Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar
18 Mart 2001

Ekonomik yaşama yolları

Haber ResmiTürkiye'nin son dönemi tarihi krizlerle yazılıyor. 1994'te Körfez, 1997'de Asya, 1998'de Rusya gibi global krizleri yaşayan, 2000 yılı kasım ayında bankacılık sektörü, Şubat 2001'de ise dalgalı kur darbeleriyle sarsılan ülkede 'kriz ekonomisi' kronikleşti. Türkiye Cumhuriyeti'nin bütçesi kaynak arıyor. Bu arada aileler ya da tek kişilik aileler de kendi bütçeleri için ek gelir yaratmaya çalışıyor. Ekonomik krizin yarattığı işsizlik ortamı 'ek iş' seçeneğine pek de imkân vermeyince tasarruf tedbirleri gündeme geliyor Hükümet, 'yangın söndürme', vatandaş 'tasarruf paketi' açıyor. Krizler sadece Türkiye'ye özgü olmasa da tasarruf paketinin içinden geçmişteki tecrübelerden edinilmiş Türk usulü tedbirler de çıkıyor.
Hangi gelir grubunda olursanız olun Türkiye'de yaşadığınız için bütçeniz 22 Şubat 2001'de birden dalgalı kurun etkisine giriverdi. Memleket bütçesini selamate çıkarmak amacıyla Ekonomi Bakanı Kemal Derviş, yeni bir program hazırlarken siz naçizane bütçeniz için birden anneannenizin savaş yılları tecrübelerine dayanan taktiklerini hatırlamak zorunda kaldınız. Kelime hazineniz son yıllarda her ne kadar 'ekonomi biz tükettikçe büyüyecek' düşüncesiyle 'tasarruf' sözcüğüne karşı hamlamış olsa da bilgisayarınızın çöpündeki henüz temizlenmemiş çok değerli bir dosyayı bulmuş kadar sevindiniz. Türkiye hafta başında acil önlemler paketinin içeriğini öğrendi. Biz de günümüz koşullarına uygun birkaç tasarruf tedbirini sizin için paketledik. Çoğumuzun çocukluk anılarında kaçan çoraplarını paspas yapan, elde çevrilemeyecek kadar küçülmüş sabunları rendeleyip deterjan olarak kullanan, çarşıdan hazır çıra almak yerine portakal kasalarıyla sobayı tutuşturan anne ya da anneanne kareleri var. Ceketi tersyüz edip giyme, ayakkabıya birkaç defa pençe yaptırma gibi 'aktarılmış' tasarruf yöntemleri de hafızalarımızda. Kredi kartları, cep telefonları gibi icatların nasıl tasarruflu ya da tehlikesiz kullanılacağına ilişkin ise biraz savunmasızız. Anlaşılan bunlara ilişkin tedbirleri yazmak bizim nesle düşecek. Tüm bunları uygulamaya çalışırken son kertede ekonomik krize nasıl geldiğimizi unutmama pratiği edineceğiz.

'Cep'inizi kontrol edin
l Pre-paid (ön ödemeli) sisteme geçin
Cep telefonu faturalarını azaltmak ve sabit ücret derdinden kurtulmak istiyorsanız pre-paid(ön ödemeli) kartlara geçin. Bu sayede satın aldığınız kontör kadar konuşur faturalarınızı da kontrol altına alırsınız. Bu sistem çoğunlukla personeline cep telefonu veren şirketlere, ev kadınlarına, öğrencilere ve konuşmaktan ziyade ulaşılmaya önem verenlere öneriliyor.

  • SMS (kısa mesaj) kullanın
    Cep telefonuyla konuşmak yerine SMS (kısa mesaj) servisini kullanarak normal konuşma bedelinden yüzde 70 oranında tasarruf sağlayabilirsiniz. Mesaj, GSM operatörlerinin internet sitesi üzerinden ücretsiz gönderiliyor.
  • Abonelik türünüzü seçin
GSM operatörleri artan vergilerden kurtulmak isteyen tüketicileri için abonelik türlerini farklılaştırdı. Aboneler konuşma sürelerine, dönemlerine ve cep telefonu kullanma sıklıklarına göre bu abonelik türlerinden birini seçerek fatura meblağlarını düşürebilir.

Alışverişte indirimleri izleme dönemi
n Kira, elektrik, telefon, su gibi zorunlu giderler için gerekli parayı ayırdıktan sonra alışverişe çıkın.


   * Öncelikli ihtiyaçlarınızı saptayın.

   * İhtiyaçları bütçenize göre sıralayıp alışveriş listesi yapın.

   * Alışverişi aceleye getirmeyin.

   * Piyasayı araştırın. Fiyatları karşılaştırın.

   * Harcayacağınız parayı tahmin edin ve yanınıza bundan fazla para almayın.

   * Mağazaların tenha olduğu saatleri seçin.

   * İlk girdiğiniz mağazadan alışveriş yapmayın.

   * Marka karşılaştırması yapın.

   * Alacağınız ürünle ilgili katalog ve broşürleri inceleyin.

   * Mevsimlik ürünlerin indirim dönemlerini izleyin.

Paralar otoyola gitmesin
n Kısa mesafeleri yürüyerek ya da bisikletle gidin.


   * İşyeri servislerini kullanın.

   * Aracınızı paylaşın. Yaklaşık 13 km'lik bir mesafede otomobil paylaşma yöntemiyle yılda kişi başına 6.500 km'lik tasarruf sağlanıyor.

   * Yüksek dereceli motor yağı kullanın. Bu, en az yüzde 1.5 oranında daha fazla yol yapmanıza yardımcı olur. Hatta bazı yüksek dereceli yağlar kat edilen mesafeyi yüzde 2.7 oranına kadar artırıyor.

   * Ortalama hızda seyredin. Normal koşullarda pek çok otomobil için satte 60-70 km. hız yeterlidir. Daha azı ve çoğu verimsizliğe neden olur. Otobanda saatte 100 kilometre veya üzerinde bir hızla gitmek yerine 90 kilometre hızla giderseniz her kilometrede yüzde 15 yakıt tasarrufu elde edilir.

   * Otomobili bir hızlı bir yavaş yerine sabit hızla kullanmaya çalışın.

   * Ani duruş ve kalkışlar yakıt tüketimini artırır.

   * Motoru gereksiz yere ve rölantide çalıştırmayın. Kontağı açıp kapamak, motoru 30 saniye rölantide çalıştırmaktan daha az yakıt tüketir.

   * Kışın motoru çalıştırdıktan sonra gereğinden fazla ısıtmayın.

   * Benzin filtrelerini temiz tutun. Aracın periyodik bakımını düzenli yaptırın. Düzenli bakım otomobilin benzin tüketimini yüzde 9 azaltır.

   * Otomobili fazla yüklemeyin. Ağırlık ne kadar az olursa benzin tüketimi de o kadar düşer.

Kart tuzağına düşmeyin
n Borcunuzu taksitlendirmeyin. Çünkü faiz oranları alışverişte yüzde 12, nakit çekimde yüzde 15'lere çıktı.


   * Son ödeme tarihini geçirmeyin. Hesap kesim tarihinden itibaren her gün faiz işler. Bazı bankalarda bu alışveriş yapılan tarihten itibaren başlatılıyor.

   * Asgari ödeme tutarını dahi ödeyememişseniz taksitlendirme faizinin yanı sıra yüzde 10'a kadar yükselen komisyon vermek zorunda kalırsınız.

   * Son ödeme tarihleri birbirinden farklı iki kart kullanın. Birinin ödeme tarihini ayın 1'ine, diğerini 20'sine denk getirirseniz en az bir ay vade kazanabilirsiniz.

   * Bazı bankalar gecikme faizini belirlerken alışverişin yapıldığı günü baz alıyor. Yani siz nasıl olsa son ödeme tarihim iki gün geçti. İki günlük faiz öderim derken 10-15 günlük faizlerle karşılaşabilirsiniz.

   * Yurtdışına gittiğinizde harcamalarınızı kredi kartı yerine nakitle yapmayı tercih edin.

Floresan takın
n Çatı, duvar, pencere ve kapıları izole edip ısı kaybını önleyin.


   * Standart ampul yerine floresan ya da tasarruflu ampul kullanın.

   * Oturmadığınız mekânların ışıklarını kapatın.

   * Buzdolabının kapağını sık sık açıp kapamayın. Dolabı gereğinden fazla soğuğa ayarlamayın, bu yüzde 25 eneji kaybı yaratır.

   * Buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi alırken enerji tüketimine bakın.

   * Çamaşır makinesi tam dolu değilse deterjanı buna göre ayarlayın.
95 derece yerine 60 derecede çalıştırılan makine yüzde 40
enerji tasarrufu sağlar. Çamaşır makinesi her dönüşte 120-200 litre su harcar ve enerjinin yüzde 90'ını suyu ısıtırken tüketir.

Şimdi 'market markalı' ürünler iyi satıyor
Ekonomik krizin kendini hissettirdiği son bir ay içerisinde tüketicilerin tüm harcamalarını minimum seviyeye indirdiği görülüyor. Tüketicilerin tıpkı 1994 krizinde olduğu gibi sadece gıda ürünleri aldığını söyleyen Metro Grosmarket Genel Müdürü Hakan Ergin, "Burada da ikinci markaları ya da marketlerin kendi marka ürünlerini tercih ediyorlar" dedi. Asıl tehlikenin önümüzdeki birkaç gün
içerisinde yaşanacağını belirten Ergin, yüzde 10 ile 15 arasında değişen ikinci zam dalgasının kapıda olduğunu açıkladı. Dövizin sürekli yükseliş içerisinde olmasının piyasayı olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Ergin, "Buna bir de programın hâlâ açıklanmamış olması eklenince firmalar zam hazırlığına girdi" diye konuştu.

'Fiyatları iyi araştırın'
Kriz dönemlerinde alışveriş yaparken tüketicilerin çok dikkatli olması gerektiğini ifade eden Ergin, çok iyi fiyat araştırması yapmak gerektiğinin altını çizdi. Bazı marketlerin kampanyalar düzenleyerek birkaç ürünün fiyatını düşürdüğünü belirten Ergin, "Bu arada diğer ürünlerin fiyatları artmış olabilir. Böyle bir durumda yapılabilecek en doğru davranış, hangi ürün nerede ucuzsa oradan almaktır" dedi. Krizin değişik ürünleri denemek için bir fırsat olduğunu belirten Ergin, fiyatı lider marka ürünlere göre yüzde 20 ile 70 daha ucuz olan market markalı (private label) ürünlerin alınmasını önerdi. Ergin, kalitesiz mallara karşı tüketicileri uyardı.
Promosyon, reklam ve lojistik harcamalarının minimum düzeyde tutulduğu öz marka ürünler düşük fiyatlarıyla kriz dönemlerinin tüketiciler için can simidi oluyor. Türkiye'de kendi markasıyla üretim yaptıran ilk perakende kuruluşu Migros. Peynirden margarine, kahveden deterjana 650 çeşit ürünü kendi markasıyla satan Migros, bunları tüketicilerine yüzde 25 daha ucuza ulaştırıyor. Migros Genel Müdürü Oktay Irsıdar, düşük maliyetli ürün almak isteyen tüketicilerin marketlerin öz markalarına yöneldiğini söyledi. Gima, private label ürünlerini Gimmy ve Gima isimleri altında satıyor. Gima marka ürünler mağazada satılan diğer ürünlere göre yüzde 30 daha ucuz. Real, TİP markasıyla üretim yaptırıyor. Tansaş Tansaş markasıyla, Metro Grosmarket ise Aro, Altınel, Goldhand gibi markalarla üretim yaptırıyor.

Bakkala ilgi arttı
İstanbul'da faaliyet gösteren bir bakkalın kriz sonrası tüketici eğilimi gözlemleri, tasarrufun bir diğer yönünü, aile bütçeleri küçüldükçe büyük marketlere daha az gidildiğini gösteriyor. İzlenimler şöyle: Ekonomik krizle birlikte gelir ve giderini daha iyi dengelemek zorunda kalan vatandaşlar alışverişte ucuz ürüne yönelmeye başladı. Markalı ürünler yerine yüzde 50-70 daha ucuz olan bilinmeyen markalar tercih edilmeye başlandı. Ellerinde bulunan parayı bayramda harcayan ve parasız kalanlar peşin parayla çalışan zincir marketler yerine bakkalları tercih ediyor. Veresiye isteği arttı. Bakkallara karşı artan ilginin iki önemli nedeni var.
'Zaten az alacağım. Onun için markete gitmeye gerek yok ve hipermarketlerde ihtiyaçtan fazla alışveriş yapacağım" düşüncesi.
YARIN: Bir tek bizde olmuyor ki!


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.