Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
13 Mart 2001

Güncel tabular (3)

Yıllardır önümüze dikilen en büyük tabulardan biri ekonomiyi sorgulamak.
Bir kere, ekonominin kendisi, alalade insanın anlayamıyacağı, kendi iç mantığı olan ve bu mantığın kurallarına göre çalışan bir şeymiş gibi tanımlanıyor. Ekonomi, ekonominin gerekleri, vs. deyince akan sular duruyor. Oysa, ekonomi insan hayatına, toplumsal hayata ilişkin bir şey; hangi ekonomi diye bir şey yok, farklı ekonomik politikalar ve bu makro tercihlerin de altında farklı ekonomik stratejiler var. Ama gelin de derdinizi anlatın! Bu noktada yine çağın gerekleri tabusu devreye giriyor ve 'Herkesin kabul ettiğini inkâr mı edeceğiz, ilerlemenin yoluna taş mı koyacaksınız' itirazı ile karşılaşıyoruz.
'Herkesin kabul ettiği gerçek' denilen, Sovyet sisteminin çökmesi ve Batı Avrupa ülkelerinde sosyal devletten çark edilmesinin ardından, tek geçerli sistemin kapitalizm, tek geçerli ekonomik modelin serbest piyasa ekonomisi olduğunun ilan edilmesi. Türkiye'de liberal ekonomik politikalar adı altında üzerine atlanılan ve toz konulan bu anlayış bir kere son derece üstünkörü formüle edildi. Liberal ekonomik politikalar adı altında uygulanan başıbozuk, kural tanımaz, üstelik işine geldiği noktada devletle el ele iş yapan onun korumasına sığınan garip bir serbest piyasacılık siyasetine karşı yöneltilen her itiraz ekonomi bilmezlik ve eski kafalılık suçlaması ile geri püskürtüldü, püskürtülüyor. Batılı ülkelerin modernleşme sürecinde zenginleşip, güçlendiğini tespit ettikten sonra saf saf; 'İleri memleketlerde tıp nasıl hastalıkları tedavi yollarını keşfettiyse, cemiyet hayatının hastalıklarının da tedavi yollarını keşfetti, bize düşen bunları uygulamak' diyen atalarımızı aşamadık. O gün bugündür çırpınıp duruyoruz, 'Ekonominin kanunları var bunları bilip bilmeden konuşmayın' denildiğinde pısıp oturuyoruz. Ekonominin değil, ekonomik politikaların
farklı stratejilerine uygun kuralları var, bu kurallar da uzay boşluğunda işlemiyor, toplumsal hayatın diğer boyutları ile etkileşim halindeler. Bunun en iyi kanıtını, son ekonomik krizde yaşadık, benzer bir politik gerilim Fransa'da ekonomiyi etkilemedi, biz altüst olduk. Hâlâ, ekonominin kuralları vs. diye lafımızın ağzımıza tıkılmasına
ciddi bir itiraz geliştiremiyoruz.
Kriz öncesi, uygulanan ekonomik stratejilere laf edilebiliyor muydu? Daha genel çerçevede, biraz cesaretini toplayıp, örneğin özelleştirmeyi sorgulayın bakalım! 'Ne yani siz yoksa özelleştirmeye karşı mısınız?' sorusunu tokat gibi yiyen, soruyu sorandan özelleştirmeci kesiliyor. Kimse de kalkıp, 'Olmazsa özelleştirmeyi de sorgularız, bir kere özelleştirme böyle mi olur, örnek aldığınız ülkelere gidin bakın, onların uygulamaları nasıl?' diye soramıyor.
Birkaç ay önce, İngiltere'de bir tren kazası oldu diye, demiryollarının özelleştirilmesi, hatta özelleştirmenin kendisi tartışma konusu oldu. Kazadan sorumlu firmanın genel müdürü istifa etti, hükümet şirket (RailTrack) üzerine o kadar yaptırım uyguladı ki, şirket iflasın eşiğine geldi. Bizde, bunun ardından özel bir işletmenin maden işçileri göçük altında kalıp, hayatlarını kaybettiler. 'Allah rahmet etsin!' dışında bir şey söyleyen olmadı.
Sosyal adalet diyemezsiniz, kamu yararı diyemezsiniz, yıllardır demiyoruz gene de işler iyi gitmiyor diyemezsiniz, karşınıza, çağı anlamamak, 'dünyanın kabul ettiği gerçeği' inkâr etmek, en nihayet 'ekonomi' bilmemek gibi bir büyük tabunun alt başlıkları çıkar. Kanıt, otomobil satışlarıdır, cep telefonu sayısıdır; İsmet Berkan'ın aylar önceki bir yazısındaki ifadesiyle, milletimizin 'araba sevdası' ekonomik gelişmenin kanıtı sayılır, cep telefonu teselli armağanınız olur.
Gelin bu teselli armağanlarına kanmayalım, hayatımızı ilgilendiren konularda kuru gürültüye pabuç bırakmayan sorular soralım; 'Neden iş bulamıyoruz, bulduğumuz iş bize neden asgari sosyal güvenceleri bile çok görüyor, çocuklarımızı nasıl yetiştireceğiz, hangi okullarda nasıl okutacağız, hâlâ vatandaş mıyız, yoksa bu ekonominin gerekleri dediğiniz şeyler bizi çoktan gözden mi çıkardı?' diye soralım lütfen! Yoksa, içinden, ite kaka, çıka çıka birkaç popçu ve DJ çıkaran bir büyük kalabalıktan olmaya mahkum olacağız, içimizden cımbızla çekilen birkaç kişi de öbürlerine katılıp bize iğrenerek bakacak, ve o zaman soru sormak için de çok geç olacak.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.