Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
14 Mart 2001

İşte Türkiye'nin hali

fozkan@radikal.com.tr
Dokuz günlük tatil rehavetinden sonra ilk iş gününde Bakanlar Kurulu'nun da üstüne düşeni yapıp, yaşadığımız krize karşı birkaç önemli adım atacağını beklerken, bir baktık ki hızlı treni konuşuyorlar.
Kriz yaratan MGK'dan sonraki ilk zirvede de büyüklerimiz Türk Uzay Kurumu'nun kurulmasını tartışmışlardı. O günlerde aldığım bir elektronik mektubun mesajı hâlâ geçerliliğini koruyor.
'Hayal dünyası geniş' mektup sahibi diyor ki, "Türkiye'nin uzaydan yararlanması için gerekli çalışmalar yapılacakmış kurum bünyesinde. Genel müdür, en az
6 yardımcı, 12 daire başkanı, 28 müdür, 35 müdür yardımcısı, 83 uzman, 7 şöför, 12 çaycı, 14 odacı... Makam arabaları, binalar, lojmanlar... Şimdi canlandırın gözünüzde, Türkler uzayda... Kadrolu astronot, uzman astronot, sözleşmeli astronot gibi kavramlar da ortaya çıkacak.
Ayda, 'Türk uzay üssü' kurulması karara bağlanıyor. İhaleyi Japon-ABD-Bayındır İnşaat korsorsiyumu kazanıyor. Ama referans proje verilmediği için Danıştay'da açılan dava ihalenin iptaliyle sonuçlanıyor.
İlk uzay mekiğini bize ABD hibe ediyor. Bazı yerlerinde paslanmalar, göstergelerde yanlışlıklar var, ama olsun. İşlemeyen cihazların yenilenmesi için ihale açılıyor, bu sefer ihaleyi Fransız firması alıyor. Bunun üzerine Rusya ve ABD, Ermeni tasarısını kabul ediyor.
Uzay mekiği için eğitim görmüş kadrolu astronotlar yerine Ulaştırma Bakanı'nın yeğeni kaptan pilot olarak atanıyor. Yabancı dil bilmemesi nedeniyle, yanına DPT'den İngilizce bilen bir müşavir veriliyor."
Ve kaptanın seyir defteri: "Bugün mekiğin idari müdürüne fırça attım. Sular bitmiş, yeterince su almadıklarını, onun yerine Devlet Bakanı'nın oğlunu yerleştirdiklerini söyledi. Çocuğun en büyük isteği aya gitmekmiş, kıramamış Bakan'ı bizim müdür... Geçenlerde elektrikte problem çıkmıştı, kabloların şartnamedekinden ince olduğunu söylediler..."
Kaptanın seyir defteri, buraya aktaramayacağım kadar uzun... Nasıl olsa çevrenize ya da yaşadıklarımıza bakıp, sizler de devamını getirebilirsiniz. Uzay kurumu veya hızlı tren ne fark eder ki...

Niye kabul etmiyorlar?
Hazine Müsteşarlığı veya Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) başkanlığı için şu ana kadar bir dizi önemli isme teklif götürüldü. İbrahim Betil'in, BDDK başkanlığı teklifini mevcut eğitim vakfı faaliyetlerini ihmal etmemek gerekçesiyle reddettiği söyleniyor. İbrahim Betil dışındaki diğer isimler ya az maaş nedeniyle, ya da şu kriz günlerinde ateşten gömleği giymemek için teklifleri kabul etmedi. Ankara'daki koltuklar cazibesini yitirdi. Ya da kimse artık siyasilere güvenmiyor.

Murakıplar boşanmak zorunda
Zekeriya Temizel'in istifasından sonra Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) başkanlığı koltuğu halen boş. Bu satırları yazarken, BDDK üyesi Halil Yetgin'in yeni başkan olarak adı geçiyordu. Ancak kesinleşmemişti. Peki kim olacak Temizel'in halefi?
Halef, içi boşaltılan bankaların ve patronlarının da kaderini belirleyecek. Bugüne kadar çok yazdık. El konulan bankalarda kirli çamaşırların ortaya dökülmesinde bankalar yeminli murakıpları görevlerini fazlasıyla yapmışlar. Ancak onların kaleme aldığı raporlar nedense zamanında işleme konmamış, soygun devam etmiş.
Kasırga operasyonlarının mimarı murakıpların da geleceği 'halef'in elinde olacak. Geçen yılki yasal düzenlemeyle murakıplar, sözleşmeli personel haline getirildiler. Sözleşmelerini fesh etmek de o kadar kolay ki... Örneğin BDDK meslek ilkelerinin bir maddesi şöyle diyor:
"Kurul üyeleri ve kurum personeli, kurumun gözetim ve denetimine tabi kuruluşlarda, görevli bulunanlarla görev kapsamı dışında, 'özel bir münasebet' tesis edemezler."
Özel münasebet ne demek? Sordum, soruşturdum. Murakıplar arasında eşi bankacı olanların sayısı epey yüksek. Demek ki bu maddeye göre hepsinin sözleşmesinin fesh edilmesi gerekiyor!
Burada sorunumuz elbette murakıpların medeni durumu değil. Daha ciddi bir tehlike kapıda. Gelin şeytanın avukatlığını yapalım. Egebank'ta Murat Demirel'in, Interbank'ta Cavit Çağlar'ın, Yurtbank'ta Ali Balkaner'in marifetlerini ortaya döken murakıplar bir yanda. Öte yanda da diyelim ki yeni halef, bu patronların yakınlarına siyaseten yakın. Yeni başkan bu marifetleri ortaya çıkaran murakıpların sözleşmesini iptal edebilir.
Yolsuzluklarla mücadele diyoruz ama macadelede sürekli karşımıza yeni yeni çukurlar çıkıveriyor... Bir bumerang... Dua edelim de bumerangı kullanmaya hevesli bir halef gelmesin..


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.