'Bu iş Yavuz'la olmaz!'MHK eski başkanlarından Ahmet Güvener, hakemliğimizin kötü dönemlerinden birini yaşadığını belirterek 'Bunu Bülent Yavuz'la değiştiremezsiniz çünkü çapı yetmez' dedi ve camianın tutuculuğundan yakındı AHMET ÇAKIR
O, Türk futbolundan bir kuyruklu yıldız gibi geçip gidivermişti... Aslında görevde olduğu dönemde de pek ilgi çeken biri değildi. Ne zaman ki, Galatasaray'ı tuttuğunu açıkladı ve ardından da Ali Şen göreve gelip saldırılara başladı, o zaman tanıdık Ahmet Güvener'i.
1989'dan 1995 eylülüne kadar MHK'da görev yaptı ve bunun son iki yıllık dönemini de başkan olarak geçirdi. Ama hakkında fazla bilgi yoktu.
"Evet, aralarından biri olmadığım için beni yadırgadılar. Ama benim en büyük avantajım da buydu. Kimseyi tanımadığım için önyargım da yoktu, kimseye borçlu da değildim... 10 yıl ABD'de hakemlik yaptım. ABD'nin üst düzey 50 hakeminden biriydim. Belki 'ABD'de futbol ne ki!' diye bunu küçümseyenler olabilir, ama FIFA sıralamasında bizim üstümüzdeler... Neyse, buraya geldiğimde hakemlik yapmak istedim. Sıfırdan başlamam gerektiğini söylediler. Bu, mümkün değildi. Sonradan benden hakem yöneticisi olarak yararlanmayı düşünen bir federasyon göreve geldi. Şenes Bey zamanında 4 yıl MHK üyesi, 2 yıl da başkan olarak görev yaptım" diye yıldırım bir özet alıyoruz Güvener'den.
Her bakımdan farklı bir dönem olmuştu Güvener'in devri. ABD'deki deneyimlerinden ve yöneticilik becerisinden birşeyleri aktarıp bazı değişikliklere gitmişti. Tutucu bir yapısı olan hakem camiasında bunlar hoş karşılanmamıştı. Hakemliğin kötü dönemi Güvener'e göre bugün hakemliğimiz en kötü dönemini geçirmekteydi. Bunun kanıtı da, Galatasaray Şampiyonlar Ligi'nde yıllardır oynar, Milli Takım da üst düzey mücadelesini sürdürürken, uluslararası alanda hakemlerimizin esamesinin bile okunmayışıydı.
"Dünya hakemliğinin başında Şenes Erzik'in bulunduğu dönemde bir tek hakemimiz bile uluslararası alanda kendini gösterecek performansa sahip değil. Erzik ne yapsın? O hakemin yerine sahaya çıkıp maç yönetecek değil ya! Bugüne kadarki kısır anlayışın sonucu bu..." diye değerlendiriyor Güvener.
Önce Ahmet Çakar, ardından Oğuz Sarvan'ın bırakmaları talihsizlik olmuştu Türk hakemliği için. Çünkü arkadan gelen yok gibiydi... Gelip giden MHK yönetimleri bilinen hastalıklarla malûldü. Bugünkü başkan Bülent Yavuz'la da bir yere varabilmek mümkün değildi. Çünkü çapı ve vizyonu yetersizdi.
Son yıllarda en büyük hatanın yardımcı hakemler konusunda yapıldığını belirten Güvener, bunu şöyle anlattı:
"Yardımcı hakemlerin sayısı gereksiz yere çoğaltıldı. Bu çok yaygın bir mavi boncuk dağıtma anlayışının sonucuydu. Bu kapsamda yıllardır yardımcılık yapmayıp pratiklerini kaybetmiş olan B klasmanı hakemler bu işe verildi. Bu da hataları artırdı. Nitekim, şikayetler en çok bu noktada toplanıyor." İktidar mücadelesi var Güvener'e göre, Türk hakemliğinin en büyük açmazlarından birini, sürekli iktidar mücadelesi oluşturuyor. Bu kapsamda hakem dernekleriyle MHK arasındaki ilişkilerin belli bir dengede tutulması pek mümkün olamıyor.
Ayrıca, hakemliği bırakan kişilerin büyük bir bölümü kısa sürede kendini boşluğa düşmüş gibi görüyor. Bundan kurtulabilmek için de iktidar mücadelesine giriyor. MHK'da yer alabilmek, ya da en azından gözlemci olabilmek için birtakım çabalar gösteriliyor. Bu ilişkiler sırasında bazı borçlanmalar olunca da bunun bedeli bir şekilde ödeniyor. Profesyonellik gelmeli Peki, Türk hakemliği ile ilgili sorunların çözüm yolları neler olabilir?
"Öncelikle hakemlik mutlaka profesyonel olmalı" diyen Ahmet Güvener, bunun nedenini şöyle açıklıyor:
"Bu işi, başka herhangi bir mesleğin yedeğinde iyi yapabilmek mümkün değil. Şu an sadece öğretmen, yedeksubay gibi dar gelirli insanlar için çekici olabiliyor. Oysa yabancı dil bilen ve daha kaliteli eğitim almış insanların buraya yöneltilmesinin yollarını bulmak gerekir."
MHK'nın atama ile gelmesinin doğru bir uygulama olduğunu belirten Güvener'in bu konudaki görüşü de şöyle:
"Seçimle geldiğiniz zaman bilinen sıkıntılar oluyor. Size oy verenlere bunun diyetini ödemek zorunda kalıyorsunuz. Atama sistemi doğrudur. Bildiğim kadarıyla da futbolda ileri gitmiş ülkelerin hemen tümünde bu uygulama vardır."
Hakemlerle ilgili olarak son zamanlarda ortaya atılan birtakım dedikoduların kendi döneminde de gündemde olduğunu belirten Güvener, "Bu, içinden çıkılması çok zor bir sorun" diyor. Bu toplumun hakemi "Bir hakemin maçı sattığını çok iyi bilseniz bile, bunu kanıtlamak imkansız denilebilecek kadar zor. Bu yüzden dedikodular alıp yürüyor. O zaman, dürüstlüğüne inandığınız kişilerle çalışmaktan başka yapabilecek birşey kalmıyor. Ben de görev döneminde öyle yapmaya çalıştım. Benimle çalışmak isteyen bazı kişilere imkan vermedim. Çünkü haklarındaki söylentiler ciddiye alınacak düzeydeydi... Fakat sonuçta iş şurada düğümleniyor: Bu toplumda, öteki işleri yapan insanlar ne kadar dürüstse, hakemler de o kadar dürüsttür! Bunu bir trafik polisine de söylemiştim. Görev dönemim içinde, kızdığı bir hakemin dürüst olmadığı yolunda iddialarda bulunmuştu. Ben de, 'En az trafik polisleri kadar dürüsttür' demiştim..."
Kendisi hakkında da çok şeyin söylendiğini ama bir tek kişinin bile 'dürüst değildir' diyemeyeceğini belirten Güvener, MHK'da kendisinden sonra tutucu dönemin geri geldiğini belirtti. Hilmi Ok'un dürüstlüğünden de kimsenin en küçük bir kuşkusunun olmadığını, ama bilinen mavi boncuk dağıtma anlayışıyla bir yere varılamadığını ve bugünkü duruma gelindiğini söyledi.
Futbolcunun sahada hakemi önce tarttığını ve sonra da ona göre davrandığını belirten Güvener, "Geçmişte Doğan Babacan, Erman Toroğlu, Ahmet Çakar gibi hakemlere kim dokunabilirdi? Hakemlerimiz nerede hata yaptıklarının yanıtını burada arayabilirler" dedi. Ali Şen özür diledi "Ali Şen'le sonradan karşılaştık elbet. 1996 yılında Manchester United maçı sırasındaydı. Şeref tribününde karşılaştığımızda, bana iltifatlar etti ve 'Yapmak zorundaydım' dediği haksızlık için özür diledi. Bunu sonra kamuoyu önünde tekrarladı mı bilmiyorum ama orada azımsanmayacak sayıda tanık vardı."
"Altı yıl FIFA hakem komitesinde görev yaptım. Münih'teki kongrede bazı önerilerde bulundum. Örneğin, hakemlerin ruh sağlığı açısından periyodik muayeneden geçirilmesi, ruhsal yönden dalgalanmalar gösteren hakemlere görev verilmemesi gibi... Fakat onlar da bu önerilerden hoşlanmadılar."
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|