Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
9 Mart 2001

İşlerin düzeldiğini nasıl anlayacağız?

Başbakan Ecevit dahil milletçe Kemal Derviş'in ABD'den dönüşünü beklediğimiz şu günlerde, Ankara'daki Batılı büyükelçilikler bulabildikleri gazetecilere, politikacılara, üniversite hocalarına şöyle bir soru soruyorlar:
"Şimdi Derviş dönecek, yeni programınızı yazacaksınız. Buraya kadar iyi. Ama daha önce de benzeri programlar yazıldı. Bu kez işlerin düzelme yoluna girdiğini nasıl anlayacağız? Hangi göstergelere bakalım ki, merkeze 'Türkiye'de işler yoluna giriyor' diye rapor yazalım?"
Gazetecilikte olduğu gibi diplomasi ve siyasette de aslında sorular yanıtlarını içinde taşır.
Dolayısıyla diplomatların bu başlık altında sorulan sorularından yola çıkarak, 'Türkiye'de işlerin yola girmeye başladığı' raporlarını yazmak
için hangi noktalara bakacaklarını saptamak da mümkün oluyor. Ve şu noktalara bakacakları anlaşılıyor:
  • Mali ve siyasi yozlaşmanın odağında bulunan bankacılık sisteminde reform yapılması.
  • Ekonomik ve siyasi yeniden yapılanma için gerekli yapısal reformların tamamlanması.
  • Siyasi, idari ve mali sistemin şeffaflaşmasının ilk aşaması olarak yolsuzluk operasyonlarının tamamlanması.
Bu başlıkları açmak gerekiyor.
Kamu bankaları ne olacak?
Bankacılık sisteminin ekonomideki en büyük sorun olduğu, bankacılıktaki en büyük sorunun da kamu bankalarından kaynaklandığı Başbakan Ecevit'in saptaması. Kamu bankalarından, özellikle Ziraat ve Halk bankalarından sağlanacak -ve muhtemelen yine siyasi bir baskı unsuru bulunup ödemesi ertelenecek, ya da affedilecek kredilerin, politikacıların yerel baskı unsurlarıyla arasındaki köprüyü oluşturduğu biliniyor. Keza Ziraat Bankası'nın bir yandan fahiş yükseklikte taban fiyatı batık zirai krediler zincirinden, diğer yandan siyasi baskılarla Emlak Bankası'na verdiği dış kredi kefaletinden uğradığı 'görev zararı' da ortada.
Ziraat ve Halk bankalarıyla birlikte Emlak Bankası'nın önce birleştirilip, toplam operasyonun küçültülmesi, sonra da 2-3 yıllık bir vadede devlet elinden çıkarılması, bu siyasi ekonomik haksız kazanç zincirine ciddi darbe vuracak.

Yeniden yapılanma sorunu
Kısmen bankacılık, sosyal güvenlik ve tarım, bir ölçüde de -geri adım atılan vergi reformu dışında ekonomik alanda verilen sözlerin pek azı tutuldu. Bütçe reformu, mali reform ve tabii bankacılık reformu sırada bekliyor.
Siyasi alanda da durum parlak değil. Milletvekili dokunulmazlığını sınırlayan Anayasa'nın 83 ve 100'üncü maddesinde değişiklik yapılacağı sözü, bugün iktidarda bulunan her üç parti tarafından da verildi. Keza 12 Eylül kararlarına yargı yolunu açan geçici 15'inci madde, cumhurbaşkanlığı yetkilerinin yeniden düzenlenmesi, yerel yönetimler reformu, adalet reformu, ifade ve örgütlenme özgürlüğü konularındaki düzenlemeler de bekliyor.
Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası gibi siyasi tıkanıklığın kökeninde bulunan alanlardaki değişiklikler konusunda da hükümet somut adım atmadı henüz.

Yolsuzlukla mücadele
Dışarıdan Türkiye'yi gözleyenler, hükümetin birbiri ardına hızla yaptığı yolsuzluk operasyonlarının bundan birkaç ay önce durmasına bakıp, "Ne güzel demek ki Türkiye'nin yolsuzluk sorunu Egebank ve Yurtbank'la, Kilis ve Mersin gümrükleri ile İzmir'deki fatura sahtekârlıklarıyla sınırlıymış" diye düşünebilir. Bunun doğru olmadığını herkes biliyor. Ama yolsuzlukla mücadelenin temposu sanki yerel ve küçük ölçekli sorunlar, büyük balıklara çarpmaya başladıkça düşmeye başlamış görünüyor. Yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele sözüyle ikinci parti olan MHP'nin bile fazla sesi çıkmaz oldu.
Başbakan Ecevit, iş dünyası ve bürokrasideki 'ben de kelepçelenebilirim' korkusunun yol açtığı durgunlukla, yolsuzlukla mücadelelerin devam etmesi gereği arasında zor bir çizgide bulunuyor. Her MGK toplantısında askerlerin yolsuzlukla mücadele konusunu açması boşuna değil.
Aslında yolsuzlukla mücadelenin tamamlanması, Türkiye'nin siyasi, idari ve mali olarak şeffaflaşmasının ilk adımı olacak. Artık çağdaş demokrasilerin ölçüsü yalnızca seçimle işbaşına gelip gitmek değil çünkü. Yaptığın her işin hesabını her an halka doğru olarak verebilmekte.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.