SSK, tecrübe ister!Yaşar Bey 65 yaşında bir SSK emeklisi. Kalp hastası. Saat 05.00'te hastanedeydi. Muayene için 10 saatini sıra bekleyerek, koşturarak geçirdi. Yine de işi çabuk bitti, çünkü tecrübeliydi MELTEM GÜNAY
İSTANBUL - Adı, Mustafa Yaşar Özyalçın. 65 yaşında. 25 yıllık çalışmanın ardından emekli olmuş. SSK'lı, yani Sosyal Sigortalar Kurumu emeklisi. Aylığı, 119 milyon lira.
Tıpkı Türkiye'deki yüz binlerce SSK emeklisi gibi yaşıyor. Fazla bir masraf yapmadan, hayatın, 'seyahat, dışarıda yemek, alışveriş, sinema-tiyatro' gibi zevklerini tatmadan kendisi gibi emekli geçinip gidiyor.
Tabii ki hastalandığında da özel hastanenin değil SSK hastanesinin yolunu tutuyor.
O bir kalp ve şeker hastası. Bacağında şekere bağlı ağrıları iyice artan Özyalçın'la birlikte, hastanedeki çileyi görmek için biz de SSK'nın yolunu tutmaya karar verdik. Ancak bunun için çok erken kalkmak lazım.
Özyalçın, tecrübeli bir hasta ve bu da hastanede çok önemli. Ancak 'geceyarısı' giderse muayene olabileceğini biliyor. Yatmadan önce saatini 04.00'e kurdu. Kahvaltı yapacak vakit yok. Yolda bir poğaça alıp açlığını bastırdı. Güneşin henüz yüzünü göstermediği saat 05.00'te, Vatan Caddesi'ndeki SSK Vakıf Gureba Hastanesi'nde oldu.
Hastaneye kendisinden de önce gelenlerin olduğunu görmek onu şaşırtmadı. Muayene için gereken sıra numarasını almak amacıyla uzun kuyruğun sonunda yerini aldı. Önünde yaklaşık 60 kişi vardı. Herkesin gözlerinden uyku akıyordu.
Gişenin açılmasına daha üç saat var. Bir saat sonra kuyruktaki insan sayısı 250'ye ulaştı. Vakit geçmek bilmiyor. Bir süre sonra sohbet başladı.. Herkes birbirine hastalığını, ağrılarını anlattı, 'teşhis'ler konuldu.
Aslında Özyalçın'la birlikte bekleyen herkesin kafasında aynı düşünce var:
Acaba bugün muayene olabilecek miyim?
İnsanlar, şifa bulmak için geldikleri hastanede her geçen dakika biraz daha rahatsızlanıyor. Kalp ve şeker hastası Özyalçın'ı, SSK hastanesine getiren sorun bacak damarlarında. Sol bacağındaki ağrı uzun süre yürümesini, ayakta kalmasını engelliyor. Ama kuyrukta saatlerce ayakta beklemek zorunda. Ağrısı sürekli artarken o dişini sıktı... 'Allah düşmanımı düşürmesin' "Allah düşmanımı bile buraya düşürmesin" diyen Özyalçın saat 8.30'da, yani üç saat sonra sıra numarasını almayı başardı.
Ancak SSK çilesi daha yeni başladı. Bu sefer doktora muayene olabilmek için başka bir kuyruğa girdi. Sıranın kendisine gelmesi ise yaklaşık iki saat sürdü.. Ama yine de doktoru görebildiği ve muayene olabildiği için 'şanslı'. Muayenede sol bacağındaki damarlardan birinde daralma tespit edildi. Ama bunun için bazı testler ve anjiyo gerekiyor. Hastanede bu testler ve anjiyo yapılmadığı için kurumun anlaşmalı olduğu özel bir görüntüleme merkezine sevk edildi.
Ama sevk kâğıdında sadece doktorun imzasının olması yetmiyor. Servisin diğer doktorlarının da sevki imzalaması gerekiyor.
Bu arada saatler ilerledi ve öğle tatili oldu. Bir saatlik tatilde Özyalçın, diğer bekleyenler gibi vaktini bahçede geçirdi. Öğle yemeği ise ekmek arası peynir ve domates...
Mesainin tekrar başlamasıyla birlikte sevk kâğıdının imzalarını tamamlamak için dolaştı. Nihayet hepsi tamam! Saat de 15.00 oldu. Hastanede 10 saat geçirdikten sonra bacağındaki ağrılar artmış halde ve birkaç gün sonra aynı şeyleri yaşayacak olmanın moral bozukluğuyla evinin yolunu tuttu.
Özyalçın, özel görüntüleme merkezinde yaptırdığı test sonuçlarını doktora göstermek için iki gün sonra tekrar hastaneye gitti. Yine saat 05.00'te hastaneye girdi. Gişelerin önünde gergin bir bekleyiş vardı.
Birden 'Uyanıklık yapma' sesleri duyuldu. Önlerde iki kişi tartışıyordu. 'Ben şimdi sıradaydım' lafına anında cevap geldi:
"04.00'ten beri buradayım, seni görmedim. Zaten kan beynime sıçramış."
Her zaman böyle kavgaların yaşandığı kuyruklardan en uzun olanı dahiliyeye ait. Diğer tarafta göz hastalıkları, sinir, diş hastalıkları, çocuk hastalıkları kuyrukları var. Çoğu yaşlı olan hastalar zaman geçtikçe iyice yoruluyor. Ama çevrede oturacakları bir bank bile yok. Kimi yere çöküyor, kimi yanındakine yaslanıyor. Herkes sorunlarını kuyruktaki kader ortaklarıyla paylaşıyor.
Erdal Özkan, saat 06.00'dan beri bekliyormuş. Prostatı olan Özkan, sırada ağrıdan kıvranıyor. Acil gelen ya da durumu kötü olanlara bir öncelik tanınmasını istiyor.
Kalbinden rahatsız olan 68 yaşındaki Rıza Çepni saatlerdir ayakta ve çok yorulmuş. Ama özel hastaneye gidecek imkânı yok.
Eşinin rahatsızlığı için SSK hastanesine gelen Fikri Sarıgül daha şanslı. Çünkü yıllarca çalıştığı Almanya'dan emekli. Telefon iyi de düşürebilene... Bir ara söz SSK hastanelerinde yeni uygulamaya konulan telefonla randevu sistemine geldi. Kuyruktakilerin bazıları uygulamadan memnun, bazıları ise 'yine halkın gözünü boyamak isteyen polikacıların işi' diye bakıyor. Gerçekten de randevu alabilmek için telefonları düşürmek çok zor. Düşürenlerin büyük bir kısmı ise 'Şu anda bütün randevular verildi' yanıtıyla karşılaşıyor.
Kuyrukta bekleyenler yine de hastaneden memnun. Çünkü en azından doktorlar ilgileniyormuş. Özyalçın da bu fikirde. Daha önce SSK Samatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gitmiş. "Orası illallah dedirtti. Derdimizi anlatmak bir yana kimse bizi adam yerine bile koymadı" dedi.
Özyalçın'ın artık güzel günleri göreceğine dair bir ümidi kalmamış: "Biz bu sistemin düzelmesini göremeyiz, bizim çocuklar da göremez. Ama torunlar görecek."
Bu arada güvenlikçinin sesi yankılandı:
"Yanlış kuyruklarda beklemeyin."
Ve ortalık karıştı Çünkü birçok kişi yanlış kuyruktaydı. Aynı görevli "Ya, size de bana da yazık. Yoruldum" diye sitem etti. Nihayet beklenen an... Saat 08.00'de kuyruk iyice uzamışken memurlar geldi, gişeler açıldı. Bütün kuyruklar hareketlendi. Herkes sıra numarası peşinde. Birden gişedeki memurun sesi duyuldu:
"Dahiliyenin numarası bitti. 100'den sonra numara vermiyoruz."
Kuyruktan homurtular yükselirken Özyalçın öne doğru gidip gişeye ulaştı:
"Ben kalp damara numara alacağım."
Ve nihayet numarasını alabildi.
Sıra numarası alanlar memnun, alamayanlar ise çaresizce görevlilerden yardım istedi. Onlar da 'Yarın gelin' diye 'yol gösterdi.'
Saat 05.00'te başlayan maraton saat 08.30'da sadece sıra numarasının alınmasıyla ikinci etabına başladı. Özyalçın tekrar doktor kuyruğuna girdi. Sıra numarası 18. Kalabalıkların arasında artık alışkın bir ifade ile kendine yol açıp muaneye olacağı yere ulaştı. Ama doktorun kapısı kapalı ve etrafta sorabileceği bir kişi bile yok. Beklemeye başladı. Saat 10.00 oldu, hâlâ doktor yok. Özyalçın'ı geçen hafta muayene eden doktor bugün serviste görevli. Bir sıra numarası da buradaki görevlilerce verildi. Saat 11.00'e doğru doktor geldi. Hastaların muayene süresi maksimum 5 dakika. Sıra Özyalçın'a geldi. O da içeriye girip çektirdiği anjiyoyu gösterdi. Karar ameliyat. Ameliyat için bayramdan sonra gelmesi istendi. Yani yaklaşık 15 gün sonra. Bayramdan sonra görüşmek üzere diye hastaneden çıkıp Bahçelievler'deki evine doğru yola koyuldu.
Hastane içindeki kalabalık ise devam ediyordu. Çünkü doktora görünmekle iş bitmiyor. İlaç yazıldıysa tekrar kuyruğa giriliyor...
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|