![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Tûtî-i mucize gûyem talkan@media.ankara.edu.trİnsan bilmediği işlere fazla burnunu sokmamalı. Soksa da belli etmeden, usturuplu sokmalı ki sonra madara olmasın. Ama gelin görün ki köşe yazarı olmak, insana her şeye burnunu sokup, her konuda ahkâm kesme lisansı veriyor sanki. Öyle olunca da sık sık zor durumda kalıyorsunuz. Geçenlerde gene böyle bir sıkıntıyla karşılaştım. Benim gibi yaşı yarım yüzyılı geçmiş kişilerin en büyük alışkanlığıdır, gençleri köşeye sıkıştırıp, 'Sizin ettiğiniz de iş mi yani, bizim zamanımızda her şey öyle güzeldi kii...' diye başlayan nutuklar atmak. Anılarla özlemlerin, özlemlerle düşlerin harmanlandığı sisli, buğulu, yarı nasihat, yarı övünme ve şişinme kokan bayat nutuklardır bunlar. Gençlerin çoğu da (efendiliklerinden olmalı) bu laf salatasını sessizce dinler, sanki etkilenmiş gibi yapar, tartışmaya girmez, sonra gider gene bildiğini okur. Ama bazıları da dişli çıkar, öyle bir laf eder ki, altından kalkamazsınız. Oğlumu köşeye sıkıştırmanın keyfiyle yüklenip duruyordum: "Günümüzde ne saçma sapan şarkı sözleri var. Ne demek yani, 'Ortada kuyu var, yandan geç!' Bir kısmı da terbiye sınırlarını zorluyor. Ayıp değil mi, 'Azıcık ucundan versene', 'Yakalarsam muck muck', 'Kaldıramazsan kaldırırlar gülüm?' Bizim zamanımızda şarkı sözü dediğinin bir haysiyeti vardı. 'Ey gül sükûta varmayı emreyle bülbüle/Gülşende mesti zevk olan ahbap uyanmasın.' Nerdee şimdi böyle oturaklı ve tumturaklı sözler." Oğlum gözlerini kısarak biraz şaşırmış, biraz da acıyan bir bakış fırlattı. "Ne diyorsun sen baba? Sizin zamanınızdaki şarkıları, türküleri de biliyoruz." Şimdi söyle bakalım, 'Yüküm şimşir kaşıktır/Bizim oğlan âşıktır/Dilo dilo yaylalar' çok mu mantıklı ve oturaklı? Ya da, 'Kalenin burcu muyum/Ben bilmem ayrıyam/Dil bilmez Gürcü müyüm/Kaleden indim iniß/Mendilim dolu yemiş' ne anlama geliyor bütün bu laflar? Hele sizin zamanınızda dillerden düşmeyen şu türküye bak: 'Telgrafın tellerine kuşlar mı konar/Herkes sevdiğine böyle mi yanar/Yanıma gel yanı başıma/Şu gençlikte neler geldi cahil başıma/Telgrafın tellerini arşınlamalİ/Yar üstüne yar seveni kurşunlamalı.' Ya da, 'İlimon ektim taşa/Bitmedi kaldı kışa.' Hele 'Manda yuva yapmış söğüt dalına.!" Doğrusu bizim kuşağın da böyle saçmalamış olduğu hiç aklıma gelmemişti. "İyi de, müstehcenlik meselesine ne diyeceksin? Bizim zamanımızda şarkı sözleri çok daha edepli değil miydi?" "Hayır efendim, değildi. Şuna bak şimdi, 'Ayın önünde yıldız/Nerden gelirsen baldız/Sen git de ablan gelsin/Duramıyom yalnız/Dilo dilo yaylalar." Bu mu edepli? Daha beterleri var: 'Hani de benim elli dirhem pastırmam/Konyalı'dan başkasına bastırmam!' Pastırmayla bu işin ne ilişkisi var bilmem ama, bana pekâlâ müstehcen gözüküyor bütün bunlar." Ne demeli? "Tûtî-i mucize gûyem ne desem laf değil/Çerh ile söyleşemem, ayinesi saf değil" diye karşılık vermekten başka çare bulamadım.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||