Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
7 Mart 2001

Din ile bilimin buluşma noktası

talkan@media.ankara.edu.tr
Dünkü Milliyet'ten bir haber: 'Arizona Üniversitesi uzmanları, medyumların ruhlarla gerçekten iletişim kurabildiğini kanıtladı.' Medyumlar, hiç tanımadıkları ölmüş kişilerin özel yaşamlarına ilişkin konularda doğru bilgiler vermiş ve bu bilgiler ölenlerin yakınları tarafından (yüzde 80, 90 oranında) doğrulanmış.
Aslına bakacak olursanız, bu yeni bir şey değil. Bu tür bulgular (üniversite çatısı altında olsun veya olmasın) sık sık rapor ediliyor. Ama medyumların ölü kişiler hakkında doğru bilgiler vermesi neden ölülerle konuştukları anlamına gelsin ki? Medyumlar, bu bilgileri, ölü kişilerin yakınlarından telepatik yollarla da edinmiş olabilirler. Bunu denetlemek, doğrulamak veya yalanlamak mümkün gözükmüyor.
Bu konularla ilgilenen araştırma dalına 'parapsikoloji' deniyor. Amerika'nın Duke Üniversitesi'nden başlamak üzere yüz yılı aşkın bir süredir üniversitelerde ele alınan bir konu. Telepati (duyu ötesi algılama), telekinezi (cisimleri dokunmadan etkileme), yeniden doğum (geçmiş yaşamları anımsama iddiası), vücut dışı deneyler, geleceği bilme (öngörü, durugörü), ölüme yakın deneyler... Parapsikolojinin başlıca çalışma alanlarıdır.
Bu alanda çalışanlar başlangıçta alaya alındı. Hele üniversite çevrelerinde bilimsel bakımdan çok küçümsendiler. Onlar da, tepki olarak, aşırı derecede deneyimsel, istatistiksel, kuşkucu bir yaklaşım benimsediler.
Yapılan araştırmalar ve yayınlar parapsikoloji konusunda kuşkucu tavrı yavaş yavaş değiştiriyor. Özellikle 'ölüme yakın deneyler' konusunda tıp profesörleri ile parapsikologların yaptığı ortaklaşa çalışmalar dikkati çekiyor. Miami Üniversitesi Psikiyatri Bölüm Başkanı gibi saygın isimler de bu akım içinde yer alıyor.
Parapsikolojiyi ciddiye alan bilim adamlarının en zorlandıkları konunun, meslektaşları tarafından küçümsenme korkusu olduğunu görüyoruz. Bu konuda yazan saygın bilim adamlarından birisi, kendisine yöneltilecek alaylı eleştirilere tepkisini kitabının giriş bölümünde peşin peşin şöyle belirtiyordu: 'Canları cehenneme!'
Bu gelişmeler, bizde hemen hemen hiç yankı yaratmıyor. Ne üniversitelerde bir araştırma
çabası var, ne entelektüel çevreler bu gelişmeleri ciddiye alıyor. Tam tersine, 'Acaba benimle dalga mı geçerler' endişesiyle sanki böyle bir konu yokmuş gibi davranılıyor.
Bu katı tavrın gerisinde iki neden var. Solcu, laik, Batıcı.. diyebileceğimiz çevreler bu gelişmeleri pozitivist ve bilimselci yargılarına ters buldukları için benimsemiyorlar. (Nedense, telepati konusundaki en esaslı çalışmaların Sovyetler Birliği'nde yapıldığını unutuyorlar.) Dinci, muhafazakâr, gelenekçi diyebileceğimiz çevreler de, parapsikolojik çalışmaların bulgularını dini inanışlarına aykırı buldukları için kabullenemiyorlar.
Bu buluşma noktası, bilimin de, dinin de, dogmatikleştiği zaman aynı olumsuzlayıcı
tavrı sergileyebildiğini göstermesi açısından çarpıcı olmalı. Oysa eleştirel bir tavırla yeni deneylere açık olmalıyız. Doğanın gizlerine erişmenin tek yolu budur.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.