Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
7 Mart 2001

Dur bakalım

Arife günü fırtınalarla boğuşarak adamıza geldik. Araba vapuru seferleri aksamalarla yapılıyordu. Lodosun şişirdiği dalgalar ön bölümdeki otomobilleri sert darbelerle yıkıyordu.
Ama, adaseverler pes etmeyip adaya ulaştılar. Belki de bu sevginin sırrı buradaydı: Ön kapıdan anahtarla girilen bir ev değil, arka balkonuna asmaya tutunarak tırmanılan bir binaydı ada. Sevginizi sürekli kanıtlamak zorundaydınız.
Günlerdir, hatta haftalardır birbirinin ardından bindiren lodos fırtınalarıyla yorulduklarını sandığım adalılar bambaşka bir fırtınayla ilgili sorular yağdırdılar iner inmez:
"Abi, n'olacak Ankara'da durum?"
"Derviş kaptan gemiyi kurtarabilir mi?"
"Köpekbalıkları hemen saldırmaya başladılar adama. Bu millet adam olmaz abi!"
Lodos yüzünden haftalardır anakaradan kopuk yaşadıkları halde, Ankara'da olup bitenleri çok iyi çözdükleri anlaşılıyordu. Kocamış kaptanın kontrolü kaybettiğinin, fırsatçıların dümene el uzattığının, gemiyi kayalıklardan uzaklaştırmaya çalıştığını iddia edenlerin nasıl yol keserek gemiyi dalgaların sallantısına bıraktıklarının farkındaydılar. Dalgalanmaya bırakılanın bir para birimi değil, bütün bir ülke olduğunun farkındaydılar...
Nice fırtınaların ustası ve bilgesiydi onlar. Ancak gene de, Ankara'daki çılgın fırtınanın gözlerini korkuttuğu anlaşılıyordu.
Su alan tekne batar mıydı acaba?
*   *   *

Adalılar hiçbir fırtınanın sonsuza dek sürüp gitmeyeceğini bilirler. Her fırtına gün gelir diner. Poseidon'un soluğu eninde sonunda zayıflar ve kesilir. Bilgeliklerinin temel taşı işte bu 'bilgi'dir. Her fırtına sona erecektir. Bu fırtına da.
Ancak, bu onları salakça bir iyimserliğe sürüklememiştir. Bazı fırtınaların beklenenden çok uzun sürmesi, tam kesiliyor derken yeniden coşması da hayat bilgilerinin içindedir. O yüzden rüzgâr azalmaya başlar başlamaz bayram etmezler:
'Dur bakalım' derler, 'Dur bakalım.'
Kemal Derviş'in gelmesi ve Kurban Bayramı nedeniyle azgın rüzgâr şiddetini biraz kaybetti. Türkiye işte o 'dur bakalım' dönemine girdi. Acaba rüzgâr iyice gücünü yitirip her şey 'normal'e dönecek mi? Yoksa fırtına biraz soluklanmak için mola mı veriyor?
Durun bakalım!
*   *   *

Kemal Derviş Türkiye'ye geldiği gün toplumumuzun yapısının çok güçlü olduğunu söylemişti. Şu fırtınalı dönemde, bu gerçekten büyük bir avantaj. Sabırlı, mütevekkil, yardımsever insanlarımız adada da anakarada da hâlâ çoğunlukta.
Şimdi bunun üzerine, insanı şaşırtan bir bilgilenmişliğin eklendiğini görüp şaşırıyorum. Her şeyin farkındalar. Asla kül yutmuyorlar. Medyanın bunda önemli bir rolü var, ama halkın bilgisi, medyanın verdiğinin ötesine geçiyor. Medyanın kendisinin eleştirel bir değerlendirmesini de içeriyor. Her şeyi dinliyor, izliyor, okuyorlar. Ama hemen tavır almak, her söylenene inanmak yerine:
'Dur bakalım' diyorlar. 'Dur bakalım!..'


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.