Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
5 Mart 2001

Arkadaş gözüyle Derviş

Prof. Dr. Asaf Savaş Akat arkadaşı Kemal Derviş'i şöyle anlatıyor: Kemal haklı dava ve politikalar için bastırmaktan asla yorulmaz. Yoksul ve talihsiz insanlara duyarlıdır
İSTANBUL - TÜSİAD tarafından İngilizce yayımlanan Private View dergisinin bahar 2000 sayısının dünya çapında ünlü ve etkili isimlerin tanıtıldığı bölümünde, iktisat profesörü Asaf Savaş Akat, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'i yazdı. İşte meslektaşı ve yakın arkadaşının gözüyle Derviş: Kemal Derviş'le 1967'nin yazında tanıştım. Ben bir yıl önce İstanbul İktisat Fakültesi'ni bitirmiş, hemen ardından İktisat Fakültesi'nde asistanlığa başlamıştım, Kemal de London School of Economics'teki ilk yılını yeni tamamlamıştı. İlk görüşte her ikimiz de birbirimizdeki iktisat sevdasını fark etmiştik. Ben 12 ay sonra bir OECD bursu ile İngiltere'ye gidince sık sık görüşme imkânı bulmaya başladık. Böylece uzun ve kalıcı bir dostluğun temeli atılmış oldu.
Anılarım, hararetli tartışmalarla dolu. Kemal görüşlerine sıkı sıkıya bağlıydı, ben de öyleydim. Başta ekonomi teorisi, az gelişmişlik ve Türkiye'de demokrasinin geleceği olmak üzere aklınıza gelebilecek her konuda giriştiğimiz hararetli atışmalar dostluğumuza renk katıyordu. Tabii ki ikimiz de sol eğilimliydik. Ben Marksist ve Türkiye İşçi Partisi'ne yakındım. Kemal ise ta o zamanlarda bile reformcuydu ve CHP'ye yakındı.
1970 yılında ben İstanbul'a dönerken Kemal doktorası için Princeton Universitesi'ne gitti. Doktorasını tamamlayıp Türkiye'ye döndüğünde öğretim elemanı olarak Ankara'da ODTÜ'yü seçmesi beni hiç saşırtmadı, zira başkent siyesetin merkeziydi ve Kemal hemen Ecevit'in destekçileri ve danışmanları arasına katıldı. Ecevit CHP'nin başına yeni geçmişti. Amacı, eski devletçi partiyi çağdaş bir sosyal demokrat harekete çevirmekti. Zorlu yıllardı, Türk solu ideolojik olarak ekonomik millliyetçilik, devletçilik ve tipik Üçüncü Dünyacılık teorilerinin gölgesindeydi. Ekonomi teorisine ilişkin sağlam donanımı sayesinde Kemal popülist sloganların tuzağına düşmedi. Böyle olunca da doğal
olarak ekonomik sorunlara popülizme batmış yaklaşımlar önerenlerin gözüne battı. Ancak bir-iki yıl dayanabildi Kemal. 'Sol siyaset'ten uğradığı hayal kırıklığı nedeniyle sonunda Dünya Bankası'ndan gelen teklifi kabul etti. Solu mantık ve bilgiden temizleyen 'Üçüncü Dünyacı'lar göbek atıyordu. Oysa bence Kemal'in gidişiyle Türkiye'nin kaybettiğini, Dünya Bankası kazanmıştı.

'Coşkulu ve pratik'
Akademik çalışmaları açıkça gösteriyordu ki Kemal'e göre teori, sırf soyut modellerle yetinemezdi, pratik yararlar da ortaya koymalıydı. Onca reel aktivitenin sürüp gittiği bir kurumda yalnızca akademik mesaiyle yetinemeyecek kadar coşkuluydu Kemal. Fikirlerini pratiğe dökebilme şansını yakalamak amacıyla araştırma bölümünden icra bölümüne geçti.
Zorlu bir değişiklikti bu, ama Kemal her zamanki gibi yaratıcı enerjisiyle hakkından gelmeyi ve keyfini çıkarmayı bildi. İlk bakışta aşılmaz gibi görünen engelleri geride bırakıp hedeflerine ulaşmayı başardı. Çalışma şevki, işine bağlılığı, entelektüel kapasitesi, iflah olmaz iyimserliği, tutarlılığı ve zarif kişiliği, Kemal'in artıları arasındaydı.
Kemal haklı dava ve politikalar için bastırmaktan asla yorulmaz. Kendisiyle birlikte çalışanlara şevk aşılar ve belki de en önemlisi, Dünya Bankası'ndaki tüm mesaisini adadığı yoksul ve talihsiz insanlara yönelik samimi bir duyarlılığı vardır.
Şahsen Dünya Bankası'nın iç işleyişini pek bilmem. Ama Kemal'in parlak kariyerine bakınca Dünya Bankası'nı seçiminden ötürü kutlayasım geliyor. Kemal çok zorlu bölgelerde ter döktü: Aklını ve yüreğini verdiği Bosna ve Arnavutluk dahil olmak üzere Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika. Şimdi de Yönetimden Sorumlu Dünya Bankası Başkan Yardımcılığını kabul ederek bir başka zorlu göreve el attı. Yönetim konularını tüm dünya hükümetlerinin gündeminde baş sıraya oturtmaya yönelik çabalarını başarıyla sonuçlandırcağından en ufak bir kuşkum yok.
Onca yıl sonra bile, yılda en az iki kez görüşüyoruz. Buluşmalarımızı hep iple çekiyorum. Birkaç günlüğüne bile olsa Kemal'le birlikte zaman geçirmek bana heyecan veriyor. Tarzıyla bana vicdan aşılıyor. Doğrusunu isterseniz her görüşmemizden sonra kendimi daha iyi hissediyorum. En önemlisi de Kemal hâlâ harika bir dost. (Radikal)


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.