrederek bitirdim. Oyundan çıkınca, "En çok sen kahkaha atıyordun!" dedi bana. Doğruydu. Belki de en iyi ben anlıyordum çünkü, oyunun gizli mesajını. Türkiye'de politikacı şapkalarından devlet adamı diye tavşan çıkarken; liberalist, ekonomist ve globalist hükümetimiz, Türkiye'nin geleceğine iskambil açar ve hileli kartı bile çekmeyi beceremezken... Keşke diyorum, Kubilay gibi sihirbazlar politikacı, politikacılar da illüzyonist olsalardı.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||