![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Derdi kime? gsak@radikal.com.tr'Ufaklık' Bush'un Amerika Birleşik Devletleri'ne (ABD) başkan olması ile birlikte pek neşeli bir dönem başladı. Böylece 'baba' Bush bir komedi karakteri olarak uluslararası siyaset sahnesine geri döndü. Şimdi yeni politikalar bir bir şekilleniyor. Mesela finansal krizler karşısında yeni yönetimin tavrının bizim gibi ülkeler açısından pek de parlak olmayacağı giderek daha fazla anlaşılıyor. Bu konuya 28 Aralık tarihinde bu köşede ilk kez değinmiştik. Şimdi değerlendirme yapabilmek için daha iyi bir durumdayız. ABD'nin yeni Hazine bakanı Paul O'Neill şubat ayının 14'ünde İngiliz Financial Times gazetesine konuştu. Ona göre krizlerin arkasında yatan temel neden kapitalizm olamazdı. Tam tersine kapitalizmin serpilmesine imkân vermeyen ülke içi politikalar finansal krizleri besliyordu. Bu durumda, 'finansal krizler, finansal krize uğrayan ülkenin kendi problemi'ydi. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) krize uğrayan ülkeye mali destek sağlamaktan özellikle kaçınması gerekiyordu. Yukarıda özetlemeye çalıştığımız yaklaşım şubat ayı boyunca çok eleştirildi. En gelişmiş yedi ülkenin (G7) ilgili bakanları Paul O'Neill tarafından öne sürülen görüşlere katılmadıklarını söylediler. O'Neill'in tecrübesiz olduğu için mülakatta içtenlikle konuştuğu bile vurgulandı. 'Bu nedir?' diyenlerin Timur Kuran'ın bugünlerde Türkçe çevirisi yayımlanan 'Yalanla Yaşamak' adlı kitabını okumaları gerekiyor. Sayın Kuran, bireysel doğrular ve kamusal yalanlar üzerine kurduğu çalışmasında, kişilerin, çoğunluğa uymak veya hoş görünmek için nasıl inanmadıklarına inanmış, katılmadıklarına katılmış gibi yapma eğiliminde olduklarını anlatıyor. Bu durumda O'Neill'de özü sözü bir olmayı başaranlardan oluyor herhalde. Şimdi gelin şu açıklamayı bir değerlendirelim. İlk soru şöyle olmalı: "ABD önümüzdeki dönemde böyle açıklandığı gibi bir 'herkesin krizi kendine, kardeşim' politikası izleyebilir mi?" Bize kalırsa izleyemez. Herkesin 'Acaba Türkiye'deki çalkantı Arjantin'i nasıl etkiler?' diye sekiz sekiz dolaştığı bir dünyada 'Bana ne' diyemez. Ama bu yaklaşım nedeniyle 'Finansal krizin yükünü kim çekecek?' bahsinde durum değişebilir. Geldiğimiz noktada, finansal krizin yalnızca belli bir ülkenin yerel koşullarından değil, gelişmiş ülkelerdeki finansal kuruluşların 'yanlış' portföy politikalarından da oluştuğunu düşünüyorduk. Dolayısıyla onların da yükün bir bölümünü üstlenmeleri gerektiği konusunda bir uzlaşma doğmuştu. Ama krizin ilgili yerel piyasada 'kapitalizm eksikliği'nden kaynaklandığını daha fazla vurgularsanız, bu kez yükün artan bir bölümü bizim gibi ülkelerde yaşayanlara kalabilir. Önce bize 'Sizin gibi sorumsuzların kendi başına parası olamaz. Alın bizim parayı kullanın.' derler, sonra da 'Sizin gibi ne yaptığını bilmezlerin yerel bankaları da olmaz. Sizinkileri kapatın, bizimkiler orada da çalışsın' diye eklerler. Sonuçları daha tartışırız ama pek de hoş olmayabilir. Peki, ABD yönetiminde güç kazanan bu yaklaşım son krizden sonra ülkemizin ihtiyaç duyduğu finansmanı temin etmesini güçleştirir mi? Hayır. Çünkü olası desteğin 'finansal krizlere nasıl bakalım?' yaklaşımı ile bir alakası yoktur. Ortada iktisadi değil, siyasi bir değerlendirme bulunmaktadır. Tarihin bu noktasında bu yarımadanın arazi değeri hâlâ çok yüksek görünmektedir.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||