Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
14 Mart 2001

Dev dalgaları beklerken

Bıçak kemiğe dayandı: Kriz artık bireysel düzeyde hemen herkes tarafından hissediliyor. Erkek kadın, zengin fakir, sağcı solcu, laik dinci herkes.
Kaybedilenlerin boyutları çok farklı olabilir, ama yüreklere oturmuş olan o 'kaybetmişlik' duygusu aynı. Koskoca holdinginin yıkılıp gittiğini görenin de, minicik bakkal dükkânını kapatmak zorunda kalacağını bilenin de...
O, hayalleri iptal edilmişlik duygusu. İşte insanları en çok bu kahrediyor!
Kasalarda ya da ceplerinde bekleyen tüm çekler bir saatli bomba. Her an patlayabilir. Bankaya 'yazdırılabilir', savcılığa duyurulabilir, imzalamış olanı hapishanelere sürükleyebilir. Tırnaklarıyla toprağı kazıyarak kurulmuş bir yaşamı berhava ederek!
Tüm banka hesapları sanki açıkta bırakılmış bir cüzdan, her an uçabilir.
Krediyle alınmış tüm evler sanki sel yatağında bir gecekondu, sürüklenip gidebilir.
Dükkândaki tüm mallar sanki emanet.
Geri dönmemecesine boşalabilir...
Çalışkan, iyi niyetli, dürüst insanlardan kriz öyküleri dinliyorum.Rezervleri tükenmiş artık, yağlar bitmiş, etten yiyorlar.
İtibarlarının, becerilerinin son kırıntılarını kullanıyorlar. Günü gelmiş çeklerin ertelenmesi için gidip yalvarıyor, çoğu kez de başarıyorlar. Feodal değerlere, hemşeriliğe, akrabalığa, şövalyeliğe sığınarak... Aslına rücu...Bu vahşi dönemde pre-kapitalist değerlerden medet umulması ne kadar ironik değil mi!
Zaman kazanma çabası içindeler. Hele bir martı kurtaralım. Peki, nisanda ne olacak? Ya da mayısta?
Öyle görünüyor ki, kriz öyküleri gittikçe ağırlaşarak devam edecek. Acı haberler alacağız. Cinnet geçirme ve kaybolma olayları çoğalacak. Faili meçhullerin yerini maktulü meçhuller alacak...
Bu minval üzere devam ederek içinizi daha fazla karartmak istemiyorum.Herhalde siz de kriz hikâyeleri dinlemekte ve anlatmaktasınız. Niyetim, krizin toplumsal boyutuna ve olası sonuçlarına dikkat çekmek. İktisadi depremin ardından gelmesi neredeyse bir fizik yasası kadar kesin olan Tsunami dalgalarına karşı hepimizi uyarmak.
Toplumsal bilimciler bu kadar ağır bir iktisadi kriz geçiren, bu kadar hızla yoksullaşan 'X' ülkesinde şu gibi şeylerin olmasını öngürürler:
Sahte çözümler ya da kaçışlar öneren mistik ve faşizan hareketler güçlenebilir.
Kitlelerin otorite isteğine cevap veren şarlatanlar iktidara yükselebilir.
Baştakiler, yapay dış sorunlar yaratarak dikkatleri başka yönlere çekmeye,
aşırı-milliyetçilikten medet ummaya yeltenebilirler...
Uzun zamandır ertelenmiş temel reformlar yapılarak, çürümüş kadrolardan hesap sorularak, bir 'devrim' şevkiyle her şeye yeniden başlanabilir.
Türkiye'de bunlardan hangisini yaşayacağız?
Bu dibe vuruşu, köhneleşmiş yapıları ve kadroları tasfiye ederek ileriye fırlamanın trampleni haline getirebilecek miyiz? Yoksa gelmesi kaçınılmaz dev dalgalar vurdukça su yutarak debeleneceğimiz uzun bir dönem mi başlıyor?


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.