Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
9 Mart 2001

Öteki kriz

Krizimizi iyi tanımak, iyi çözümlemek zorundayız.
19 Şubat günü patlak veren kriz yalnızca bir ekonomik kriz midir? Yoksa iç içe geçmiş çeşitli krizler mi söz konusudur?
Ben, ekonomik krizin yanı sıra çok ciddi bir iletişim kriziyle karşı karşıya bulunduğumuz kanısındayım. Bu krizin güven bunalımına sürüklediği kurumlar yalnızca ekonomi ve siyaset kurumları değil, aynı zamanda iletişim kurumlarıdır.
'İletişim krizi'nden neyi kastettiğimi yakın geçmişimizden bir örnekle anlatayım: 17 Ağustos 1999 depreminden sonraki kriz döneminde kamuoyunda ciddi bir güvensizlik oluşmuştu. Resmi makamların yanı sıra, iletişim medyaları ve deprem uzmanı akademisyenler de bu güvensizlikten paylarına düşenleri almışlardı. Halk deprem olasılıkları konusunda yeni bilgiler edinmek için çırpınıyor, ama bu kaynaklardan kendisine verilenlere inanmıyordu. Çünkü onlara güvenmiyordu.
'CNN altyazı geçmiş, bu gece saat 11.00'de 6.7 şiddetinde bir deprem olacakmış' türünden çılgın söylentiler işte bu dönemde çıktı. CNN 'güvenilir kaynak' sayıldığı için on binlerce insan bunlara inanıp sokaklarda, parklarda sabahladı.
Kriz dönemleri, kamusal bilgilenme ihtiyacının çok yükseldiği dönemlerdir. Kriz psikolojisine kapılan, temel kurumlara güvenini yitiren halk kitleleri, 'Biraz daha bilgi, n'olur biraz daha bilgi!' diye sağa sola saldırırken her türlü enformasyon manipülasyonuna açık hale gelirler. Birtakım 'kötü niyetli' odaklar da bundan yararlanırlar. Akla hayale gelmeyecek söylentiler toplumun gayriresmi iletişim kanallarına zerk edilir.
Deprem sonrasında dolaşıma giren çılgın şayiaları hatırlayınız!
Kriz dönemlerinde bilgilenme ihtiyacı yükselir dedim. Eğer topluma güvenilir kaynaklardan enformasyon arzı, bu artan talebi karşılayamazsa, aradaki farkı söylentiler, dedikodular doldurur.
Kurumların bir iletişim aktörü olarak güvenilirliği ve tabii ana medyaların haber kaynağı olarak güvenilirliği, kriz dönemlerinde gerçekten yaşamsal önem kazanır. Bir anda artan enformasyon talebini, onların karşılaması beklenir. Nasıl mı? Güvenilir enformasyon arzını hızla artırarak.
Ya bunu başaramazlarsa? İşte o zaman 17 Ağustos ve 19 Şubat'tan sonra olanlar olur. Yani enformasyon susuzluğundan mustarip kitleler başkalarına kulak vermeye başlarlar.
19 Şubat krizinde söylentilerin ve internetteki haber sitelerinin oynadığı role bir de bu açıdan bakınız. Bir internet haber sitesinde yayımlanan bir haber nedeniyle bir bankamızdan 600 küsur milyon dolar çekildiği iddiasını bu çerçevede değerlendiriniz.
19 Şubat sabahı ülkemizde krizin maddi koşulları oluşmuştu. Başbakan Bülent Ecevit, MGK toplantısından sonra yaptığı fevri konuşmayla krizi tetikledi. 'Ciddi bir kriz patlak vermiştir,' diye ilan etti.
Resmi kaynaklar ve ana medyalar paniğe kapılanların yükselen enformasyon ihtiyacını karşılayamadılar. Güvenilir bulunmadıkları ya da yeterli bilgi sunmadıkları için onların yatıştırıcı çabaları etkili olmadı.
Burada tekrarlamak istemediğim çılgın şayialar dolaştı kulaktan kulağa. Size de ulaştığına eminim.
Kriz sonrasını düşünürken, konunun bu boyutu da düşünülmeli. Ne dersiniz?


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.