Beyaz at yok fil verelimKod adı 'Monaco'nun haylaz prensesi' olan Stephanie, 'Kızınızı serbest bırakın, davulcuya veya fil terbiyecisine kaçsın' dedirtecek kadar mesut PARİS - Franco Knie, sirk tarihinin en ünlü ailelerinden birinin üyesi. Knie'ler iki asırdan beri çadırlarla Avrupa'yı şenlendiriyor. Ne var ki dünya 53 yaşındaki fil terbiyecisini, Monaco Prensesi Stephanie'nin kırık kalbini onaran lokman hekim olarak tanıdı. Prenses Stephanie, Knie'yle 12 yaşında Monaco Sirki'nde tanıştı. Kumarhaneleriyle ünlü Monaco'yu dev bir eğlence merkezi yapmaya kararlı olan Prens Rainer, dünyanın en ünlü sirklerini davet ederek festival düzenlemişti. 19 yaşında, festivalin ödülü 'gümüş palyaço'yu Franco'ya uzatan Stephanie, şimdi, yani 35'inde, bu ünlü sirk ailesinin bir parçası oluverdi. Knie'yi sevmiş tüm diğer kadınlar gibi, onunla birlikte sirkte yaşamayı öğrenen Stephanie, Monaco'ya bir buçuk saat mesafedeki Auron'da, yeni yaşamıyla ilgili soruları yanıtladı. Auron'da bir gün nasıl geçiyor? Üç çocuğumla ilgileniyorum. Özellikle de 2.5 yaşındaki Camille'le. Duvar işçiliği, tesisatçılık, elektrik işleriyle uğraşıyorum. Sonra odun kesiyorum. Her mevsim böyle uğraşlar işte. İlkbaharda bahçeyle ilgileniyorum. Köpekle yürüyüşe çıkıyorum, mantar topluyorum. Yazı ise köyün çocuklarıyla geçiriyorum. Nice'te bir hafta sonu geçirmek isteyen veya alışverişe çıkan çocuklarını bana bırakıyor.
Buraya geldiğinizde, 'İşte yaşayacağım topraklar' mı dediniz?
Her şey öncelikle çocuklarım içindi ama ben de başkalarının kötü bakışlarına artık dayanamıyordum. Bunca acı çekmeme neden olan o ucuz kötülükle öylesine zor baş ettim ki... Köyde dengemi yeniden buldum. Köylülerin tepkisi ne oldu? İnsanların alışması zor oldu, çünkü çoğu Monaco Prensesi'nin burada ne işi olduğunu anlamadı. Fakat zamanla onlardan olduğumu anladılar: Samimi, içten ve dürüst. Artık paparazilerin göreceği var! Bir tanesi göründüğünde hemen uyarı telefonu çalıyor. Onlardan biri mi oldunuz? Evet. Beni hem koruyorlar hem de destekliyorlar. Geçen yıl, Auron'un en 'cool' annesi seçildim! Yazın, kamp zamanında evimde 8-10 çocuk uyuyor... Hep birlikte yaşıyorlar. Öyle bir yaşamım olmasını isterdim, çünkü onlar çocuk gibi yaşıyorlar: Sürekli dışarıdalar, oynuyorlar, arkadaşları var.
Her şeyden el etek çekmek için biraz genç değil misiniz?
Hayır. Bu, seçtiğim hayat. Dışarıda boğuluyorum. 'Sürü'ye kendimi dahil etmiyorum. Şöyle olup, böyle davranıp sonuçta da bir şey yaşamayan insanlarla kendimi özdeş görmüyorum. Bugün hâlâ buradaysam, içimde yaşama coşkusu taşadığım içindir. Ve ancak burada açılabilirim. Mutluyum. Hem kafamın içinin hem de vücudumun dinç olduğunu hissediyorum. Onca zorluğu nasıl atlattınız? Oldukça sağlamımdır. Bir savaşçıyım ve kadere inanıyorum. Acı çeksek de çizdiğimiz taşlı bir yolsa ve bu yolda yara alıyorsak, inanın olacağınızın iki katı daha sağlam oluyorsunuz. Felsefem bu. Ardıma hiç bakmıyorsam da geleceği daha kolay göğüslemek
içindir. Ne bir özlem ne bir pişmanlığım var. Yaşıtım bir kızın yaptıklarından farklı bir şey yapmadım. Sorun yalnızca benim yaptıklarımın herkesin gözü önünde yapılmasıydı. Annelik size ne kattı? Yaşama nedeni, devamlılık.
Neden 'yaşam nedeni' diyorsunuz? Çocuklarınız olmasa yaşamaktan vazgeçer miydiniz?
Daha az gücüm olurdu. Birilerinin saçmalıkları beni yıkabilirdi. Dünyayla mücadelede dayanıksız olabilirdim.
Size neden büyük balolar veya düğünlerde rastlayamıyoruz?
Davetli olmadığım için. Kendi kendimi de 'Hey ben geldim' diyerek davet ettirecek halim yok! Neden davetli olmadığımı onlara sormak gerekir. Gerçi işime de geliyor. Çünkü onlar gibi değilim. Gerçeğim. (Paris-Match)
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|