Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
13 Mart 2001

Türkler de Nazi olabilir

Hiç yakın bir arkadaşınızı, bir yakınınızı uyuşturucu illetine kurban verdiniz mi? Bir gün uyanıp o sarsıcı haberi aldınız mı? Ve bu sonu tahmin ettiğiniz, yeniden eski hayatına dönmeyi arzu ettiğini, bunun için çalıştığını bildiğiniz halde onu kurtaramadığınız için dövündünüz mü? Ona bir iş bulamadığınız, o karanlık sokaklardan çekip alamayıp, o pisliğin-leşliğin içinde bırakıp bu sona katkıda bulunduğunuzu düşündünüz mü? Ve bu yüzden bir şey yapamamanın pişmanlığını yaşadınız mı defalarca? Tüm bunları biliyorsanız, çok şey biliyorsunuz demektir.
Ve bu bildikleriniz der ki, asıl mücadele etmeniz gereken bağımlılar değil, bizzat bu maddelerdir. Ve bu mücadeleyi asla o insanları dışlayarak yapamazsınız. Aksine onları daha çok içinize almanız gerekir. Yeşilay neyi amaçlar? Uyuşturucu (uyuşturucu "drug" kelimesinin karşılığı olarak kullanılıyor. Uyarıcılar Türkçe'de bunun içine giriyor) kullananları yok etmeyi mi, yoksa insanları bu illetten kurtarmayı, potansiyel bağımlıları bundan uzak tutmayı mı? Ben de Türk Yeşilayı'nı davet ediyorum şimdi: Çıkın ve kokainden kurtulduğunu söyleyen, yeniden mesleğine dönmek isteyen Daum'a destek verdiğinizi, bunun örnek bir davranış olduğunu açıklayın. Tabii eğer gerçekten bu yolda hizmet veriyorsanız.
Çünkü tıp camiasından da şüphe duymaya başladım. Pazar akşamı TV8'de Prof. Dr. Özcan Köknel'e Daum'un göreve getirilmesini nasıl değerlendirdiği soruldu. Cevap: "Tıp hekimi olarak bir madde bağımlısının topluma ve mesleğine kazandırılmasını desteklerim. Ama bir kulüp yöneticisi olsaydım bir kokain bağımlısını bu göreve getirmezdim." Felakete bakın. Bunu söyleyen tıp hekimi. Ama suçlamamak lazım. Bu ülkedeki taraftar zihniyeti sadece futbola değil, basına, politikaya, hatta bilime yön veriyor. Öyle ki hayatını hipokrat yeminine göre düzenlemesi gerekenler, ben o yemini ettim ama sadece hastanede uygularım mealinde kelam ediyor.
Gelelim basında Daum'un mesleki linçe tâbi tutulmasını önerenlere. Daha dün Maradona'nın bir halk çoçuğu olduğunu, baskıyı kaldıramadığı için kokain kullandığını ve eleştirilerin ağır olduğunu, onun halkın gözünde yüzyılın futbolcusu olduğunu söyleyen abilerimiz, bugün nedense birden fikir değiştirdiler. Türkiye'de kutsal ittifaktan bahsedenler bilmelidir ki, o kutsal ittifak asıl Almanya'da Bayern'i iktidarda tutar. Ve eğer Daum Alman Milli Takımı'na Münih'ten gidiyor olsaydı, onun kokain kullandığından kimsenin haberi olmayacaktı. Tıpkı iktidarın yanında olan onlarca sanatçının, aktörün, sporcunun ne haltlar yediğini bilmediğimiz gibi.
Unutmayın tuttuğunuz takımın fanatik taraftarları dışında kimse için inandırıcı değilsiniz. Çünkü siz fanatiksiniz. Yıllar önce, Fenerbahçe'nin Avrupa kupası maçı gerekçesiyle lig maçının ertelenmesine karşı çıkanlar Galatasaray'ın maçının ertelenmesini doğal buluyorlar. Abdülkerim'le Bahtiyar'ı manyak ilan edenler, Hagi'yi haklı buluyorlar. Hagi'ye deli diyenler Nouma'yı haklı buluyor. İşte bu yüzden kaşkol takıp numaralı tribünde oturan gazeteci olunmaz. Hem fanatik, hem objektif olunamaz. Olursanız inandırıcı olmazsınız.
Ve unutmayın Nazi olmak Almanlara özgü bir tavır değildir. Eğer bu kadar önyargılı ve tahammülsüz olursanız siz de böylesine bir fanatizme gömülürsünüz ve "Nazi'leştiğinizin farkına dahi varmazsınız.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.