![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Hatalarda ısrar edersek... Gerek hükümetin, gerekse basında yer alan kimi uzmanların IMF ve çöken program hakkındaki değerlendirmelerini okudukça kısa vadeli karamsarlığın dozu artıyor. Belli ki herkes 2000 yılı başında uygulamaya konan programı, kendi çıkarlarını dikkate alarak, görmek istediği gibi anlamış ve bol bol hata yapmış; şimdi ise fatura IMF'ye çıkarılmaya çalışılıyor, klasikleşmiş sloganlar tekrarlanıyor.Türkiye gibi borç batağına düşmüş bir ülke için durumu düzeltmek için IMF'nin önerdiğinin dışında bir alternatif yoktur. Konuyu daha iyi ifade edebilmek için basitleştirmekte yarar var. Bir komşumuzun aylık gelirinin iki misli harcama yaptığını aradaki açığı da borçlanarak kapattığını düşünün, bu durum sürdürülebilir mi? Eğer yanıt olumsuz ise ne tavsiye edersiniz? Sınırsız borçlanma yeteneği olmadığı için sürdürülemez ve bir an önce bu dengesiz gelir-harcama ilişkisinden vazgeçilmesi gerekir, zira bir süre sonra komşunuzun geliri borçlarının faizini dahi ödeyemez hale gelir. Bir an önce harcamalarını azami ölçüde kısması, varsa birtakım varlıklarını satarak borcunu kapatması ve mümkünse daha yüksek gelirli bir iş bulabilirse bu sorunu daha kolay aşabileceği tavsiye edilir. İşte IMF'nin ülkemize tavsiye ettiği şeyler de farklı değildir: Harcamalar disiplin altına alınacak, birtakım aktifler özelleştirilerek borç yükü hafifletilecek, daha yüksek verimlilik ve gelir için yapısal bir değişim devreye sokulacak. Ana unsurları yukarıdakinden farklı olmayan yaklaşımları çağdışı olmakla suçlamak ise gafletten başka bir şey değil. Programın sosyal yönü, ülke koşulları gibi faktörler ise IMF'nin değil, uygulamayı yapan hükümetin dikkate alması gereken konulardır. Eğer harcamaları bir şekilde gerektiği kadar kısmaz, borçları azaltmak için birtakım aktifleri likide etmekten kaçınır, gelir ve verimlilik artışı için bir şeyler yapmazsak hiç kimse veya kurum bizi krizden krize yuvarlanmaktan alıkoyamaz; IMF'nin günah keçisi yapılması sonucu etkilemez. IMF hiçbir ülkeye küçül demiyor, iç tüketimini kıs, rekabet gücünü artır, üreterek istikrarlı bir büyüme trendi yakala yönünde tavsiyelerde bulunuyor. Bu yönlendirmenin sosyal yönü olmadığını iddia etmek de abes; zira sorunlar çözülmez ise sorunların dayanılmaz noktalara gelip sosyal dengeleri tümüyle tahrip etmesi de kaçınılmaz. Çöken programın en önemli unsuru para ve kur politikası idi. Bir şekilde net sermaye çıkışının yaşanması durumunda faizler anormal düzeylere yükselebilirdi ve bu olasılık programın çöktüğü anlamına gelirdi. Bu sebeple çok dikkatli olunması, ne gerekiyorsa yapılması zorunluydu. Söz konusu gerçeği hesaba katmayan, kısa vadeli düşünerek olumsuz eğilimlerin devamına katkıda bulunan siyasilerimiz, bürokratlarımız, işadamı ve bankacılarımız masum; ama IMF suçlu! Gerçekleri, yapılan hataları kabul etmek devreye girecek yeni programın başarı şansı açısından hayati önem taşıyor. Programın adı ister ulusal olsun veya olmasın, bir önceki programın çökmesine neden olan hatalarda ısrarlıysak bizi kimse kurtaramaz...
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||