![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Yorgun yönetimin son umudu Galatasaray yönetimi artık iyice yoruldu. Bunu, yönetimin en sakin adamları olan Mehmet Cansun ve Ali Dürüst'ün sözlerine bakarak anlamak mümkün.Cansun'un iki mesajı vardı. Birincisi, "Bu koşullarda küçüleceğiz, başka çare yok!" idi. 1994 bunalımını çok daha derinden yaşamış bir yönetici olan Cansun'un sözleri elbette ki tepki yarattı ama söylenmiş olması önemli. 1994 Nisan'ında -bugün memleketi 6 ayda kurtaracağını söyleyen- Tansu Çiller'in yarattığı bunalım yüzünden Galatasaray da büyük kayıplara uğramıştı. Sarı-Kırmızılı yönetimin o sırada temasta olduğu Haessler, Klinsmann, Laudrup gibi yıldızlardan vazgeçilmiş; hedef Stauce, Mapeza ve Kuzmanovski'ye doğru küçülmüştü. Bunun ne denli büyük bir yanlış olduğu da kısa sürede ortaya çıkacaktı. Ülkemizi Şampiyonlar Ligi'nde temsil etme olanağı bulan Cim Bom, burada yıllarca sonunculuktan kurtulamadı. Bir süre sonra bunalım geçmiş ama o aradaki başarısızlıkla birlikte bu üç yabancı da "iş görmez" kontenjanından elde kalmıştı! Cansun'un ikinci mesajı, Kocaelispor maçının hakemi Metin Tokat'a yönelik sözleriydi. O, bir penaltı tartışmasından yola çıkarak, "Hakemlerin Galatasaray'a karşı tavır içinde" olduklarını söylüyordu. Cansun bu konuda çok geç kalmıştı. Çünkü ligin ilk yarısında Galatasaray'ın verilmeyen penaltılarının yanında, kurallara uygun 5 golünün sayılmayışı karşısında yönetim bir tavır belirleyemedi. Biraz da, "Nasıl olsa bizim takım çok güçlü. Bunların da üstesinden gelir..." diye düşünüldü ve palavradan bir tepki bile gösterilmedi. Kupadaki Trabzonspor ve ligdeki Erzurumspor maçlarında verilmeyen birer golün daha üzerinde bile durulmadı. Sonuçta bu durum artık olağanlaştı. Bu tehlikeyi geç farkeden Lucescu'nun feryatları da pek yankı bulmadı. Takımın giderek düşen başarı düzeyi ve atı alanın da Üsküdar'a doğru yaklaşması, yönetimi biraz uyandırır gibi oldu. Fakat o noktada da başka sorunlar ortaya çıktı. Para derdinden doğan isyanla ve düşündürücü boyutlar kazanan sakatlıklar, şimdi yönetimi daha çok meşgul eden konular oluyor. Kısacası, yorgun yönetim Galatasaray'da tıkanıklığı aşamıyor. Ali Dürüst'ün "Elimize sopa mı alalım!" sözleri de böyle bir ortamda daha anlam kazanıyor. Çünkü Sarı-Kırmızılı yönetimin artık çözüm üretmekte zorlanmaya başladığını gösteriyor. Daha önce Dürüst'ü kesseniz böyle bir söz söyletemezdiniz. Şimdi söylüyorsa, bıçak kemiğe yaklaşmış demektir! Yakın dönemdeki çare biliniyor: Milan galibiyeti gündemi değiştirecek ve bütün sorunlar dondurulup yeni ufuklara yelken açılacak. ...mı acaba, diyemem, yoksa Cim Bomluların bayramı zehir olur... Hepinize mutlu bayramlar efendim.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||