Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
14 Mart 2001

Derviş AB'den de destek istedi

myetkin@radikal.com.tr
Hazine Bakanı Kemal Derviş'in Emek Platformu üyelerini bizzat arayarak yeni ekonomik program üzerine görüşme talep etmesi, hükümetin toplumsal destek arayışı çerçevesinde örnek bir davranış olarak kayıtlara geçti.
Derviş'in bu komplekssiz tutumu, dün Ankara'daki ABD Büyükelçisi Robert Pearson ve Avrupa Birliği Temsilcisi Karen Fogg ile görüşmelerinin de aynı yöntemle olup olmadığı sorusuna yol açtı.
Biri doğru, biri yanlış çıktı.
ABD Büyükelçisi görüşmeyi isteyen taraftı. Hükümetin Derviş'i resmen davet ettiği gün Başbakan Bülent Ecevit'le, Ankara'ya doğru yol aldığı gün de Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'la öğle yemeği yerken Türk ekonomisini konuşan Pearson dün de Derviş'le yüz yüze görüşmek istemişti. Pearson Derviş'le 'Washington'da ABD yönetimiyle yaptığı temasların devamı çerçevesinde' konuştu. Açıktan açığa 'Programı ne zaman tamamlayacaksınız' diye sormadı. Ancak diplomasinin soğuk nezaketiyle 'Yeni ekonomik programın tamamlanması ve uygulamaya geçilmesi doğrultusunda ABD desteği devam ediyor' dedi. Derviş de Amerikan Hazine Bakanı O'Neill, Dünya Bankası ve IMF yetkilileriyle yaptığı görüşme sonrasında Türkiye'de üç gündür süren çalışmalarını özetledi. Ortaya çıkmakta olan programdan umutlu olduğu, Türkiye'nin dostlarının desteğiyle krizin altından kalkacağı anlamına gelecek bir karşılık verdi.

Görüşme talebi Derviş'ten
AB Temsilcisi Karen Fogg'la görüşmeyi ise Derviş istemişti. Yarım saat süren görüşme hakkında her iki taraf da bir açıklama yapmaktan kaçındı. Ancak görüşmenin içeriğinin Türkiye'nin krizden çıkmak için AB'den de siyasi ve ekonomik destek istemek olduğu kısa süre sonra ortaya çıktı.
Ticaretinin yarısından fazlasını AB ile yapan, AB üyesi ülkelerde 3.5 milyon vatandaşı yaşayan Türkiye'deki krizin AB'yi etkilediği görülmüştü. Kriz nedeniyle ortak para birimi euro'nun değerinde görülen yüzde 1.8'lik düşüş Brüksel'i endişelendirmişti. Pazartesi günü toplanan AB ticaret bakanları, gündeme Türkiye'deki krizi de almıştı. Türkiye'nin AB ülkelerine olan borcu 40 milyar doları geçiyordu. Bankacılık sistemindeki defolar ise, yoğun ticaret bağları nedeniyle Avrupa bankalarını da etkiliyordu. Ancak Türkiye dış destek almadan bankacılık sistemini ıslah etmenin yükünü taşımakta zorlanıyordu. Acaba Brüksel, Türkiye'nin üzerindeki yükü kaldırmak için, IMF'nin vereceğinin dışında bir destek sağlayabilir miydi? Böylece AB adayı Türkiye ekonomisinin düze çıkması, AB'nin de kendisini daha kötü bir olasılıktan koruması anlamını taşıyacaktı.
AB Temsilcisi Fogg notlarını aldı ve Brüksel'e ileteceği sözü ve temaslarının sürmesi temennisiyle görüşme sonuçlandı.
AB'nin üye adayı Türkiye'ye mali destek vermesi akılcı ve doğal görülse de, kolay değil.

IMF kadar kolay değil
Öncelikle, AB bünyesinde IMF benzeri bir fonlama sistemi bulunmuyor. Birliğin en önemli kredilendirme kuruluşu Avrupa Yatırım Bankası, bütçe desteği değil proje kredisi vermek üzere tasarlanmış. Üstelik belli başlı AB üyeleri zaten IMF'ye asli katkı sağlayan ülkeler arasında. Yani tablo ilk bakışta karamsarlık doğuruyor.
Ancak durum yine de umutsuz değil. Uzmanlar, AB üyesi ülkelerin Türkiye'den alacaklarını bir süre ertelemesi ya da daha geniş zamana yayması gibi, bankacılık sisteminin ıslahını parçalara ayırarak proje kredileri alınabileceği gibi, Brüksel'in üye ülkeleri Türkiye'ye ikili temelde destek olmasını teşvik etmesi ve buna benzer seçeneklerin bulunabileceği görüşünde.
Zaten Brüksel'den sıcağı sıcağına aldığımız ilk işaretler, Derviş'in destek talebinin 'ciddiye alındığını' gösteriyor. AB Türkiye'ye nasıl bir destek verebileceğini araştırmak için 'her düzeyde temaslarda bulunmaya hazırlanıyor'.
Yeni ekonomik programı, ulusal program olarak adlandırmak, seçmenleri karşısında politikacıları rahatlatmak dışında bir anlam taşımıyor. Program daha ne IMF ile ne de destek talep edilen diğer ülke ve uluslararası kuruluşlarla tartışılmaya başlamadı bile. Derviş ve ekibi, maratonun ikinci ve belki daha zor etabını programın kabulü ardından koşacak.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.