Aman hep bu ikiliye dikkatTürlü çeşitli zihniyet bozukluklarıyla malûl olan futbolumuzun zevki iyice kaçıyor, maçlar kriminalize ediliyor. Fenerbahçe-Galatasaray'dan başkasının derdi, davası kimseyi, yorumcuları bile ilgilendirmiyor TANIL BORA
Ligin bir ânında böyle olmasına yıllardır alışığız: Bütün takımları, bütün hakemleri, bütün oyuncuları, kör tacı ve lâlettayin korneri, Fenerbahçe-Galatasaray arası entrikaların figüranına indirgeyen bir ideoloji, Türkiye futbolunu esir almış durumda. Zaten türlü çeşitli zihniyet bozukluklarıyla malûl olan futbolun zevki iyice kaçıyor, maçlar kriminalize ediliyor. Bu ikisinden başkasının derdi, davası kimseyi ilgilendirmiyor-onlar bir "kutsal ittifak"ın, bir "büyük oyun"un piyonu olarak "anlamlılar" ancak. Yorumcular, "Galatasaray/Fenerbahçe yazarı" zırhını sımsıkı kuşanıp komplo teorileri üretiyor. Bir Sit alanı, bir milli kültür varlığı muamelesi görmeyi bekleyen Galatasaray, yıllardır büyük takım kollamayı düstür edinmiş hakemlerden olan Erol Ersoy'un şahsında bir hain keşfediyor... Fenerbahçe'nin bu çeşit yıkıcı propagandayla hayatında alâkası olmamış saf camia rolü oynaması da acaip... (Hatırlayalım. Ali Şen kimdir? Eserleri nelerdir?)
Bu fotoğrafta eksik kaldığına hayıflanan Beşiktaş yönetimi ise artık "Pınarbaşı burma burma" dese kimsenin inanmayacağı bir sicil biriktirdi. Scala'nın ekarte edilişi çok, çok yakışıksızdı. Şimdi de Daum'un siciliyle cebelleşmek vakit alacak. (Daum konusunda linççi cephede yer almadığımı belirteyim. Almanya'da eleştirel futbol yorumcuları, soyunma odasına alkolden yerinde duramayan kifayetsiz hocalar dururken, işini başarıyla yapan Daum'un "kokainman" diye şeytanlaştırılmasındaki riyakârlığa dikkat çekmişlerdi. Daum'un esas kabahati, bu konuda doğruyu söylememesiydi. Ki bu da Beşiktaş yönetiminin çok yadırgayacağı bir özellik olmasa gerek...)Güneylilerin haftası Sahaya dönelim. Fenerbahçe ile Galatasaray'ın zor zahmet kazandığı haftanın iki takımı da Güney'den: Gaziantepspor ve Siirt Jetpaspor. Antepspor bu yıl kendisi için kritik olan maçları kazanmasını bilerek, siklet artırmanın temel şartlarından birini yerine getiriyor. Konsantrasyonu sağlam. Enerjisi yerinde. Takım tertibinde taşlar doğru yerde duruyor, ligde oyun kurgusu en işlek takımlardan biri. Eksikli bir mevkiden söz etmek zor. Kaleci Ömer demiştik, kendini geliştirdi. Hasan Özer'in -hele geçen seneki Oktay'dan sonra- zayıf kaldığını söyleyebiliyorduk, o da son haftalarda gol verimliliğini geliştirdi. Yıllar önce yine Antep'te oynarken Mehmet Gönülaçar'ın gölgesinde solan, başarısız bir Trabzon deneyinden sonra Altay'da yeniden yükselip bu sene başında yuvasına dönen Hasan Özer'e bir sebatkârlık puanı yazıyoruz. Zamanında Feldkamp'ın ondan istediği işlevi şimdi mükemmel yerine getiren Mert Korkmaz'a da bir kendini geliştirme puanı...
Siirt Jetpaspor, önce de söyledik, hiçbir maçı boşlayarak oynamamakla takdiri hakediyor. Trabzonspor'u yenmek artık kimseye enteresan gelmiyor ama kahırlı Bordo-Mavililerin Avni Aker'de bu sezon ilk kez yenildiğini de unutmayalım! Siirt Jetpaspor'un deplasman klâsmanında 11. sırada olması da dikkate değer. Kendi sahalarında son dakikalarda puan kaptırdıkları maçların yasını tutacaklar. Siirt'in bu hafta da parlayan iki yıldızı, Ceyhun ve Ersen Martin. Galatasaray'dan "dön" kararı bekleye bekleye üç yıl geçiren Ceyhun, maç döndürebilecek bir bireysel yetenek. Zayıf takımlarda kral olmanın tembelleştirici, gevşetici etkisi bu cevheri soldurur mu, kuşkusu var tabii. (Bu sezon gol ve asist istatistiği "iyi" ama olabileceği kadar parlak değil: 5 gol, 5 asist. Bu 5 asistin 3'ü, Avni Aker'deki asist hattrick'inden!) Nürnbergli Ersen Martin'i, tıpkı Antalya'daki Atilla Birlik gibi, hemen elden çıkarmakla doğru mu yaptığını Beşiktaş'ın düşünmesi gerekecek. Ersen, yer hareketlerinde uzun boyundan beklenmeyen bir beceriye sahip; bir de ciddiyete ve sağlıklı bir hırsa. Orta tabakanın dünyası Samsunspor, haftalardır peşine düştüğü 5.'liğe kurulmayı başardı. Kimse haketmediklerini söyleyemez. 5. / 6. olmak, başka bir ifadesiyle "gideceği yere kadar gitmek", hiçbir somut armağanı olmamasına rağmen, orta tabaka takımları motive eden bir hedef olarak benimsenmiş görünüyor -kuşkusuz futbolun hayrınadır. Bu hedefle mutlu olmayı bilen takımlardan Ankaragücü, emsali takımlarla yaptığı maçlardaki kesin üstünlüğünü Yozgatspor'a karşı da göstererek, onlara sezonun en farklı mağlubiyetini tattırdı. Ankaragücü'nün zaten golden gözü korkmuyor; ligin geniş orta alanında, attığı-yediği gol yekûnu en fazla olan takım (80). Yimpaş Yozgat- spor'un deplasman klâsmanında 17. olduğuna da dikkat çekelim.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|