Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
5 Mart 2001

Tarihin Galatalı ev sahipleri

Dar sokakları, cumbalı evleri, Hezarfen'in kanat takıp uçtuğu kulesi ve ibadethaneleriyle bir eski zaman diyarı Galata, bu tarihi dokuda yaşamayı tercih edenler sayesinde canlandı. 40 bina restore edildi. Kuledibi ise İstiklal Caddesi'ne rakip oldu
Haber ResmiTİMUR SOYKAN
İSTANBUL - Galata'da 'yetkililer'in yapamadığını, yaşadıkları evlere tarihiyle birlikte sahip çıkanlar yapıyor. Dokusu yaralanan Galata'yı kurtarma misyonunu bireyler üstlendi, semtten ev satın alan öğretim üyesi, gazeteci, karikatürist, mimar, yönetmen gibi meslek gruplarından insanlar, evinin 'mimarı' olarak hizmete soyundu.

Tarihi: Bir zamanlar İncirlik
Galata, dar sokaklarının üzerine eğilen cumbalı eski evleri, merdivenli sokakları, 'kanatlı ilk insanın havalandığı' kulesi, azınlıkların sokak aralarına sıkışmış ibadethaneleri ile bir eski zaman diyarıdır. Çünkü yüzyıllar boyu farklı özellikleriyle İstanbul'un en hareketli bölgelerinden biridir.
Semtin hikâyesi, Grek gemicilerin bir liman kurmasıyla başlar. Limanın yamaçlarında çok fazla incir bulunduğu için, Sykai (İncirlik) adı verilir. Roma istilasının ardından, içinde forumların, tiyatroların, kiliselerin hamamların bulunduğu örnek bir kenttir. Roma İmparatorluğu ikiye bölündüğünde ise Doğu Roma'yı bugünkü Eminönü'nde inşa edenlere, Galata ev sahipliği yapar. Latin istilası sırasında Cenovalıların Bizans'tan Galata'da oturma izni almasından sonra, önemli bir gemi ticaret merkezi olur.
İstanbul sokaklarının en hareketli yeridir. Osmanlı'nın İstanbul'u fethinden sonra da Cenovalılara, kendi yöneticileri tarafından yönetilme hakkı verilir. Gemiciler semti olması nedeniyle eğlence merkezine dönüşür. Evliya Çelebi, "Galata demek, meyhane demektir" der.
17. ve 19. yüzyıl arasında Galata' nın yarısına sahip olan banker Kamondo ailesi, semti, ticaretin yanı sıra banka merkezine dönüştürür.
19. yüzyılda, Batılı anlamda bir imar için, semtin tarihi yapıları gözden çıkarılır. Surlar yıkılır, hendekler doldurulur. Galata, Kurtuluş Savaşı yıl- larında ise işgalcilerin karargâhıdır. Kuvayi Milliye'ciler, buradaki cephaneleri soyarak silah sağlar. Yakalananlar, İngiliz Karakolu'nda işkence görür.

Bitiş: 6-7 Eylül olayları
Bu renkli tarihin Galata'ya hediyesi, Ermeni (Gregoryen, Katolik, Protestan), Rum, Yahudi (Keray, Sefarad, Eşkenaz), Cenovalı, Venedikli, Arap, Sırp, Çingene, Arnavut, Ulah, Fransız, Süryani, Keldani, Levanten topluklarının yaşadığı bir mozaik olur.
6-7 Eylül olaylarından sonra 'bitişi' başlar Galata'nın. Önce Galata'ya ruhunu veren farklı din, dil ve mezheplerden insanlar gitmek zorunda kalır. 1960'lardan sonra ise çok katlı binalara imar izni verilerek Galata'nın tarihi dokusu bir kez daha yaralanır. 1970'lerin başında ise banka ve ticaret merkezi özelliğini yitirir. İnsanların terk etmesiyle ölmüştür Galata.
Ancak son beş yıldır Galata, içinde yaşayan insanlarla ruhunu geri kazanıyor. Yazarlar, sinemacılar, gazeteciler, bu tarihi dokuda yaşamayı tercih ediyor. Satın aldıkları evleri restore ederek, yerel yönetimin, devletin yapmadığını yapıyorlar. Son üç yılda bireysel çabalarla restore edilen tarihi ev sayısı 40. Galata'ya yaşayarak sahip çıkanlar, semtlerini korumak için de bir arada duruyor, Galata Derneği'nde kentin sorunlarına eğiliyor.
Restorasyonun öncülerinden biri, mimar Mete Göktuğ. Göktuğ, işgal yıllarında binlerce kişinin fişlendiği, Kuvayi Milliye hareketine karşı istihbarat çalışmalarının yapıldığı İngiliz Karakolu'nu restore etti. Göktuğ, 96 yıllık binada artık Galata Evi adıyla bir kafeterya işletiyor.
Fotoğraf sanatçısı Arif Aşçı ise Camekân Sokak'ta 1891'de inşa edilen bir apartmandan daire alarak, aslına uygun olarak restore etti. Aşçı, eskiden zengin bir Yahudi ailenin yaşadığı evin tavanındaki boyaları kazdığında tarihi resimlerle karşılaşmış, "Nereyi kazsak altından tarihi resimler çıkıyor" diyor. Aşçı'nın komşuları ise binanın çatı katını restore eden gazeteci Neyyire Özkan ve karşı dairesinde bir stüdyo kuran Teoman.

Sükûnet Kuledibi'nde
Kafeler ise Kuledibi gibi merkezi ama sakin bir yer arayanlara farklı seçenekler sunuyor. Son bir yılda beş kafe açılan Kuledibi, İstiklal Caddesi kalabalığından kaçış noktası oluyor. İspanyol Ana Gomez De Tablos da yaşadığı Galata'da bir kafe işletiyor. Cafe Iberico'nun sahibi olan Gomez De Tablos, "Kuledibi, gürültüden, kalabalıktan uzak ama merkezi, tarihi bir doku içinde, tam anlamıyla alternatif bir mekân" diyor.
Enginar Cafe Restaurant'ın sahibi Engin Özarukan ise, Kuledibi'nde dingin bir eğlence kültürü olmasını istediklerini belirterek, "İstiklal Caddesi'ndeki yozlaşmaya, burada izin vermeyeceğiz" diye konuşuyor.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.