![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Değişmeyen kaderimiz mi? Beş aydan beri Ankara'dan gelip, İstanbul'a yerleşmeye çalışıyoruz. Dün sıra çalışma odasına, kitaplara, eski gazete kupürlerine geldi.Toz, kâğıt, evrak arasında hızla saklanacakları ayırmaya çalışıyorum. 23 yıl önceki Milliyet'ten 'Düşünenlerin forumu' gözüme çarptı. Başlık 'Osmanlı'dan bugüne iktisadi bunalım ve fiyat artışları'. Pazar günleri yayımlanan Ali Gevgilili'nin yönettiği bu forumları anımsadım, ikinci sayfadan başlar, devamı fotoğrafsız bir tam sayfayı doldururdu. Milliyet'in 23 Ekim 1977 sayısı. İktisat fakültesinden Ord. Prof. Dr. Ömer Lütfi Barkan ve Prof. Kamuran Pekiner ile TÜSİAD Başkanı Feyyaz Berker, Gevgilili'nin, "Batı sisteminde fiyat hareketleri 1970'lerin içinde hem ulusal, hem de uluslararası düzeyde sorunlar yaratmaktadır. Türk toplumu da 70'li yılların ikinci yarısında yüksek düzeyde fiyat artışlarına tanık olmaktadır" sözleriyle açtığı forumda tartışmışlar, daha çok söyleşmişler. Temizliğe ara verip okudum. Barkan'ın vefat ettiği hatırlanmazsa, son şubat krizinden sonraki bir açık oturum sanılabilir. Üç konuşmacı, Gevgilili'nin sorularıyla yönlendirdiği görüşmede, ekonomik bunalımları ve fiyat artışlarını çeşitli boyutlarıyla çözümlemişler. Büyük ekonomi tarihçisi Barkan 16'ncı yüzyıldan başlayarak, Avrupa'daki gelişmelerin, Amerika'nın keşfinin, Osmanlı kentlerindeki nüfus artışının etkilerini anlattıktan sonra vardığı sonucu şu cümleyle belirtmiş: "19'uncu yüzyılın sanayi devrimi ve bunun yol açtığı büyük pazar ve hammadde gereksinimleri ise, Osmanlı'yı 20'nci yüzyılda tarih sahnesinden silen son koşulları da yaratmış, tamamlamıştır." 1938'de başlayan fiyat artışlarının 1960-64 yılları dışında devam ettiğine, üretim yetersizliğine, dış ödeme dengesinin bozukluğuna işaret eden Prof. Pekiner, KİT'lerdeki politik fiyat uygulamalarından ve vergi kanunlarından yakınıyor. Berker, fiyatlarla savaş sorununa sosyal ve ekonomik açıdan bakarak, dar gelirlilerin yaşam koşullarının düzeltilmesi ve gerçekçi kur politikası güdülmesi tavsiyelerini sıralıyor. Gevgilili söyleşiyi, "Fiyatlarla savaşın yolu, sosyal ve ekonomik yaşamı aynı anda kavrayan, iç ve dış sorunların bütünlüğünü kuran geniş kapsamlı uygulamalardadır" diyerek noktalamış. Bugün de söyleşiler aynı cümlelerle bitmiyor mu? Nüfusun 42 milyon olduğu 1977'de kişi başına milli gelirimiz 1500 doların altında, ihracat 2, ithalat 5 milyar dolar civarındaydı. Kişi başına milli gelir geriye doğru on yılda (1968-77 arasında) ortalama yaklaşık yılda yüzde 5 artmıştı. O yıldan bu yana ihracat ve ithalat 10 kattan fazla arttı. Ancak kişi başına milli gelirin 90'dan bu yana yıllık artışı yüzde 2'nin altında. İşte 1977'den beri süren krizin nedeni bu sayıdır, kalkınma hızının ortalama yüzde 2'ye inmiş olması. IMF'yi suçlu gören siyaset adamları, yazarlar, aydınlar, .. kim ki asıl sorunları gözden uzak tutup, IMF, ABD gibi sözleri geveliyor, onlardır Türkiye'nin doğru yolu bulmasını engelleyen ve dışarıya teslimiyet yolunu açanlar.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||