Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
7 Mart 2001

İstanbul kedileri

Yine sabah sabah, balkondaki ağaçları bitkileri yerlerine yerleştirdim: yeni yerlerine.
Şimdi balkona yağmur çiseliyor ve yeşiller, mutlu bundan. Ben de bahtiyarım: hiçbir yerde olmayıp İstanbul'da olduğum için.
Pazartesi günü hava çok güzeldi, limonata gibiydi hava.
Uzun bir oturuştan çıkmıştım. Aziz Murathan Mungan'ın evinden. Aziz Murathan, Aziz Barbaros ve ben: Azize Şehriban, çok aziz azize saatlerce oturduk konuştuk, gülüştük. Ne kadar zamanın açığını kapayan bir "bize 'oturmaya' gelin" hali.
Murathan'ın evinden çıktığımda, vakit akşamın üstüydü. Caddeler, Taksim için çok boştu. Çok tenhaydı. Montu filan, insana fazla geliyordu.
Birden, burada olduğum için, bu şehirde, bu İstanbul'da içimi bir minnettarlık kapladı:
"İyi ki burdayım" dedim. "Şehrimdeyim. Başka bir yerde değil, kendi şehrimde."
Bu düşünce hakikaten, mest etti beni.
Çıkmadığım bütün yolculuklar artık, içimi dalga dalga sevinçle dolduruyor.
Artık ben, bavul yapmaya filan, muktedir değilim. Bavul yapamıyorum: Açınca çantaları içinden dış fırçası dahi, çıkmıyor. Soğuklarda kazaklar, çıkmıyor. Yapamıyorum bavul: Zira bedenim, zihnim, ruhum şehrinden ayrılmayı, kendi kendim olmaktan ayrılmayı kabul etmiyor. Kaldıramayacağının bir dolu sinyalini yolluyor.
"Bak işte bavul DAHİ hazırlayamıyorsun. Hazır değilsin. GİTMEK İSTEMİYORSUN."
Pazartesi günü işte aziz dostlarla geçirilen o bebek gibi saatlerin ardından (mesela: taklit yapabiliyorum hakiki dostlarıma, can sıkıcı insanların taklitlerini) sokakta yürürken, içimden, "Bu şehrin kaldırımlarından kazımaları gerekecek beni" diye geçiriyorum. Tırmıklarımı taşlara geçirmişim. Mutlak bir İstanbul kedisi hali: Hiçbir şey, beni bu şehirden alıkoyamaz. Çıkmadığım bütün yolculuklara, gidip görmediğim GÖRMEYECEĞİM! GÖRMEYECEĞİM! -en güzeli BU!- bütün o şehirlere tek tek minnettarım. Bütün o şehirlerin önünde reverans yapıp hürmetle ellerinden öperim: Beni şehrimden ayırmadıkları için.
Beni şehrimden ayıramayacakları için.
Geçen hafta boyunca Rio'nun karnavalları çıplak melez popolarİ/memeleri temelde- ana haber bültenlerimizi süsledi durdu. Hani ekonomi-mekonomi, şimdi de haberlerimizin tuzu biberi: kadın bedenleri, antropolojik bir kisve altında sözüm ona, dayayalım DA-mantığı; ya da böyle bir çabalarİ/gerekçelendirme gayretleri de yok Allah için. Dayadılar durdular günler boyunca.
Allahım! Hayatta en gitmek istemeyeceğim şehir! Rio'nun da, de Janeiro'sunun da ellerinden öpme hissi yine (düşük bir Balzac kahramanı gibi, habire reverans halinde) ORADA olmadığım için, o itiş kakış, o terli kalabalık, o karnaval coşkusu! Burda hava ayaz, yağışlı, şu bu: Burdayım. Burdayım!
Ama bu ağır demirbaşlığın belki kızıma sirayet etmesinden korkarak, işte bir 'normal annelik simülasyonu' haline esir düşerek belki, saçma bir balans ayarı mıdır nedir artık, durduk yerde (pek durduk da değil: karşımızda işte habire) dönüp kızıma: "Bak karnaval ne güzel. Belki büyüyünce o şehre gidersin" deyiverdim.
"Ya sen?" dedi kızım, "Sen gittin mi oraya?"
"Hayır", dedim.
"Sen gitmek istemez misin?"
"İstemem oraya gitmek ben" dedim. "Ben yalnız gittiğim yerlere gitmeyi isteyebilirim."
"Nereye?" dedi.
"Hindistan'a", dedim.
"Dünyanın en güzel yeri orası mı, peki?"
"En güzel değil de, en ilginç yeri. Belki, sırf bir daha oraya giderim."
Kızıma mesela hiç gitmediğim ve hiç gitmeyeceğim -büyük bir zevkle: Hiç- yerleri saymadım. Ama gittiğmi yerleri de zevkle saydığım vaki değildir. Sıkıntıyla, sayabilirim. Tüm o inanılmaz seyyahlık yılları! SIKINTIYLA.
Ama Hindistan öyle değil tabii.
Hindistan bir yaradır. Pansuman kabul etmeyen bir aşk yarasıdır, Hindistan. Gidip bir daha 'bakmak' istersin. Korkarsın da. Yine aşka düşmekten, korkarsın. Düşmekten.
Böyle şehrime minnettar, bir bayram geçiriyorum. Annem gitti gideli, anneannem gitti gideli beni onca sıkmasıyla var olmuş bayramlar da kalmadı zaten. Buharlaşıp gittiler. Bir bu şehir kaldı. Bu şehir vardı. Hep olacak. Hep benim şehrim. Anaşehrim. Burası olduğu sürece, yalnızca burası yüzünden, bahtiyarım. Burada, iyiyim. İyi olunabildiği kadar...


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.