Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
14 Mart 2001

Mutsuz milletvekilleri

Kriz önce ekonomik. Ancak ekonomik önlemlerle aşılabilir. Bu amaçla Derviş ekonomik programı hazırlıyor.
Krize, demokrasiye girdiğimiz günden bu yana uygulanan popülist politikalar, yani siyaset ya da yanlış siyaset yol açtı. Yani kriz temelde siyasi. Buna çare bulunamazsa ya krizden çıkmamızı sağlayacak ekonomik önlemler tam olarak alınamayacak; ya da krizden çıktıktan sonra eski popülist politikalara dönülecek ve kendimizi kısa zamanda yine krizin içinde bulacağız. Siyasetin bu temel zaafını gidermek içinse, hiçbir şey yapılmıyor.
Siyasi sınıf kendi sebep olduğu ekonomik krizi çözmekte, doğal olarak, başarılı olamadı. Son istikrar paketini de yarı yolda terk etmek zorunda kaldı. Şimdi içte ve dışta uğradığı güven yıkıntısını, siyaset dışı bir kişiyi bularak telafi etmeye çalışıyor. Ve bunu ilk kez yapmıyor. Bu kriz atlatıldıktan sonra, ilerde siyaset yine tükenirse başka bir siyaset dışı alternatifle geçici güç kazanıp, 'eskisi gibi' yoluna devam etmeyi deneyecek. Çünkü siyaset diye bildiği tek şey popülizm.
Tehlikeli bir krizde, 'dereyi geçerken at değiştirmek' gibi siyasi istikrarı bozucu bir şey yapmamak adeta içgüdüsel bir davranış. Temkin, özellikle yüksek siyasi düzeydeki yolsuzluklara bir süre dokunmamayı da gerektirebilir. Hastalıklı bir borsanın akıldışı tepkilerine dayalı bir ekonomik istikrar arayışı, siyasi yapının değil değiştirilmesi, kendi içinde bağrışması halinde bile akamete uğrayabiliyor vb.
Ancak sorun, bir ekonomik krizin, o krizi yaratanlar tarafından nasıl çözümleneceği bilmecesinden kaynaklanıyor. Başka bir demokratik ülkede olsaydı, son iki krizi yaratan hükümetin başbakanıyla ilgili bakanları istifa ederler; yerine gelenler de daha güçlü, daha kapsamlı ve daha ileri görüşlü politikaları uygulama konusunda iç ve dış dünyaya güven tazeleyebilirlerdi. Bu basit fakat temel demokratik yöntem işlemiyor. Yani "Biz parti başkanları, hiçbir zaman değişmeyeceğiz. Ve değişmesi gereken bakanları da değiştirmeyeceğiz" dendiğinden, demokrasinin yaratıcı değişimci ve gelişimci gücünden yararlanılamıyor.
Bu durumda, çıkış yolu olarak, siyasetin kaybolan güven ve itibarını siyaset dışından gelen Derviş'in kişisel güven ve itibarıyla dengelenmeye çalışılıyor. Aslında Derviş'in itibarıyla siyasetçinin itibarsızlığı arasındaki gerilimin, son krizde faiz hadleriyle kurlar arasındaki gerilimden daha önemsiz ve dolayısıyla sürdürülebilir olduğunu düşünülüyor.
Derviş'in ekonomik alanda sağladığı güveni siyasi alanda da sağlayamazsak, istikrar politikası başarılı olamaz. İç ve dış destek kısa zamanda kaybolur. Bu fırsatın heba olması bugüne kadar rastlanmamış büyüklükte bir krize batmamıza yol açabilir.
Şimdi denebilir ki, Siyasi Partiler Yasası'da bir değişiklikle, parti başkanlarının Meclis'teki parti gruplarınca seçilmeleri sağlanırsa, mevcut parti başkanları milletvekillerinin çoğuyla mukayese edilemeyecek kadar bilgili, tecrübeli ve dürüst (!) insanlar olduğundan, siyasi istikrar daha da bozulabilir. Kaldı ki parti başkanı başarısızsa seçmen onu seçmeyerek cezalandırır vb.
Bu muhakeme, değiştirilemeyen parti başkanlarının aslında demokratik hesap verme mekanizmasının dışında kaldığını göz ardı ediyor. Yani istedikleri kadar kriz yaratsınlar, başkanlıkta kalabiliyorlar. Partilerin her seçimden sonra küçülmesi, siyasi yapıyı parçalayıp siyaseti etkisizleştiriyor, ama parti başkanlarınca bir ceza sayılmayabiliyor. İşin kötüsü milletvekilleri, tecrübeli bir parlamenterin ifadesiyle, olan bitene seyirci "dokunulmaz köleler" haline getirilmişler. Sonra da suçlanıyorlar.
Ekonomi gibi siyasette de bozulan makro dengelerin kurulması lazım. Milletvekilini halk seçiyor. O da parti başkanını seçsin. Parti başkanları milletvekillerine hesap vermeye başlasınlar. Milletvekilleri atılma korkusu olmadan başkanlarına rakip çıkabilsinler. Böylece ekonomide olduğu gibi siyasette de kaybolan rekabet şartları tesis edilsin. Siyasette üretim ve kalıcı istikrar ancak böyle sağlanabilir.
Kısaca siyasette de 24 Ocak lazım.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.