'Şap' deyip geçmeyin!Tarım alanında 'kendine yeterli ülke' özelliğini yitiren Türkiye'de hayvancılık giderek kötüleşiyor. Şap ve benzeri salgınlarla mücadeledeki yetersizlik de verimliliği korkutucu boyutlarda düşürür Prof. KEMAL OZAN
Tarım bitkisel, hayvansal, orman ve su ürünleriyle, biyo-ekonomik bir uğraşı alanıdır. İnsanların beslenme, giyinme ve barınmalarına hizmet ederek, onlara mutlu bir yaşam sağlamayı amaçlar. Tüm canlıları kapsayan ve tabiatla özdeşleşen tarım, aynı zamanda, tüm ülkelerin en önemli, temel doğal kaynaklarının, başlıcasını oluşturmaktadır.
Özellikle geleneksel ağırlıklı bir tarım ülkesi imgesiyle örtüşük Türkiye'de, hızlı nüfus artışı ve geçimini topraktan sağlayanların yüksek oranda oluşu, köylünün kalkınma ve yaşamında, tarımsal gelişmeye bir kaldıraç görevi yüklemiş bulunmaktadır. Oysa, son yıllarda, tarım alanında ya da sektöründe, doğal ve yapay nitelikli, çeşitli darboğazlar, engeller nedeniyle, hem bitkisel, hem de hayvansal üretimde, önemli duraklama ve gerilemelerle karşılaşılmaktadır.
Bunun sonucunda da Türkiye tarımda kendi kendine yeterliliğini kaybetmiş bulunmaktadır. Öyle ki, seksenli yıllar öncesi, Türkiye hayvan varlığı bakımından, dünyada ilk 8-10 ülke arasında yer alırken ve nüfus başına iki çiftlik hayvanı düşerken, bu pay günümüzde kişi başına yarım hayvana düşerek, dünya ortalaması olan 'her bireye bir hayvan' düzeyinin de altına inmiş bulunmaktadır. Bu olumsuz tarımsal gidişattan, hayvan varlığımızın daha çok ve belirgin bir biçimde etkilenmesi, halkımızı hayvansal proteinden yoksun, sağlıksız bir beslenmenin sıkıntı ve sorunlarıyla da, karşı karşıya bırakarak, kaygılandırmakta ve düşündürmektedir.Üretimi yönlendirmek Bu nedenle, Türkiye'de hayvansal üretimin artırılabilmesi için, öncelikle verimin düşük kalmasına yol açan etmenlerin çok iyi ve kesin olarak saptanması gerekir. Hayvansal üretimi yönlendiren tüm etmenler ise, genellikle doğa, hayvan sağlığı ve sosyo-ekonomik olmak üzere, üç kısım ya da grupta toplanmaktadır. Bunlardan doğal olanlarını, hayvanların yaşadıkları çevrenin iklimi, toprak ve otlaklarının bitki örtüsü ve
akarsuları oluşturmaktadır.
Hayvan sağlığına ilişkin verim düşürücü etmenler ise, hayvancılık sektöründe önemli ekonomik kayıplara yol açan salgın ve paraziter hayvan hastalıklarıdır. Türkiye hayvan yetiştiriciliğinde, hastalıklarla savaştaki yetersizlik ve ilgisizlikler, bu gibi olumsuzlukları daha şiddetlendirmekte ve korkutucu kılmaktadır.
Kuşkusuz, AB ülkelerini dehşete salan 'şap' hastalığı, ülkemizde yer yer yıllardır süregelmekte ise de, varlığı gibi, neden olduğu ekonomik kayıplar, bilinmemezlikten gelinmekte ve göz ardı edilmektedir. Ve bu gibi kimi salgın hayvan hastalıklarının Türkiye'de kol gezmesinin en önemli nedenini ise, yurda kaçak sokulan hayvan ve hayvansal ürünlerle, kontrolsüz sevkiyatlar oluşturmaktadır. Ülkemizde yaygın olan 'şap' benzeri kimi salgın hayvan hastalıkları, insanlara bulaşıcı nitelikte değilse de, neden olduğu üretim ve verimliliğe yönelik ekonomik kayıplardan ötürü, dolaylı olarak, insanların bu gibi ürünlerden yoksun kalmalarına yol açmaktadır. Çünkü toynaklı (çift tırnaklı) hayvanlara musallat olan 'şap' salgını, hastalıklı hayvanlarda halsizlik, yemden kesilme, kilo kaybı (zayıflama), sütlerinin kesilmesi gibi verim kayıplarına neden olmaktadır. Kurban Bayramı ve ilkel koşullar İşte bunun içindir ki, hastalıklı hayvan sürülerinde değer kaybına bağlı, önemli
ekonomik zararlarla karşılaşılmaktadır. Hayvancılığı olumsuz etkileyen sosyoekonomik nedenlere gelince, hızlı nüfus artışı, yeniliklere açık olmayan gerici tutum ve davranışlar, teknolojik yetersizlikler, ekonomik güçlükler, pazarlama ve uluslararası rekabetteki organizasyon noksanlıkları gibi etkenler söylenebilir. Diğer yönden, son Kurban Bayramı'nda olduğu gibi, kurbanlıkların ilkel koşullar ve ürkütücü görüntülerle, rastgele yerlerde, ehliyetsiz kişilerce kesilmelerinin de, her tür salgın ya da bulaşıcı hastalığa davetiye çıkardığı ve çıkarmakta olduğu da unutulmamalıdır.
Sonuç olarak, 'şap' salgınının da anımsattığı kimi olguların da gösterdiği gibi, Türkiye hayvan yetiştiriciliği ve işletmelerinin yazgısı, büyük ölçüde toprak-hayvan ve insan üçgeninin ekolojik dengelerine bağlı bulunmaktadır. Bu ekolojide yapılacak düzenlemeler ile, kimi darboğaz ve engellerin giderilmesi, hayvancılığımızda yatan gizli potansiyel ve zenginliği ortaya çıkarabilecek güçtedir.
Yoksa, gerekli önlemler alınmaz ve düzenlemeler yapılmaz ise, bir yanda sanayimizin büyüyüp gelişmesine, öte yanda nüfusumuzun hızla çoğalmasına paralel ya da uygun olarak, hayvansal ürünlerde yeterli bir artış sağlanamaması nedeniyle, hayvansal üretim ve tüketim açığı giderek büyüyecektir ve büyümektedir de.
Prof. Kemal Ozan: Emekli öğretim üyesi
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|