![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Bir efsane adamdı Gerçek sporseverler dışında, bugünkü değil dünkü kuşakların dahi Ruhi Sarıalp dendiğinde, sadece olimpiyadda madalya almış tek Türk atleti olduğunu hatırlamaktan başka bir bilgileri olduğunu sanmıyorum. Daha, çiçeği burnunda bir lise öğrencisi olarak, kendisini ilk gördüğüm 1947 yılından beri tüm atletizm hayatını takip eden bir kişi olarak, bilenler olduğu kadar bilmeyenlere de Ruhi Sarıalp'i kısaca tanıtmak isterim.O zamanlar en sevdiğim spor futbol ve yaptığım spor da kayaktı. Ama, 1947'de Fenerbahçe Stadı'nda yapılan Türkiye Atletizm Birinciliği'ne gitmemle, tüm yaşam tarzım ve felsefem değişti, kayağı bırakarak atletizme bağlandım ve Ruhi Sarıalp'i de tanıdım. Ankara'da 15.075 atlayarak 14.78'lik Türkiye rekorunu kırdığı zaman, elimde körüklü eski bir fotoğraf makinesi ile resmini çektiğimi hatırlıyorum. Bir zamanlar hem de çok ses getiren modern Türk atletizmini kurmuş olan Naili Moran o yıllarda federasyon başkanıydı. Londra'daki 1948 Olimpiyadları'na da giderken, Sarıalp'e mutlaka bir madalya alabileceğini söyleyen de Naili abi idi. TRT için 1988'de olimpiyadlarla ilgili bir belgesel yaparken, 1948'de madalya kazanan birkaç güreşçi ile Sarıalp'i de Londra'ya götürmüştüm. Beraberce Wembley Stadı'na gittiğimizde, stat 40 yıl öncesine göre çok değişmişti. Pistin üzerinde 40 yıl önceki olayı anlatırken de, karşımda bir olimpiyad ilahı gibi duruyor ve gayet sakin ve gururlu bir tavırla, sanki o günleri yaşıyordu. Wembley'de 3 Ağustos 1948 günü yapılan üç adım yarışmasında İsveçli Arne Ahman ilk atlayışındaki 15.40'lık derecesi ile rakiplerine gözdağı vermesini bilmişti. Sarıalp'in ilk dört atlayışında yaptığı 14.23, 15.02, 14.91 ve 15.025'lik atlayışları rakiplerini pek heyecanlandırmadı. Sarıalp'in beşinci atlayışında tahtaya ilerden basması ise faul sayıldı. Sarıalp, 40 yıl sonra o günleri anımsayarak, altıncı atlayışının hikayesini Wembley'de bana şöyle anlatmıştı. "Sıra bana geldiğinde, sanki gök yarıldı, yağmur hepimizi korkutan bir tarzda, sanki üstümüze çöktü. Hakemler, benim atlayışımı bekliyorlardı. Yağmurun dinmesini beklemek olanaksızdı. O zamanlar, bugünkü gibi tartan pistler ve koşu şeritleri yoktu. Çamur haline gelmiş toprak pistte koştum ve atladım. Hakemler, ilk önce atlayışı geçerli saydılar ve bana altın madalya atlayışı yaptığım söylendi. Ama, kısa bir süre sonra, nedenini anlamadığım bir sebeple, altıncı atlayışım geçersiz sayıldı ve sadece bir üçüncülük madalyası ile şeref kürsüsüne çıktım." Gerçekten, resmi raporlarda dahi, Sarıalp'in altıncı atlayışı yerinde bir soru işareti yer almakta. Sarıalp, bununla da kalmadı ve 1950 Avrupa Şampiyonası'nda da bir bronz madalya kazandı. Ama, 1948'de madalya kazananlara verilen birer ev yüzünden 1952 Helsinki Olimpiyadları'na 'profesyonel olduğu' kararını alan IOC'nin yasaklaması nedeniyle katılamadı. Halbuki, Helsinki'ye giderken, Londra'da alamadığı altın madalya için yarışacağını söylemişti. Buna fırsat verilmedi. Kendisine rahmet dilerken, eşi Ayşe hanım ve kızı Defne'ye başınız sağ olsun dileğimi tekrarlamak isterim.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||