Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
5 Mart 2001

Yol ayrımı

Dokuz günlük bayram tatili başladı, ancak içinde bulunduğumuz olağandışı durum ve koşullar sebebiyle bayram coşkusunu yaşayabilecek durumda değiliz, toplumca moralimiz bozuk. Geçmişte yaşamaktan, kısa vadeli düşünerek her şeyi tepkiyle karşılamaktan bir an önce kurtulmamız gerekiyor. Zira böyle umutsuz bir ruh haliyle zaten ipotekli olan geleceğimizi kurtarmamız pek olası değil.
Pek çok uzman eleştiriyor fakat şahsen dalgalı kur tercihinde geç bile kaldığımızı düşünüyorum. Gerçeği daha iyi anlayabilmek için hangi koşulların dalgalı kurları zorunlu kıldığı iyi irdelenmeli, ülkemize ilişkin bazı verilerin ne ölçüde gerçeği yansıttığı sorgulanmalı... 2000 yılı başında uygulamaya konulan program beklenen eğilim değişiklikleri ortaya çıkmadığı için başarılı olamadı, çöktü. Şu anda enerjimizi çok iyi kullanmak zorundayız. Şimdilik geçmişi tartışmayı bırakıp, geleceğimizi kurtarmak için el ele vermek, orta vadeli bir paydada uzlaşmak ve kısa vadede payımıza düşen sıkıntılara nasıl katlanacağımızı hesaplamak zorundayız.
Eğer hedefimiz demokratik standartlarımızın gelişmesi, serbest piyasa altyapısının güçlenmesi ve üreterek büyüyen bir ekonomi olmak ise öncelikle kamu yanı sıra mali sektörde kapsamlı düzenlemeler gerekli. Bunlar yapılmadığı sürece geleceğe umutla bakma şansımız olmayacak. İçinde bulunduğumuz koşullar deprem bölgesinde,
4 şiddetinde bir depreme bile dayanamayacak bir binada korkuyla yaşamaya benziyor.
Tabii kamu ve mali sektörde kapsamlı düzenlemeler yapılırken özellikle dikkat edilmesi gereken konular da var. Örneğin kamu borçlarının milli gelire oranı dalgalı kura geçişle birlikte yüzde 63'ten yüzde 56'ya geriledi. Söz konusu oranın artmaması, kamu borçlarının faiz yükü ve vade yapısının olumlu bir trende sokulması temel gereksinimlerden biri. Dalgalı kur belki gerekliydi fakat gerek iş dünyası gerekse toplum açısından ciddi bir şok oldu ve güvensizlik önemli ölçüde arttı. Paramızdaki yıpranmanın makul bir seviyede durması ve istikrar kazanması, enflasyondaki ek artışın devalüasyon oranının altında kalması için de çaba sarf edilmeli, aksi takdirde rekabet gücünde beklenen artış gerçekleşmez ve umulan yabancı sermaye girişi gecikmeye devam eder, sosyal sıkıntılar artar.
Kısacası çok zor bir döneme girdik. Koşullar olağandışı olunca, yetkililerimizin de olağandışı bir eylem planı hazırlayıp yüksek bir performans sergilemesi, toplum ve iş dünyasının da en azından sessiz kalarak destek olması ülkemizin geleceği açısından hayati önem taşıyor.
Evet kısa vadede sorunlarımız ağırlaşacak, çok zorlanacağız. Ancak deprem bölgesinde çürük bir evde korkuyla yaşamaktansa her türlü fedakârlığa katlanıp sağlam bir ev yapmak, korkusuzca yaşamak isteğine yelken açmak daha iyi olmaz mı?
Tüm okuyucularımızın Kurban Bayramı'nı kutluyor, böyle gelmiş ama böyle gitmesin diyoruz. Bu dokuz günde nasıl bir Türkiye'de yaşamak istediğimiz konusunda düşünecek bol zamanımız olacak! İyi günü de zor günü de toplumca paylaşmak dileğiyle...


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.