Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
13 Mart 2001

Darbe isteğine tepki

Trabzon'un Şalpazarı ilçesinde işçi emeklisi Fehmi Çolak Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'e, bayram ziyareti sırasında şunları söylemiş;
"Sayın bakan artık size güvenimiz kalmadı. Meclis'te kavga ederken araya perde çekin,
görüntü bize yansımasın. İnşallah askeriye gelir de dertler biter..." demiş.
Bakanın bu temenniye verdiği yanıtın öncelikle önemi pek yok.
Kanımca önemli olan, daha önce İstanbul'da bir işveren kurumu yetkilisince de ifade edilmiş görüşün, ağır bunalımlı bir dönemden geçiliyor olmasına rağmen, kamuoyunda ciddiye alınmaması.
Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde en üst rütbeye kadar yükselmiş ordu komutanlığı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği yapmış, hatta bir ara Genelkurmay Başkanlığı bile söz konusu olmuş, emekli orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu anılarında (Kastaş Yayınevi) şunları yazıyor:
"Halka karşı bir askeri müdahale yapılamaz. Sokaktaki adamın, üniversitenin, basının, hukuk güçlerinin onaylamadığı bir askeri harekât yapılamaz. 22 Şubat 1962 ile 21 Mayıs 1963'te bu durum yaşanmadı mı?.. Siyasiler, sivil yönetim, memleket yönetimini çıkmaza sokmamalı ve askeri müdahalelere lüzum bırakmamalı. Çünkü askeri müdahaleler Türkiye'ye yakışmıyor ve ona itibar kazandırmıyor."
"... Türk ordusu, hiçbir zaman ülkeyi ben yöneteyim niyeti taşımamış, içinde varsa bu niyette olanlar, onları saf dışı kılmıştır... Ne zaman ki memleket uçurumun kenarına, bir iç savaş ortamına gelmiş, bu kötü gidişi, devletin diğer anayasal ve yasal kurumları durduramamış, o zaman yönetime el koymakla görevini yerine getirmiştir. İşin özeti budur. Çıkarılacak en büyük ders devletin bütün anayasal ve yasal kurumlarının; tehlikeyi ateş bacayı sarmadan önlemeleri ve orduyu askeri müdahaleden başka bir çare kalmayan bir durumla karşı karşıya bırakmamalarıdır."
1991'de Demirel, uzun bir aradan sonra, tekrar başbakan olduğunda kendisiyle yaptığım bir konuşmada sormuştum:
"11 Eylül 1980 günü Ecevit ile birlikte basın toplantısı yapıp, 'Bütün anlaşmazlıklarımızı bir tarafa koyuyoruz. Ülkenin tüm sorunlarını çözmek için bir araya geliyoruz' deseydiniz, acaba 12 Eylül müdahalesi olur muydu?" demiştim.
Demirel'in yanıtı şöyle olmuştu:
"Bir şeye yaramazdı. Onlar müdahaleyi akıllarına koymuşlardı."
Bu değerlendirme ile orgeneral Yirmibeşoğlu'nun değerlendirmesi çelişiyor. Demirel'inki yanlış.
Cumhurbaşkanı oluncaya kadar TSK ile ilgili değerlendirmelerinde sık sık hata yapan Demirel, doğru olana ancak Çankaya'dan bakınca ulaştı.
1962 yılından itibaren, bir gazeteci olarak yakından izlediğim TSK içi oluşumlar bana
orgeneral Yirmibeşoğlu'nun değerlendirmelerinin doğruluğunu gösterdi.
TSK tabii ülkenin içinde bulunduğu, sadece güvenlikle ilgili olan değil, tüm ekonomik ve sosyal koşullardan etkileniyor. Bunları çok yakından, kendilerine özgü objektif açılardan ve objektif ölçülerle izliyor. Değerlendiriyor.
Belki, sorumlulukları çok boyutlu olduğundan, sivil kesimden daha fazla kaygılanıyor.
Ama endişelerini samimiyetle ve olanak bulduğunda yasal kanallardan yöneticilere ulaştırmanın yollarını arıyor.
Hikmet Sami Türk, kendisine "... Size güvenimiz kalmadı" diyen işçi emeklisine "... Sisteme olan inancınızı kaybetmeyin" tavsiyesinde bulunurken herhalde TSK'ya egemen olan havadan haberdar.
TBMM'de belirgin bir durum var; üç siyasi parti çoğunluğu hükümeti destekliyor.
Hatalar yapsa da, ülke şimdiye kadar pek görülmemiş ekonomik bunalım içinde olsa da, işbaşındaki hükümetin çözüm için kararlı görülmesi ve demokratik sistemin işlerliğine şahit olunması, askeri müdahale isteklerini anlamsız kılıyor.
Ama 'sisteme olan inanç'ın yok olmaması için öncelikle, halk nezdinde itibarsız siyasetçilerin kendilerine bir an önce, çekidüzen vermeleri gerekiyor.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.