19 ay sonra bulundu17 Ağustos depreminde 'kayıp' olan akıl hastası Havva Bozkurt'u tesadüfen başka bir kayıp yakını Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde buldu TİMUR SOYKAN
ADAPAZARI / İZMİT - Akli dengesi yerinde olmayan Havva Bozkurt 17 Ağustos depreminden iki gün sonra yıllardır çıkmadığı sokağa ilk adımını attığında, 19 ay süresince ailesinden uzakta yaşayacağı zor günlerin kapısını da araladı.
Havva yıkıntıların arasından geçerek 'kayıplar'a karıştı. Ne ölenler listesinde, ne de yaralılar arasındaydı. Ama hikâyesinin sonu, depremde yakınları kaybolanlara umudun var olduğunu gösterdi.Çocuklarını özlemişti 41 yaşındaki Havva Bozkurt, 20 yıl önce Adapazarı'nın yoksul mahallesi Yağızlar'daki baba evinden bir gelin olarak ayrılmıştı. Beş yıl süren evliliğinde, iki çocuğu oldu. Şiddetli geçimsizliğin sonucunda kocası çocuklarını da alarak onu terk etti. O da baba evine döndü.
Evliliğin son dönemlerinde beliren psikolojik rahatsızlıkları, yıllar geçtikçe çocuklarının özlemi ile arttı. Bazen kendi kendine konuşuyor bazen ise aylarca ağzından tek kelime çıkmıyordu. Kardeşi Muzaffer Bozkurt, birkaç kez doktora götürdü, ancak sonuç alamayacaklarını düşünerek tedaviden vazgeçti. Bulduğu çare ise Havva için bahçede bir kulübe yapmak oldu.
Havva, her fırsatta evden kaçıyordu. Şuursuz yolculuklarının tek hedefi çocuklarına ulaşmaktı. 17 Ağustos felaketinin üçüncü günüydü. Evde kimsenin olmadığı bir anda sokağa çıktı. İstanbul'dan yardım malzemelerini getiren bir kamyona binerek, çocuklarının içinde yaşadığını düşündüğü kente geldi.
Polis ekipleri, onu Sirkeci'de yolun kenarında yalnız ve yere çökmüş bir halde buldu. Akli dengesinin yerinde olmadığını anlayan polisler, onu Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne götürdü.
Kendisi hakkında bilgi veremediği için hastane yetkilileri 'kronik servis' olarak bilinen ve akıl hastalarının sürekli olarak kaldığı bölüme yerleştirdi. Kardeşi gazetelere ilan vererek, Emniyetlere başvurarak, hastane hastane gezerek onu ararken o L-3 Blok'ta yatıyordu.
İsmet Yetkin depremden sonra kaybolan yeğeni Melek Ayber ve onun eşi Şeref Ayber'i bulmak umuduyla Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne 9 Mart 2001 günü başvurdu. Ayber çiftinin Gölcük'teki evleri depremde yıkılmıştı. Komşuları, çiftin ambulanslara bindirildiğini gördüklerini söylüyordu. 'Ya benim kayıplarım?..' Hastaneler tek tek aranıyordu. Yetkin, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne gittiğinde bayram tatiliydi. Ziyaretçi kalabalığı içinde bir kadın sesinin yükseldiğini duydu. 19 ay konuşmayan Bozkurt, "Ben Sakaryalıyım. Kayboldum. Beni kurtar" diyordu. Yetkin, o günü anlatırken "Bizim de kayıbımız var. Ağlamaya başladım. Aileni bulacağım dedim" diyor.
Yetkin, kayıplarını bulamamıştı, ama umutla döndü İzmit'e. Kardeşinin sahibi olduğu bölgesel yayın yapan Pramit FM'den anonslar yaptırdı. Yayını dinleyen bir kişi Muzaffer Bozkurt'a haber verdi. Bozkurt da ertesi gün kardeşini aldı.
Yetkin'in aklındaysa "Ben de İzmitliyim, depremden sonra kayboldum" diye bağıran, ancak yalan söylediğini söyleyen görevliler tarafından susturulan genç erkeğin doğruyu söyleyip söylemediği var. Ve soruyor; "Devlet hastanede yatan bir kişiyi bulamıyor. Benim yeğenimin, Türkiye'nin herhangi bir yerindeki, herhangi bir akıl hastanesinde olmadığını nereden bileceğim?"
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|