Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
13 Mart 2001

Ankara sıkıntılı, Türkiye stresli

ismet.berkan@radikal.com.tr
Kemal Derviş dün sabah mesaiye 06.30'da başladı. Kemal Derviş ve Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Şükrü Binay Amerika'dayken Ankara'da kalanlar yeni programın ayrıntılarını hazırlıyordu. İşte dün sabahın kör vaktinde yapılan toplantı, Ankara'da hazırlananla Amerika gezisi sırasında oluşturulan programları bir araya getirme toplantısıydı.
Programın ana hatları konusunda Kemal Derviş'in de aralarında bulunduğu teknisyenler anlaştıktan sonra program hükümet liderlerine sunuldu. Derviş Başbakanlık'ta Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ve Başbakan Bülent Ecevit'le kısa görüşmeler yaptı.
Ardından saat 11.00'de Bakanlar Kurulu'na girildi. Burada ekonomik program konuşulmadı. Bakanlar Kurulu'nun ardından liderler zirvesi hazırlıkları başladı. Zirvede Kemal Derviş'in sunduğu program konuşulacaktı.
Saatler süren zirve sonrası Başbakan Bülent Ecevit kısa bir açıklama yaptı ve özetle henüz bir karar alınamadığını duyurdu. Programda henüz karar verilemeyen unsuru da açıkladı Başbakan: Bankacılık kesiminde yapılacaklar.
Program dediğimiz şey iki temel unsurdan oluşuyor. Bunlardan birincisi, halen yangının sürdüğü bankacılık kesimiyle ilgili. İkinci unsur ise 2001 bütçesinde yapılacak
değişiklikler, yani yeni hedefler.
Birinci unsurda öngörülenler gerçekleşmeden, yani 19 Şubat gününden beri süren yangın söndürülmeden ikinci unsur çok bir anlam taşımıyor. (Yani yeni enflasyon hedefi ya da memurlara yapılacak zamlarla ilgili oranlar şimdilik göz boyamaktan öte anlamı olan şeyler değil.)
Sızan bilgiler, Kemal Derviş'in sunduğu programın bankacılıkla ilgili bölümünde Emlakbank'ın Ziraat Bankası bünyesine alınmasının, Ziraat ve Halk'ın aynı yönetim kurulu tarafından yönetilmesinin, Bankalar Kanunu'nun değiştirilmesinin, bankaların
iflasına izin veren ve tasfiyelerini belirleyen yeni bir yasal düzenleme yapılmasını, fon elindeki bankaların sayılarının çok ama çok azaltılmasını, halen fon kapsamı dışında olan bankalardan 'sorunlu' sayılanlarının sistemden çıkartılarak tasfiye edilmesini, Hazine'nin Ziraat ve Halk'a olan görev zararı borcunu ödemesini, sisteme giren likit paranın tıkanan ödemeler sistemini çözmesini vs. içerdiği yönündeydi.
Bunların bir bölümü gerçekten radikal, gerçekten çok can yakıcı önlemler. Liderler zirvesinde bu konularda bir uzlaşma çıkamamasını ben normal karşılıyorum, çünkü
üç lider de şu an krizden çok kendi siyasi geleceklerini düşünüyorlar, siyaset yapıyorlar.
Dar ve kötü anlamıyla siyaset yapmıyor olsalar, mesela Mesut Yılmaz Sabah gazetesine o demeci vermezdi. Ama verdi. O demeçte 'Merkez Bankası dövizde bant sistemine geçecek, doların alt ve üst sınırları olacak' gibi gerçekle ilişkisi olmayan bir 'bilgi'yi vermezdi. Verdi.
Anlaşılan o ki, liderlerimiz bankacılık kesiminde yapılacaklar konusunu daha konuşmak istiyorlar. Oysa keşke dün bir karar çıkabilseydi.
O karar sayesinde hiç değilse bugün piyasalar diken üstünde olmaktan çıkarlardı. Ama olmadı.
Zaman hızla daralıyor. Bu hafta Türkiye'nin karar alma açısından en kritik haftası. Önümüzdeki hafta ise gerçekten en önemli hafta. Çünkü haftaya salı günü Hazine 2.8 katrilyonluk borcunu geri ödeyecek. Bunun için de piyasadan borç isteyecek. Hükümete borç verecek olanlar, ileride hangi şartlarda yaşanacağını görmek isteyecekler. Bu onlara gösterilmezse, Hazine aradığı parayı bulamaz ve Türkiye gerçekten çok kötü bir noktaya gelebilir.
Keşke, diyor insan, keşke hükümet karar alana kadar Bayram tatilini uzatsaydı, 9 günden 16 güne ya da 23 güne çıkarsaydı. Maalesef bir günde bayram öncesi tedirginliğe, stresli ortama geri döndük.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.