Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
9 Mart 2001

Bu kaçıncı Marshall?

mine.saulnier@free.fr
Fransa'nın eski Türkiye büyükelçilerinden Jean Lescuyer, 4 Nisan 1950 tarihinde Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schuman'a gönderdiği raporda, DP'nin ilk iktidarına bir ay kala, bakın nasıl anlatıyor Türkiye'yi:
"1946'da seçilen TBMM, dört yıllık yasama dönemini bitirmiş bulunuyor. Yeni seçimler 14 Mayıs 1950 günü yapılacak. Böylece genç Türkiye'de parlamenter rejimi yerleştirmek için cesur atılımlar yapan bir yasama dönemi geride kalacak. Atatürk'ün büyük otoritesi ve prestiji bu ülkenin 20 yıl boyunca sorunsuz yönetilmesini sağlamıştı. Ama o ölünce, yerine geçen İsmet İnönü aynı çapta prestij sahibi olmadığı gibi, aynı oranda korkutmuyordu da. İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminden öteye, parlamentoda sessiz bir muhalefet başladı. İdari sistem yavaşladı. Cumhurbaşkanı ve Türk hükümeti, bir dizi reform yapmak zorunda kaldılar. Çünkü 'tek adamlık' totaliter bir rejimle, ABD'den yardım isteyemeyeceklerdi. Amerikan yardımından pay alabilmek için Türkiye'nin demokrasi yolunda ilerlediğini göstermek gerekiyordu. Böylece ülke 1946 seçimlerinde 60 sandalyelik de olsa, muhalefetin yer aldığı bir parlamentoya kavuştu. Bu dört yıl boyunca parlamento pek çok konuda liberalizmi sağlayan yasalar çıkardı. Ancak siyasal alan dışında, bu yasama döneminin ülkeye ekonomik ve sosyal yönden ilerleme sayılacak yenilikler getirdiği söylenemez.
Türkiye, sırtında ağır yükler sürüklüyor. Ağır işleyen bir devlet sanayii, kötü ve pahalı üretiyor. Demiryolları, denizyolları ulaşımı eski, çürük ve zararda. Dengeli hiçbir bütçe yapılamıyor ve ülke kredi alamıyor. Harcanan tüm çabalara rağmen, eğer Amerikalılar Türkiye'nin yardımına koşmasaydı, durum kritikti. Halen ABD, Türkiye'ye geniş bir üretim geliştirme planı dahilinde danışma hizmetleri, para ve Amerikan malzemesi vaat ediyor. Gelecek, bu planın nasıl işleyeceğini gösterecek.
Türkiye'deki Amerikalı uzmanlar, Genelkurmay'ı eleştirseler de, ordunun genel tutumundan hoşnutlar. Buna karşın MARSHALL planı sorumluları, çalıştıkları sivillere aynı güveni göstermekten çok uzaklar. Gönderdikleri malzemenin kötü bakımından, işçilerin ağırlığından, mühendislerin cahilliğinden, memurların rüşvetçiliğinden şikâyet ediyorlar. Marshall planı servisinin şefi Mr. Dorr, geçen gün uğradığı hayal kırıklığını bizzat bana anlattı, yaptıkları para ve malzeme yardımıyla ilgili olarak: 'Gerçek bir WHOLE SALE MASSACRE'a (toptan katliam) seyirci kalıyoruz,' dedi.
Sanki Türkiye, Atatürk reformlarını izleyen yıllarda gösterdiği çabadan sonra yeniden yavaşladı, ülke rehavete girdi, geçmişteki tüm zaaflarına geri döndü. Yeteneksiz bir idare ve yolsuzluğa müthiş bir eğilimi olan memurin, yeniden devrede.
Günümüzden bir yüzyıl önce Lamartine, bu ülke için şöyle yazmıştı: 'Osmanlı soyunun en içgüdüsel zafiyeti, idari organizasyon yapamamaktır. İmparatorluk bu yüzden yoksullaştı, soysuzlaştı ve battı. Osmanlı elini nereye atsa, toprak, halk ve varsıllık olarak her şeyi kuruturdu.'
Acaba bu sözlerden Türkiye'nin geleceğine yönelik sonuçlar da çıkarmalı mı?" (...)
Tam yarım yüzyıl önce ve DP iktidarına çeyrek kala, işte böyle tarif etmiş Türkiye'yi bir Fransız büyükelçisi, sevgili okurlar. Marshall yardımı şefi Mr.Dorr'un yerine Kemal Derviş'i koyun, Marshall planını da Dünya Bankası gibi düşünün, başka bir değişiklik yapmanıza gerek yok. Elli yıldır aynı Mesih'i bekliyoruz ve siyasi irade ve devletin organizasyonu, HİÇ değişmemiş.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.