![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar | |
Ekonomi, binicisine göre kişniyor talkan@media.ankara.edu.trSiyaset bilimcilerin bulunduğu bir toplantıda, "Bizim seçim sisteminin bir azizliğine uğrayabiliriz," demiştim, "düşünebiliyor musunuz, bir seçim olsa ve hiçbir parti yüzde 10 barajını aşamasa, ne olur?" Bunu elbette şaka olsun diye söylemiştim. Ama şimdi siyasal tabloya bakınca, bu şakada gerçek payı olabilir mi acaba diye tüylerim üprererek kendi kendime sormadan edemiyorum. Halkın siyasal partilere, liderlere ve düzene hiç güveni kalmadı. Hele o ünlü MGK toplantısından sonra bu güven iyiden iyiye sıfırlandı. Bu güven kaybı, muhalefet partileri için de geçerlidir. Şu anda hiçbir parti yüzde 10 barajını aşamayabilir. Hep birlikte ekonomi tartışıyoruz. Tamam, ekonomik bunalım var ve elbette bu çok önemli. Ama bu ekonomik bunalım gökten zembille mi indi? Bankaları batıranlar, haksız kredi kullandıranlar, sorumsuz banka yönetimlerini sonuna kadar koruyup kollayanlar, seçim yatırımı yapacağız diye bankaları görev zararına uğratanlar, Özal'ın icadı olan fonları fütursuzca kullananlar, torpille adam atayıp bürokrasiyi şişirenler (Sadece Meclis'te beş bin kişiye yakın insan çalışmıyor mu?), siyasetçiler değil miydi? Ekonomi, binicisine göre kişniyor işte. İçine düştüğümüz ekonomik bunalım, bir rastlantının eseri değildir. Bilinçli siyasal tercihlerin bir sonucudur. Burada sadece iktidarı suçlamanın da bir anlamı yok. Şu anda muhalefette bulunan siyasetçiler de bu oyuna ortak oldular, aynı pastadan nemalandılar. Enflasyonun düşmesi, ekonominin işlerlik kazanması, çarkların dönmeye başlaması, nihayet alınacak teknik kararların uygulanması işidir. Siyasetçiler, işadamları ve halkın desteği olduktan sonra (bu ister istemez olacak), bu iş er geç yoluna girer. Bu kadar üretim potansiyeli olan, dış pazarlarda deneyim kazanmış bulunan, AB'nin, ABD'nin, Dünya Bankası'nın ve IMF'nin desteklediği bir ülkede ekonomik bunalım sonsuza kadar sürüp gitmez. Buna izin vermezler. Asıl mesele şurada: Ekonomik bunalıma tekrar düşmemek için ne yapmalı? Ekonomik bunalımı doğuran siyasal yapı ve siyasetçiler olduğu gibi duruyorlar. İki bürokrat istifa etti, iş bitti. Başka sorumluluk alan yok. O haksız ve yersiz krediler kimlerin desteği ile verildi, kamu fonlarını kim har vurup harman savurdu, bunun hesabı sorulmuyor. Bu hesabı soracak bir mekanizma da yok zaten. Yerli yerinde duran bu siyasal yapının, büyük fedakârlıklardan sonra düze giren ekonomiyi tekrar bozmaması için ne yapmalı? Asıl bunalım, siyasal yapımızda. Güçlerin birbirini dengelediği ve denetlediği, açıklığın egemen olduğu, hızlı kararların alınıp uygulandığı bir siyasal yapılanma gerekiyor. 'Bunalım yönetimi', diye bir kavram vardır idare biliminde: Bunalım sayesinde, normal zamanlarda alınamayacak kararların alınması ve uygulanması, anlamına gelir. Bu yöntemi, şimdi ekonomi için uygulamayı düşünüyorlar. 'Bu fırsattan yararlanarak ekonomide gerekli olan ama geçmişte alınamayan önlemleri alalım bari,' diyorlar. Aynı mantık siyasal yapılanmamız için de geçerli olmalı. Tekrar darboğazlara girmemek için yeni bir siyasal düzenleme gerekiyor. Ama çaresizce sorulacak soru şu: Böyle bir düzenlemeyi, kim, neden, nasıl yapsın? Şu düzenden yararlananlar işin başında olduğuna göre...
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
||