![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Türk Lirası katledildi Katil kimdir? Cumhuriyet kurucularının bin bir emekle, 1930'larda 1 ABD doları=1 Türk Lirası değerinde yaratmış oldukları Türk Lirası, şimdi 1 ABD doları=1.000.000 Türk Lirası değerine düşürülmüştür. Birçok insanımız şimdi dertleniyor: Biz bu çukura nasıl düştük?Ekonomi tarihimizde Atatürk'ün ilk komaya girdiği 1 Eylül 1938'e kadar, bin bir sıkıntıya karşın, enflasyon yoktur. Birçok Avrupa ülkesinin ve özellikle Almanya'nın 1920'lerde, içine düştükleri enflasyon facialarının o ülkeleri ve halklarını düşürdüğü korkunç halleri, yaygın sefaleti ve fakirliği gören Atatürk'ün en önemli başarılarından biri, başka ülkelerde zaman içinde yaşanan parasal felaketlerden ve sıkıntı içindeki Hazine'yi enflasyon belasından korumuş ve kurtarmış olmasıdır. O zamanlardan elimize gelen bilgilere göre, 1923 ve 1938 yılları arasında, büyük Dünya Ekonomik Bunalımından da geçen ülkemiz, yıllık ortalama yüzde 6 oranında büyümüş ve hiç para basmadan, enflasyona başvurmadan, 1 Eylül 1938'e ulaşmıştır. Atatürk'ün komaya girmesinden hemen sonra, 1938 yılının son dört ayında yüzde 20 oranında büyütülmüş banknot hacmi, Atatürk'ün enflasyon yapmama konusundaki kesin iradesinin baskısından kurtulmuş olan hükümeti rahatlatmıştır. Ancak, bu tarihte başlayan enflasyon eğiliminin sarhoşluğu içine düşen siyasetçilerimizin ölçü tanımayan harcama sevdası nedeniyle Türk Lirası, ömrünün sonuna yaklaşmıştır. Çok yakın gelecekte, 'paradan altı sıfır atılması' önerileri hortlayacak, eski Türk Liraları çöpe atılacak ve yeni Türk Lirası adı altında yeni bir Türk parası yaratılacaktır. Siyasetçimizin harcama hevesi kırılamazsa bu operasyon sonunda, para basmak bir milyon kere kolaylaşmış olacaktır. Acı gerçek odur ki, ömrünün sonuna yaklaşmış bulunan Türk Lirası, artık bir alışveriş (tedavül) ve para saklama (tasarruf) aracı olmaktan çıkmış, birkaç gün vadeli işlemlerde bile, yabancı paralar kullanılmaya başlanmıştır. Bu özelliklerini yitiren Türk Lirası, son 10 yıldır hesaplama aracı (hesap birimi) olarak da anlamını yitirmiştir. Türk Lirası hesap birimi ile hazırlanan bilançolar ve kâr-zarar tabloları, temel amaç için kullanılamamakta, işlerin gidişi konusunda yeterli bilgi verememekte, sadece formalitelerin yerine getirilmesi için düzenlenmektedirler. Düşününüz ki, batmış ve ülkemizin başına dert edilmiş 12 bankanın, batmalarından önceki bilançolarının hepsinde önemli kâr tutarları vardır! Özetle, kâğıt para olarak Türk Lirası, temel işlevlerini görmemeye başlamıştır. Hesaplamalarda kullanılması gereken sıfırların sayısı, biz muhasebecilerin bile sık sık hane yanlışları yapmalarına neden olmaktadır. Yurt içinden ve dışından birçok okumuş arkadaşım, Türk Lirası ile belirtilen fiyatlar için, 'gerçek para ile ne kadar eder?' diye sormaktadır. Ülkemizdeki 'gerçek para' ABD Doları, ya da Alman Markı demektir. Vitrinlerin çoğunda fiyatlar, bu iki iyi bilinen yabancı para birimi ile belirtilmektedir. Bizi bu çukura kim düşürdü? Yanıtını her okuyucum kendisi versin. Yüzyıllar gerisinden, işte bir özlü yanıt: "Kendi mührünü taşıyan bir paranın ağırlığını, ya da saflığını azaltan bir prense kim güvenir ki?" (Who, then, would trust a prince who should diminish the weight or fineness of money bearing his own stamp?, Nicole Oresme [Haberin devamı için tıklayınız]). Bizdeki prens kimdir, acaba? Anlaşılan, paramızın pul olmasından o sorumludur. Herkes şimdi O'nu arıyor. O'nu bulsanız, ne yapacaksınız?
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||