![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Salieri'nin duası Yaşadığımız krizin temelde siyasi olduğunu ve Kemal Derviş'in bu siyasi yapı içinde ekonomiyi düzlüğe çıkarmasındaki güçlüğü biliyoruz. Derviş kapsamlı bir devlet reformu çerçevesinde göreve gelmiş olsaydı, iyimser olmak için nedenlerimiz olacaktı. Ama olan oldu. Artık başarılı olması için hepimiz elimizden geleni yapmalıyız. Zira siyasi sınıfımız istikrar programının başarısızlığından sonra güvenilirliğini büyük ölçüde yitirdi. Şimdi dış dünyanın güvendiği son Türk de başarısızlığa uğratılırsa, kurtuluş imkânsız denecek kadar zor olacak.Ekonominin temel sorumluluğunun Derviş'e bırakılması, siyasi sınıf içinde krizi çözecek kimse bulunmadığını gösteriyor. Zira siyasi parti liderleri kendilerinden yetenekli kimseleri siyasete sokmamak suretiyle yıllarca başta kalabiliyorlar. Aslında parti gruplarındaki yetenekli olanları bile yükseltmekten korkuyorlar. Bu nedenle mevcut sistem, bu liderlerin yetenek düzeyine mahkûm durumda. Krizi çözmek için siyaset dışı bir teknisyenin görevlendirilmesi, bir ülkeyi ilgilendiren en hayati konunun siyaset dışına çıkarılması demek. Tabii Derviş'in yaptıklarından halk karşısında siyasiler sorumlu olacak. Ama politikanın oluşturulması ve uygulanmasında ancak sınırlı ölçüde söz hakkına sahipler. Bu uygulama küresel ekonomiye uygun. Küreselleşmenin karmaşık yapısını ancak konunun uzmanı bilebilir. Bizde siyasetçinin siyaset üzerine karar vermesi, seçmenlerin popülist taleplerinin ekonomik gereklerin üstüne çıkması anlamına geliyor. Bu yöntemle krizi çözmek mümkün değil. Kriz çözümlendikten sonra dahi bu geleneksel siyaset yaklaşımına geri dönülemez. "Bürokrat seçenek getirir, devlet adamı birini seçer ve uygulama talimatı verir" yaklaşımı artık geçersizleşiyor. Önce, sanıldığı kadar seçenek yok. Aslında çıkış yolu tek. Öte yandan, konuyu bilmeyen siyasetçi politika seçimini yaptı diyelim. Sonra bunu halka anlatması lazım. Anlatamıyor. Bu nedenle siyasetin ancak bilen yani konusunun uzmanı olan insanlar tarafından yapılabileceği bir çağa giriyoruz. Derviş tüm bakanların kendi konularının uzmanı olduğu bir kabinede çalışsaydı, Türkiye'nin nasıl bir çağ atlayacağını bir düşünün. Yasama ile yürütmenin ayrıldığı; yürütmeye yasama dışından bakan atandığı bir siyasi sistem yılların sorunlarını çözmede sadece çok daha etkin olmayacak, yozlaşma tehlikesini de azaltacaktı. Unutulmasın, bu ekonomik kriz bu hükümetin krizi değil, bu siyasi sınıfın krizi. Muhalefetin iki partisi bu krizi önleyecek politikalar geliştiremediklerinden bu haldeler. Bir muhalefet milletvekili, kriz çözümünün tek insana bağlanmasını, kişilik gösterisiyle eleştiriyor. Kendi partisinin liderini değiştiremeyenlerin, kriz çözümünde kişiye bağımlılığı eleştirmelerindeki çelişkiyi görmüyor. Çözümsüzlükle kişiye bağımlılığın temelinde kendi tutumları yatıyor. Bir de siyasetçinin konuyu bilene yönelttiği 'Ülkeyi ve halkı tanımıyor' eleştirisi var. Aslında bu eleştiri, hiçbir şey bilmeyenin avuntusu. Ülkeyi ve halkı siyasetçi gibi bildiğinizde krizden kurtulamıyorsunuz. Halkın gerçekleri bilmesi ve isteklerini ona göre ayarlaması daha doğru olmaz mı? Daha şimdiden bazı koalisyon ortaklarının olumsuz tutumu dolayısıyla, Derviş'in gerekli yetkilerin tümüyle donatılamadığı duyuluyor. Özal'dan farklı olarak başbakan yardımcılığı verilmedi. Bir başbakan yardımcısına muhatap olacak. Ekonominin bazı önemli kurumlarıysa diğer koalisyon ortaklarına ait bakanlara bağlı kalacak. Şunu başından açıkça bilelim: Eğer Derviş başarısız olursa, bunun bir tek nedeni olacak: Siyasi sınıfımız. Ve bunun yaratacağı korkunç boyutlardaki sorumluluktan kurtulmaları mümkün değil. 'Amadeus' filminin sonunda, Mozart'a duyduğu hasetten delirmiş Salieri, bir papazın ittiği tekerlekli sandalyeyle geçtiği hastane koridorunda bekleşen hastalara "Allah vasat olanların günahını affetsin" diye alaycı biçimde dua eder. Allah siyasilerimizi vasatın üstüne çıkarsın!
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||